VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Ocak 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Elektrikle nasıl tanıştık?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Elektrikle nasıl tanıştık?

Kandiller, meşaleler, el fenerleri, havagazı ve nihayet elektrik... İstanbul’u aydınlatma serüveni, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İstanbul’da Elektrik” kitabında anlatılıyor.

Prof. Dr. Vahdettin Engin ve Prof. Dr. Ufuk Gülsoy’un Başbakanlık Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri de dâhil olmak üzere, üç yıl süren kapsamlı bir araştırma sonucu yazdıkları kitap, elektriğin hayatımıza giriş öyküsünü tarihsel süreci izleyerek anlatıyor ve elbette dikkatli okur satırlarda elektrikle birlikte değişen günlük hayatı, ihtiyaçları, toplumsal gelişimi de bulabiliyor. Bu nedenle kitapla, elektrik üzerinden İstanbul örneğinden yola çıkarak geleneksel bir toplumun dönüşümünün fotoğrafı da çekilmiş bir yandan.

Prof. Engin ve Prof. Gülsoy, kitabın ilk sayfalarında İstanbul’un karanlık zamanlarını anlatmışlar. İmparatorluk başkenti İstanbul’da elektriğin olmadığı zamanlarda aydınlanmada elbette başrolde mum var. Zaman zaman da yağlı kandiller. Sokaklar zifiri karanlık olduğundan vatandaşların fenersiz gezmeleri yasak.

Tales’ten Tesla’ya
Büyük değişimin, hızlı gelişimin fitilini 1854’te İstanbul Şehremaneti’nin kurulması yakıyor elbette. Bugünkü Büyükşehir Belediyesi yani... 1864’te “Sokakların gece kandil ile aydınlatılması, birinci derece mamuriyet ve medeniyete delalet eder. Her memur kendi evinin önünde fener yaktıracaktır. Memurlar ve Saray görevlileri hane ve yalılarının önüne yaz kış yanacak kandil asacaklardır. Dükkânlar ve çarşı esnafı 40-50 adım mesafeyle fener asacaklardır. Fenerin şekli zabıtaca verilen numuneye göre olacaktır” diyerek İstanbul’un aydınlanmasıyla ilgili ilk önemli adımı atıyor. Sonrası hızla gelişen bir süreç. Sultan Abdülmecid’in 1853’te Dolmabahçe Sarayı’nın havagazı ile aydınlatılmasını kararlaştırması da bir başka dönüm noktası. Bunun için Dolmabahçe’ye gazhane kuruluyor ve 1856’da Cadde-i Kebir yani bugünkü Beyoğlu, Pangaltı, Bahçekapı, Beşiktaş Karakolu ve Yıldız Sarayı havagazı ile aydınlatılıyor.
Yine kitaptan öğreniyoruz ki İstanbul’un elektrikle aydınlatılması işine bir Fransız firma talip oluyor. Bir yıl sonra 2. Abdülhamid, İstanbul’un ve diğer Osmanlı şehirlerinin elektrikle aydınlatılmasına yönelik kararı onaylıyor. Ama asıl önemlisi “Eğitim şart” diyerek Darüşşafaka’dan mezun iki genci Fransa’ya eğitime yolluyor. Şu elektrik nedir, nasıl işler, neye yarar, faydası, zararı, üretimi, dağıtımı; kısaca her konuda hem eğitim alsınlar hem de raporlar hazırlasınlar diye. Vatandaşın da eğitilmesi gerektiğinden dönemin gazetelerine büyük iş düşüyor. Örneğin Servet-i Fünun’da yayımlanan “Elektrik Terekkiyatı” başlıklı bir yazıda “Yabancı gazeteler kaynağı Amerika olmak üzere yeni bir elektrik harikasından söz ediyorlar. Mösyö Tesla isimli bir zatın Amerika’da keşfetmeyi başardığı kesintili bir elektrik cereyanıdır ki bunun sayesinde icatçının hayali ışık adını verdiği elektrik aydınlatması elde edilir.”

İcat Amerika’dan ama icada “elektrik” adını veren bu topraklardan Miletli Tales’tir, bu notu da düşelim buraya...
İstanbul’un ilk elektrik fabrikası Tersane-i Amire 1888’de açılıyor. Dolayısıyla imkânı olanlar kendi binalarında elektrik kullanmaya başlıyor. Beyoğlu’nda bazı otellerde ve dükkanlarda elektrik kullanılıyor örneğin.
2. Abdülhamid’in İstanbul’un elektrikle aydınlatılması imtiyazını bir devlet kurumu olan Tophane-i Amire’ye vermesinin büyük değişime ivme kazandırdığı, 1908’de 2. Meşrutiyet’in ilanının toplumsal hayata ve elektriğin yayılmasına etkilerini, 1911’de Silahtarağa Elektrik Fabrikası’nın inşasına başlanması ama araya Trablusgarp Savaşı’nın girmesiyle işlerin sekteye uğradığı, meraklılarına kitapta uzun uzun anlatılmış. Okur, kitapta İstanbul’da elektrik kullanımıyla ilgili pek çok bilgi ve belgeye ulaşabilir. Ama kimi satır aralarında saklı öyle naif bilgiler var ki, bu karamsar gündemde bile gülümsetebiliyor insanı.




Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163