VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ocak 2014 Salı | Anasayfa > Haberler > Enver Aysever''den "Bitmemiş romana dönüş"
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Enver Aysever'den Bitmemiş romana dönüş

Uzun bir süre soluksuz izini sürdüğü bir romanın, kimi zaman gerekçesi belirsiz, pek çok kez tam da neden olduğunu bilerek teslim olmak biçiminde, yarım bırakılışına tanık olur yazar.

ENVER AYSEVER

Bu vedalaşma hali ilkin bir kurtuluş duygusu uyandırır yorgun zihinde. Neden böyle bir işle meşgul olduğuna hayıflanan yazar için bir rahatlama, zincirlerinden kurtulup, ardına bakmadan özgürlüğe koşma halidir bu. Her kurmaca kendi hakikatini gelir, dayatır sonunda. İnatlaşmak, dövüşmek, türlü güç gösterilerine girişmenin anlamsızlığını deneyimiyle öğrenmiştir kişi. Pek de can sıkıntısı olmadan olay yerinden yaylanmanın zamanıdır. Dışarıda büyük vaatler sunan bir dünya hazır bekler. Hınzır bir koku gelir yerleşir burna. Artık saatler boyu kan ter içinde kıvranma bitmiş, yerini bir uçurtma özgürlüğüne bırakmıştır.
İlk saatler/günler rakının genzi yakan şahane lezzetiyle, yanında lokma lokma gelen tarifsiz hazlarla geçer kuşkusuz. Bu sırada ihmal edildiğini düşünen dostlar biraz sitemli bakmalarına karşın belirir teker teker. Meyhaneler, uzun ve tenha caddeler, vaveyla eden kalabalıklar çekici gelir. Bir yük sırttan atılmış, şenlikli bir dünyaya göz kırpılmıştır. Dakika başı kapıyı çalan o inatçı kelimeler uzağa düşmüştür. Yerli yersiz, bir hayalet gibi karşısına dikilen kahramanların arsızlığından sıyrılmak en büyük mutluluktur. Sallanıp, yuvarlanıp hayatın tadını çıkarmanın tam zamanıdır. Uzun söyleşiler yapmanın, gırgır geçip, serserilik etmenin zamanı! Cilveleşmeler başlar, yeni hülyalara dalmanın sarhoş edici lezzetine doyasıya varılır, beden esrikliğe sevinir, ten bu yakıcı kavuşmalarda destansı başarılara imza atar. Yaşamak seçeneği varlığını iyiden gösterir. Yazmanın yorucu, tutsak eden, bağımlılık halinden kurtulup, salıverilmiş bir mahkumun mutluluğuna kavuşur yazar.
Ya da zaten tüm bu haller güçsüz kılmış ve yazının izini sürmek tam da bu kalabalık/karmaşık, yorucu serüvencilikten ötürü yorucu gelmeye başlamıştır yazara. Sürekli bir vuruşma halinde yaşamak, iyi bileylenmiş bir bıçağın ucunda solumak ve her an ölecekmiş gibi yürek ağızda olmak tüketmiştir sözlerini. Veda etmenin zamanıdır yazı masasını ele geçiren, dur durak bilmeden gevezelik eden o kalabalığa. Bir yudum su içmeden kaç zaman geçtiğini fark etmek kendine getirir belki yazarı. Masadan kalkar ardına bakmadan yürür gider.
Çocuk sesleriyle dolu bir oda, elinde sade kahve gelişini bekleyen bir eş, günlük daleveralara bulanmış kapıcı, bakkal, bekçi, ver allahım ver ve herkesler vardır! Aynı işleri tekrar yapmanın güveni sarıp sarmalar insanı. Taksitlerinden boğulmuş bir annenin sevecen sesi, kırık not almış bir talebenin haklı isyanı ve yeni terk edilmiş sevgililerin birlikte hıçkırarak ağlamaları, derinden gelen o ağulu yaşam sevinci kurtarır yazarı. Camdan dışarı bakar, tavşan kanı demli çayından yudum alır, arkadan vızıltı halinde radyodan akşam haberleri gelir geçer...
