VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Kasım 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Enis Batur’un üçgenleri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Enis Batur’un üçgenleri

“Siyah Sert Berlin”, Enis Batur’un kendine Paris, Berlin ve İstanbul’u hem arka fon hem de başkahraman olarak seçtiği anı-günlük tarzındaki üçlemesinin ikinci kitabı.

Özlem Akalan

Gazeteciliğe başladığımda, o zamanki müdürüm bana gazete yazısı yazmanın kurallarını öğretmişti: “ABD yazmayacaksın; açılımını yazacaksın. Devrik ve uzun cümleler kurmayacaksın. Gazeteyi her kesimden insan okuyor ve her şeyi bilmek zorunda değiller. Okuduklarını anlamalılar.” O zaman neredeyse tümüyle boş olan beynime bu kurallar öyle bir yerleşti ve alışkanlık haline geldi ki, her okuduğum yazıda sadelik arıyorum. Yazarken de, derdimi anlatamamaktan, anlaşılamamaktan korkuyorum; kısa ve net yazmaya çalışıyorum söylemek istediklerimi. İşte tam da bu alışkanlıklar ve korkular nedeniyle Enis Batur benim için hep zor bir yazar olmuştur. Konuya bir yerden girip bambaşka bir yerden çıkması; “film” yerine “filim”; “saati” yerine “saatı” yazmak gibi kendine has kurallarının olması; devrik cümlelerden ve kelimeleri eğip bükmekten hoşlanması beni hep soluksuz bırakmıştır. “İmlâ hatası var!”; “Öznenin yerini değiştirseler cümle daha kolay anlaşılırdı!” düşünceleri yüzünden okumam sürekli kesiliyor.
“Siyah Sert Berlin”i elime aldığımda “Yine zorlu bir okumayla karşı karşıyayım” diye geçirdim aklımdan. İkinci başlığı gördüğümde ise hemencecik yelkenleri suya indirdim; “Üçgenler Kitabı”. Kaç insan geometrik şekillere anlam yükler, onları sever bilemiyorum ama benim en sevdiğim şekil üçgendir. Hele, Pisagor’a göre mükemmelliğin simgesi olan ve on noktadan oluşan eşkenar üçgen tetraktis yok mu! Her gördüğümde, bu şekli hayranlıkla “seyrederim”; bu denli kolay elde edilebilen bu denli mükemmel bir şekil!
Usta yazar Batur’un etkisinden olsa gerek ben de konuya bir noktadan girip bambaşka bir noktaya vardım sevgili okur; özürlerimi sunarak konuya geliyorum.

ÜÇ ŞEHİR, ÜÇ YAZAR
“Siyah Sert Berlin”, Enis Batur’un geçtiğimiz yıl yayınladığı “Paris, Ecekent” ile başlayan üçlemesinin ikinci kitabı. İstanbul kitabıyla tamamlanacak seride Batur, yanına Ahmet Hamdi Tanpınar, Charles Baudelaire ve Walter Benjamin’i de alarak okuru kentler, kent kültürleri, sanat, felsefe ve elbette edebiyat yolculuğuna çıkarıyor. Bu seriyi günlük, anı ya da gezi sınıfına sokabilirsiniz. Çünkü herkes ne isterse onu bulacaktır okurken. Ben en çok ince edebiyat karşılaştırmalarından keyif aldım. Bir de Batur’un yarattığı üçgenlerden. Paris, Berlin ve İstanbul bir üçgenin köşeleri. Tanpınar, Benjamin ve Baudelaire ise bir başka üçgenin. Yazarın, 1. Dünya Savaşı sırasında pilot olarak Berlin’de bulunan dedesi, kendisi ve henüz doğmamış olan ve geleceği simgeleyen torunu ise bir diğer üçgenin yapıtaşları. Çok okuyan, çok üreten ve çok okunan, bu nedenle birden fazla yayıneviyle çalışan usta yazarın geçmiş, bugün ve geleceği iç içe geçirdiği kitabı modern aylakların rehberi niteliğinde. “Paris, Ecekent”i okumadıysanız, üçgenin İstanbul köşesi yayınlanmadan önce “Siyah Sert Berlin” ile beraber edinmenizi öneririm.

 Siyah Sert Berlin Siyah Sert Berlin

Enis Batur

Detay için tıklayın

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam