VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2013 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > En çok Kuran ve Nutuk okunuyor
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

En çok Kuran ve Nutuk okunuyor

Gezi Parkı eylemleri ile Türkiye muhalefet ve kültür tarihi, pek çok ilki de yaşıyor. İşte, avukatların, mühendislerin, mimarların, yazarların, yayıncıların hep birlikte inşaa ettiği Gezi Kütüphanesi'nin hikayesi.



Gezi Parkı eylemleri ile Türkiye muhalefet ve kültür tarihi, pek çok ilki de yaşıyor. Gezi Parkı ya da nam-ı diğer Çapulcu Kütüphanesi de bunlardan biri. İsteyenin kitabını okuduktan sonra geri verdiği, isteyenin alıp götürdüğü, hiçbir kaydın olmadığı bir kütüphane bu. Bir benzerine daha önce Wall Street eylemleri sırasında Zucotti Park'ta kurulan ve çadırını ünlü müzisyen Patti Smith'in hediye ettiği kütüphanede rastladığımız bu sıradışı ve güzel oluşumun hikayesini Gezi Parkı'nın sakinleri, dostları anlattı. Oluşumun öncüsü iki çocuk annesi bir pedagog. Ancak bildiğiniz üzere Gezi'de kimse adının öne çıkmasını istemiyor. Çünkü diyorlar; "Bu bir dayanışma, kimsenin adı öne çıkmamalı, bir çeşit reklama dönüşmemeli." İşte, avukatların, mühendislerin, mimarların, yazarların, yayıncıların hep birlikte inşaa ettiği Gezi Kütüphanesi'nin hikayesi.



NASIL KURULDU, KİMLER KURDU?

Gezi direnişi ilk başladığı andan beri kitapla iç içe. Gezi, polislere kitap okuyan eylemcilerin fotoğraflarıyla tanındı. Hatta polislere kitap okutmaya da çalışıyordu eylemciler hatırlarsınız. Gezi'de savunulan hayat, ağaçlarla kitaplarla iç içe bir hayattı çünkü. Baskından önceki son gece, geç saatlere kadar topluca kitap okundu burada. Binlerce insan da canlı yayından Gezi'de okunan kitabı dinledi. Gezi'de herkes kendi başına erk alıyor, inisiyatif alıyor ve emek ağına girip yapıyor. Merkezi bir örgütlenme olmadığı için bir kütüphane kurma kararı alacak yetke de yoktu. Kütüphaneye ihtiyaç olduğunu ve birşeyler yapabileceğini düşünen herkes birşeyler yaptı. Tek Gezi Kütüphanesi bizimki değil, başkaları da var. Daha da yeni Gezi kütüphaneleri açılabilir. Mekanın ruhu böyle. Benim kendi deneyimim ise şöyle: Zaten ağaçların yıkımı durdurulup da direnişin başladığı ilk günden beri (27 Mayıs) Gezi parkına sandviç, su, bisküvi, meyve, kitap, gazete ve dergi taşıyordum herkes gibi. Getirdiğimiz her şeyi de orada paylaşıyorduk. İlk gün giderken bir kilo limon, bir kilo erik ve iki dergi, üç kitapla gitmiştim. Limonlara gerek kalmadı. Erikleri yedik, çöplerini topladık, kitapları da bir ağacın altına koydum. On dakika durmadı orada dağılıp gittiler. Ertesi gün ve sonraki gün de yaptım bunu. Gezi parkına tekrar girilip koordinasyon çadırının inşa edildiği gün, evden bir çanta dolusu kitapla çıktım, onları bu sefer koordinasyon masasına bırakıp, yemek dağıtma işine girdim, bir baktım on dakikada kitaplar eridi. Ertesi gün gene kitaplarla gittim, "kütüphane var mı, ya da olacak mı?" diye sorduğumda, "biz yapamayız," dediler. "E ben yapayım öyleyse," dedim, "yap ama toprak üzerinde olmasın taş ya da beton bir yer bul," dediler. "Eyvallah," deyip ayrıldım, sonra işte şimdi kütüphanenin üzerinde bulunduğu çimento dökülmüş zemini buldum. Elli metre ötede de raf yapmak için kullanabileceğimiz yol yapımı için sanırım oraya bırakılmış taşlar duruyordu. Ben yardım isteyecek birilerini ararken, iki sanatçı arkadaşıma rastladım. Kavramsal sanatla uğraşırlar ve onlar kaldırım taşlarına bence çok güzel olan bu formu verdiler. Çok insan taş taşımaya yardım etti. Elli kişi birlikte yapmışızdır. Biz ilk sıra rafı bitirdiğimizde "ne yapıyorsunuz?" diye soranlar oldu, "kütüphane," deyince de okudukları kitabı rafa koyup fotoğrafını çektiler, duyurusunu yaptılar, Twitter'dan paylaştılar. Bu o kadar hızlı kampanyaya dönüştü ki kitaplık bittiğinde tüm raflar kitap dolmuştu. Mühendis gençler belirdi etrafımızda, bu devrilir deyip yeni ayaklar ilave ettiler. Sonra mimarlar geldi ve katkılarını yaptılar. Elektrikçi geldi elektrik çekti, insanlar çadır alıp üstümüzü kapattı, sokak lambaları getirdiler, fesleğenler koydular. Laptoplar getirdiler, günlükleri yazdılar, kitapların içine çapulcu kütüphanesi yazan kaşeler yaptılar, yaptırdılar, getirdiler. Herkes bir ihtiyacı gördü tamamladı. Burayı hep birlikte yaptık. Geçenlerde "burayı yaptık derken kastettiğiniz 'biz' kim?" diye sordu yabancı bir gazeteci. "Kim olacak o anda orada olup bu işin bir ucundan tutanlar," diye cevap verdim.