Tüm bu kandırmaca durdurmaz yazan kimseyi. Eğer o ekmek peşinde koşmak için kalemi eline almışsa zaten telaşı vardır. Bir yandan alacaklıların tırnakları boğazındadır, öte taraftan kahırlı geceler boyu kahramanlara söz geçirmeye çalışmaktadır. Hep acelesi olan insandır yazar. Kimi, kimsesi olmasa da, yalnız bir adayı kendi düzeninde kurgulayıp, dökülüp saçılıp tadını varmaya çalışsa da! Tedirgin kişidir yazar. Bir an yoldan çıkarsa, unutkanlık hali deyip, uzağına düşerse öyküsünün, hemen terk edilen kişidir yazar. Küfürler, itiş kakışlar, akla gelen türlü ihanetler arasında ayakta durmaya çabalayan, ıslah olmaz kimsedir yazar. Arsız, tımarhane kaçkını gibi dolanan sürekli sayıklamalar içinde, sanrılı rüyalarda boğulan bir yalnız kişidir yazar.
HEP EKSİK, HEP YENİK
Bir romanı terk etme niyeti hep vardır aklında yazarın. Eksik olduğunu bildiğinden mi, yoksa zaten sonu olmayan, beyhude bir kavgayı verdiği için mi bilmez ama roman adım adım, satır satır, kişi kişi, diyar diyar biçimlendikçe korkar yaratısından. Kimin egemenliği altında olduğunu bilememek, derin ve insanı öldüren yetersizlik duygusu içinde çırpınmak, hep eksikli, yenik olma halinden şaşkın bir halde olmaktan bıkkın... Aklının bir yerinde terk etmek vardır romanı. Romancı ve roman arasında sürekli yer değiştiren garip ve ürkütücü, dışarıdan bakanın delilik hali diyeceği belki, ıslah olmaz bir ilişki vardır. Ayaklarının altından yeryüzün kaydığını bilmek tüketir insanı. Bir başka dünyada olduğunu varsaymak, yalan yanlış inançların ardından sürüklenmek ve tüm bu olup biteni kimseye söyleyememek, tüm romancıların ortak sırrını açık ederse eğer lanetleneceğini bilmek ne büyük bir ıstıraptır Allah’ım!
Bir zaman başına alıp kaçmaya kalksa bile yazar, döner gelir girer gönüllü kafesine. Ne alkışlarla karşılanır, ne asık yüzle, ne de yuh çeken utanmaz hallerde belirir kahramanlar karşısında. Birlikte kenti dolaştıklarını, içki masalarında sabahladıklarını, sevişmenin en güzel yerinde takıntılı biçimde yatağı terk ettiklerini kimse yüksek sesle dile getirmez, hatta aklından bile geçirmez zaten! Kurmacanın insanı hayrete düşüren, ama muhakkak er ya da geç mıknatıs gibi çeken gücü karşısında çaresiz boyun eğer yazar. Başkalarına bir kader biçmek için oturduğu yazı masasında, kendi hayatı tükenir tıkır tıkır, nefes nefes!
Bedenin hareketlerini biri filme çekse, yüzdeki ifadeyi anlamak için gizlice görüntü alınsa mesela, üzerinde iyice tartışılan bir mahluk olduğu anlaşılır. İçine cin kaçmış gibi pörtlek bakmadadır gözler. Kan çanağına dönmüş, ateşli bir hastalık halinde sayıklar gibidir. Bir piyanistin tuşlarla dans etmesi, cilveleşmesi sırasında çıkardığı acayip sesler gelir sonra. İtirazlar, haykırmalar, sert yumruklar ve boncuk boncuk terler. Hayaletler senfonisi kafanın içinde didinip durmakta, bir nota olarak söze dönmektedirler.
Herkesi teskin etmek, olan bitene hakim olduğunu göstermek için kıvranması görülmeye değer yazarın. Bu acınası hal de neyin nesi diye soramaz insan bu dehşet görüntü karşısında!
Bir yazar romanını terk edemez. Nereye giderse gitsin, hangi kaçaklığın izini sürerse sürsün roman peşinden gelir. Zaten kopmayı, ayrılmayı aklından bir an olsun geçirmemiştir romancı. Ancak bir roman terk eder yazarını.
O yazar ki, eğer hakikati kaybetmiş, şan şöhret uğruna dil dökmeye başlamış ve gün ortasında renkli düşler görmeyi unutmuşsa o roman çeker, gider. Peşinden tüm yakarışlar boşunadır artık. Esin denen zırvalığı beklemek beyhudedir. Hiçbir zaman yukarıdan bir ses yazdıramaz bir romanı. Bir yazar ya yazmak için seçmiştir ömrünü ya da yazar değildir. Romana geri dönmek demek, unutulmayan sevgilinin, her adım başı resmini görmektir. Her sayfada kendini temize çekmek için çıkılan acımasız bir teraziden söz ediyorum.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163