VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > En zor seçim
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

En zor seçim

Bir yanda çocuk sahibi olma hayaliyle yanıp tutuşan genç bir çift, öte yanda umudunu yitirmeden kayıp kocasını ve kızını arayan bir kadın. Aşk, sevgi, umut, vicdan, arayış, vazgeçiş ve seçimler üzerine dokunaklı, yürek burkan bir roman...

ÖZLEM AKALAN


Geçtiğimiz ay vizyona giren ve sinema sitesi IMDB’de 7,3 puan alan “Hayat Işığım” filminin romanı da en az beyazperde uyarlaması kadar dokunalı ve unutulmaz. Margot L. Stedman’ın bu ilk romanı, Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1918’de başlıyor ve 1950 yılına kadar devam ediyor.

Savaşa katılan ve pek çok şey yaşayan sayısız askerden biridir Tom Sherbourne. Avustralya’ya dönünce Janus Kayalığı adı verilen ve ülkenin en batı ucundaki Partaguese Burnu’na bağlı bir deniz fenerinde bekçilik işi bulur. Bir önceki bekçi, ölmüş karısının hayalini gördüğü için görevden alınmıştır. Tom, Janus Kayalığı’na gitmeden önce âdet olduğu gibi liman müdürünün evinde şehrin ileri gelenleriyle birlikte bir akşam yemeği yer. Bu yemekte hayatının aşkı Isabel ile tanışır. Bir yıl boyunca mektuplaşan genç çift evlenir ve fenerde birlikte yaşamaya başlarlar. Tom ve karısı, gözlerden uzak, tam anlamıyla izole hayatlarından memnun olmalarına rağmen çocuk sahibi olamamanın üzüntüsünü yaşamaktadırlar. Üç kez düşük yapan Isabel, ağır bir depresyona girdiği sırada bir mucize gerçekleşir; bir bebek ağlaması duyar. Ses, fenerin kıyısına vuran bir sandaldan gelmektedir. Sandalda ölü bir adam, bir kadına ait olduğu anlaşılan bir hırka ve iki aylık bir bebek vardır. Tom, sandalı ve içindekileri anakaraya haber vermek ister. Isabel ise, hiçbir annenin bebeğini bırakmayacağını, hırkası sandalda olduğuna göre kadının muhtemel denize düşüp öldüğünü söyleyerek kocasını bu kararından vazgeçirir. Tom, yaptığının doğru olmadığını bilmesine rağmen karısının yalvarmalarına dayanamaz ve bebeği sahiplenmeye karar verir. Küçük kızın adını Lucy koyarlar.

Tükenmeyen umut
Kayalıkta geçen iki mutlu yılın ardından, küçük aile ilk kez anakaraya ailelerini görmeye gittikleri sırada hiç beklemedikleri bir gerçekle karşılaşırlar: İki yıl önce, Hannah Roennfeldt adlı kadının kocası Frank, kızıyla birlikte denizde kaybolmuştur. Avusturyalı olan Frank, yerel halktan gençlerin saldırısına uğramış, kucağında kızıyla canını kurtarabilmek limandaki sandallardan birine binerek kaçmaya çalışmıştır. Ertesi gün polis elinden geleni yapmış, ülkenin dört bir yanında aramalar başlatmış ancak Hannah’nın kocası ile bebeği Grace’in izine rastlanmamıştır. Yetkilileri sürekli sıkıştıran Hannah, kızının yaşadığına emindir ve umudunu asla kaybetmez.

Bu olayı duyan Tom ile Isabel, Frank Roennfeldt’in sandalda bulup gömdükleri adam, kendi çocukları gibi yetiştirdikleri Lucy’ninse kızı Grace olduğunu anlarlar. Tom bir kez daha vicdan muhasebesi yapar ve acılı kadına gerçeği anlatmak ister. Ancak Isabel, Tom’un bu fikrine şiddetle karşı çıkar. Çift gerçeği gizlemeye karar verir.