KİTAP BEDAVA MI?

Burası öncelikle bir kütüphane, yani Gezi'de dolaşanların, kalanların, bir kitap olsa da okusam dediklerinde gidip raflarından özgürce bir kitap seçip alabilecekleri bir yer. Öyle de kalmasını istiyoruz. Bununla birlikte Gezi ruhunu yansıtan, yeni hayatı yansıtan, buraya yıkım getirmek isteyenlere karşı Gezi'den hayat ve kültür yaymak isteyen bir yer. Gezi Kütüphanesi'nden kitap almak için kütüphane kartına gerek yok, aldığınız kitabı geç getirince ceza ödemek yok... Müthiş dinamik bir yapısı var. Aynı zamanda bir takas şenliği gibi. İnsanların içlerinden gelen dayanışma arzusu sayesinde sürekli kitaplar getirip kitaplar alıyorlar. Bu kadar çılgınca bedava kitap dağıtılan bir yerde gene de sürekli kitap var. Ne miktarda kitabın sirkülâsyonu yaşandığını da kimse bilmiyor ama çok fazla olmalı. Buraya gelen herkes görüyor: Neredeyse 24 saat raflarımızı karıştıran birileri var. Ve durmaksızın birileri kitap bağışlıyor. Gezi kalıcı olarak halkın olursa kütüphane de buna göre evrilebilir. Kütüphaneyi nasıl hep birlikte kurduysak hep birlikte bağışlar ve alımlarla dengesini de biz sağlıyoruz. Rafın önüne gelip karıştırmaya başladıysan sen de artık bu kütüphanenin bir parçasısın demektir.




EN ÇOK OKUNANLAR

En çok ilgi Kuran'a ve Nutuk'a, Şu Çılgın Türkler'e, Elif Şafak ile Orhan Pamuk'a. Gezi Kütüphanesi olunca herkes Heidegger okumaya çalışmıyor yani :) Her yerde neler popülerse burada da onlar popüler. Bir de bazen dergiler çok büyük ilgi görüyor. Ot dergisi geldiğinde birden bütün Gezi birer tane alıp yayılıp okuyor mesela.

KİTAPLAR NEREDEN GELİYOR?

Sistem şöyle işliyor: okurlar ve yayıncılar ve yazarlar bu kütüphanenin hayatta kalmasını istediklerinden, buradaki paylaşıma bir katkıda bulunmak bunun bir parçası olmak istediklerinden, birşeyler katmak istediklerinden, buraya kitaplar getirip bağışta bulunuyorlar. Gönüllü çalışan bizler de bunları elden geldiğince tasnif edip raflara yerleştirmeye çalışıyoruz. Fakat bazen o kadar yoğun kitap akışı oluyor ki bu tasnif konusunda yaya kalıyoruz. Kütüphaneciler birliğinden uzman arkadaşlar da sağolsunlar yardıma geldiler. Ancak inanılmaz sirkülasyon altında çalışma imkanı bulamadılar. Belki ileride. An itibarıyla gezi'ye gelirken çantasına üç beş de kütüphane için kitap atıp çıkanlar, ve yayınladıkları kitaplarını bağışlayan yazarlar, çevirmenler ve yayıncılar ayakta tutuyor. Gelirken yolda bir kitapçıya uğrayıp özel olarak Gezi Kütüphanesi'ne bağışlamak için kitap alanlar da oluyor. Hem de sandığınızdan fazla. Poşetleri açınca içinden çıkan fişlerden anlıyoruz.





İSTEYEN KİTAP ALIP GİDİYOR, YA KİTAP BİTERSE...

Buna biz engel olmuyoruz, boşalır boşalmaz yeni kitaplarla takviye yaparak insanlar kendileri engel oluyorlar. Gezi kütüphanesinden bedava kitap almak ve eve götürmek davranışını dışarıdaki ekonomiyle okuyup yağmalama diye bakmayınız. Aksine, biz özellikle insanları kitap almaya teşvik ettik, yoksa ilk başlarda herkes sadece bağışlamak istiyordu. Buradan alınan kitap burasıyla eviniz arasında kurulan bir köprüdür. Gezi ruhunu çoğaltan, evlere taşıyan bir yanı var. Evlerden gelen kitaplar da evlerden geziye bir akış. Ayrıca bir Gezi direnişçisinin kitabının bir başkasınca alınması da ikisini birbirine bağlıyor. Özellikle Gezi'ye getirdikleri kitapların içine küçük notlar yazanlar bunun çok tatlı örneklerini oluşturuyorlar. Bir çapulcunun evinden diğerinin evine kitap transferi olması kadar güzel ne var? O kitabın okunması nasıl zevkli olur düşünün! Buraya ilk astığımız kartonlardan birine Çapulcu Kütüphanesi yazmıştık. Çapulcular bir kütüphaneleri olmasını istedikleri sürece burada kitap olacaktır.

BENZERLERİ VAR MI?

Wall Street'teki eylemlerde, Zucotti Park'ta bir kütüphane kurulmuştu. Hatta kütüphaneye çadırını Patti Smith hediye etmiş. Ama orada bir kütüphanecinin başında durduğu, 5000 kadar kitabın en son kayda göre toplandığı sabit bir kütüphane varmış. Yani kitaplar alınıp verilmiyormuş. Bizim raflarımızdan 5000'den çok daha fazla kitabın geçtiği kesin. Biz bir de öyle büyük bir kalabalıkla karşılaştık ki pek çok şeyi organize etmekte ciddi zorlandık bu keyifli yoğunlukta. Zucotti Park'taki kütüphaneyi baskın sırasında polis diğer şeylerle birlikte çöpe attı diye biliyoruz.


BAŞKA BİR ŞEYE DÖNÜŞÜR MÜ? KİTAP TAKAS MERKEZİ GİBİ?

Kimbilir. Belki de. Bunun için özel tasarım önerisi yapan mimarlar da oldu. Başında biri beklemeden dahi kitap takası yapılabilecek bir ünite tasarlamaya başladılar. Göreceğiz. Gezi'de hayat devam ederse ve buradaki hayatın bir kütüphanesi de olur sanıyorum. Ayrıca başka illere yayılan her direnişte de hemen bir Gezi Kütüphanesi kurulduğunu görüyoruz.

DESTEKÇİLER KİMLER?
Biz Gezi parkında bunu inşa ederken yayınevleri Taksim Platformu'yla iletişim halindelermiş, kütüphane kurmak için, "bekleyin yer bakalım sonra konuşalım," yanıtı almışlar, kütüphane fotoğrafı inşasını görünce kendi taleplerinin platform tarafından karşılandığını düşünüp, Twitter'dan desteklemişler, onların duyuruları sayesinde de çok fazla destek aldık, ve elbette bu yayınevleri bizi hiç aralıksız kitapla beslediler, geldiler gittiler, hiç yalnız bırakmadılar, çok da çalıştılar. Dolayısıyla evet bu kütüphane hem okurlar hem de yayınevleri, kitabevleri, gazeteler, dergiler tarafından inşa edilmiştir. İmza günleri için de denemeler başladı. Bakalım... Ayrıca başından beri yazarlar sendikası inanılmaz destek vedi veriyor, hem kitap hem de insan gücü hem de moral destek olarak.


TUĞLA RAF KİMİN FİKRİ?
Tuğla raflar o sırada Gezi'deki eylemde olan iki güncel sanatçı arkadaşın yaratıcılığıyla oluştu. Hemen oradaki, muhtemelen inşaat veya yol çalışmaları için oraya getirilip bırakılmış kaldırım taşları kullanılarak yapıldı.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163