Aradan iki yıl daha geçer ve Sherbourne ailesi bir kez daha anakaraya çıkar. Bu kez trajediyi sadece üçüncü şahıslardan duymaz, bizzat Hannah ile karşılaşırlar. Janus Kayalığı’na dönmeden önce, artık sırrı daha fazla saklayamayan Tom, Hannah’nın posta kutusuna imzasız bir mektup bırakır: “Onun için endişelenme. Bebek güvende. Seviliyor, iyi bakılıyor ve her zaman da böyle olacak. Kocan Tanrı’nın ellerinde huzur içinde. Umarım bu seni avutur. Benim için dua et.” Bu not ile birlikte yıllar süren araştırmanın sonu çorap söküğü gibi gelir. Yetkililer Tom ve Isabel’e ulaşır, dört yaşına gelmiş olan Lucy’yi “gerçek” annesine teslim ederler. Tüm suçu ve sorumluluğu üstlenen Tom hapse atılır. Tom’un sırlarını açık etmesi ve Lucy’nin elinden alınmasına çok öfkelenen ve acı çeken Isabel, kocası ölümle yüz yüze olmasına rağmen gerçeği, aslında tüm suçun kendisinde olduğunu itiraf etmez.

Seçimler, doğrular, yanlışlar
Çocuğunun hayatta olmasına çok sevinen Hannah ise, Grace’i kucağına alır almaz büyük bir hayal kırıklığı yaşar çünkü kız mutsuz ve çok korkmuştur. Herkes bir çıkış yolu ararken Lucy - Grace’in hayatının nasıl şekilleneceği biraz da hikâyenin kahramanlarının vicdanına kalmıştır…
Roman, aşkı, çocuk özlemini, umudu anlatsa da kahramanların yaptıkları seçimler okuru derinden etkiliyor, “Acaba ben ne yapardım?” sorusunu sıklıkla sorduruyor. Romanı okuyanlar arasında Tom’un vicdanını dinlemesini ve Lucy’yi annesine kavuşturmasını doğru bulanlar kadar Isabel’in “yanında” olanlar da var. Yazar Stedman konuyla ilgili; “İnsanların güçlü bir iyi ve doğru içgüdüsüyle doğduklarına inanıyorum,” diyor ve ekliyor; “Bu hikâyede öne çıkan Tom ve Isabel’in adada izole bir yaşam sürmeleri ve gerçeklerden kopmaları. Janus Kayalığı’nda çevrelerinde onlara ahlaki açıdan ayna tutacak, davranışlarını onlara geri yansıtacak hiç kimse yok. Dolayısıyla kararlarını bunu da düşünerek yorumlamak lazım.”

Gözlerimi kapattım deniz fenerini gördüm

Asıl mesleği avukatlık olan M. L. Stedman, özel hayatı hakkında konuşmayan yazarlardan. “Romanım otobiyografik olmadığı için özel hayatımın detaylarının okurun ilgisini çekeceğini sanmıyorum,” diyor. 90’lı yıllardan beri yazan ancak ilk romanını 2012’de yayımlayan ve müthiş bir başarı elde eden Stedman, romanının doğuş hikâyesini şöyle anlatıyor: “Bundan uzun yıllar önce, Avustralya’nın batısındaki bir adadaydım. Gözlerimi kapattım. Zihnimde bir deniz feneri ile bir kadın canlandı ve hikâye böyle başladı. Ardından bir adam belirdi zihnimde, fener bekçisiydi. Sonra bir sandal, ölü bir bedenle kayalıklara doğru sürüklendi. Bir süre daha gözlerim kapalı bekledim. İşte o zaman sandaldaki bebeği gördüm. Sonrasını yazmaya başladım.” Peki, romanın geçtiği mekân, Janus Kayalığı gerçekte var olan bir yer mi? “Janus Kayalığı hem gerçek hem de kurgu bir mekân” diyor yazar; “Böyle bir kayalık yok ancak Büyük Güney Denizi ile Hint Okyanusu’nun birleştiği bölgenin iklimi ve atmosferi az-çok anlattığım gibi. Kitabın bir bölümünü orada yazdım; çok güzel ve zaman zaman çetin bir yer.”


Paylaş