VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Erkekler devlet, kadınlar aile kurar...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Erkekler devlet, kadınlar aile kurar...

Hep sorulur... Madem kadınlar daha duygusal, daha duyarlı, erkekler kadar akıllı neden bir Shakespeare, Einstein çıkaramadınız?

İnsanlar doğuştan eşittir” ile kadınların yıllarca devam eden eşit haklar mücadelesi... İnsanlar doğuştan eşit midir? Bence değiller. Farklı avantajlara sahipler, kimi daha mücadeleci ve güçlü olmak zorunda, kimi daha yardımsever ve paylaşımcı olup elindeki güçleri fayda sağlayacak şekilde dağıtma şansına sahip... Kadın ve erkek de yaratılışta eşit değiller bana sorarsanız. Bu da toplumsal, tarihsel, sosyolojik anlamda pek çok konuda insanoğlunun çağdaşlaşma yolundaki serüveninde her alanda bocalamasına ve bazen de ilerlemesine, yeni yollar aramasına sebep olmuş gözüküyor.
Sadece ülkemizde değil tüm dünyada tarımsal hayattan endüstrileşmeye geçişte, kırsal yaşamdan kentsel yaşam ile daha küçük çekirdek ailenin oluşumunda kadın erkek rolleri, sorumlulukları zaman içinde değişim gösteriyor. Bu noktada; örf, adet, gelenek ve özellikle yanlış yorumlamalarla din de etkili oluyor. “Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti” adlı kitapla oldukça kapsamlı bir referans ve başvuru kaynağını bize kazandıran Prof. Dr. Serpil Sancar, burada erken modernleşme sonrasında yaşanan kadın hakları reformlarının yansımalarını pek çok örnek, kişi ve kaynak ile ortaya koyan önemli bir çalışma yapmış.
İDEAL KADININ EVRİMİ!

Halen Ankara Üniversitesi’nde; Siyaset Sosyolojisi, Küresel Siyasal Hareketler, Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti, Toplumsal Cinsiyet ve Siyaset konularında dersler veren Sancar, erken ve kurgusal olduğunu söylediği Türk modernleşmesinin tarihsel gelişimini ve etkilerini gazete küpürlerinden, meclis konuşmalarına kadar detaylı biçimde ele almış.
Sancar, muhafazakar modernleşmenin katmanlarını, ideal kadının değişen süreçte nasıl betimlendiğini, kadınların yaşadığı hayal kırıklıkları ve zorlukları, yenilenme sürecinde nasıl rol aldıkları ve nasıl konumlandırılmak istendiklerini, milli davalara ne şekilde dahil edildiklerini, sonradan milletvekili olarak siyasi hayata girişleri ve mecliste bu konu yapılan konuşmaları feminist ve tarihsel bir bakış açısıyla önümüze koyuyor. Kitaptaki ilginç bölümlerden bazıları şöyle: Osmanlı- Türk Modernleşmesinin Cinsiyet Rejimi, Aile Odaklı Modernleşme, Ders Kitaplarında Modern Aile, Muhafazakar Modernleşme Dönemi, Modern Erkeğin Hoşgörülen ‘kusur’u: Fuhuş, Yeninin Ayak Sesleri; Kadınların Artan Sesleri ve Yaklaşan Feminizm...
Bir kadın, çalışan ve annelik sorumluluklarını da yerine getirmeye gayret eden bir birey olarak ülkemizde her dönem, her kesimdeki kadının farklı zorluklarla mücadele ettiğini düşünüyorum. Her ne kadar tepeden inme, erken vs. dense de Cumhuriyet’in günümüz sosyal yaşamında kadına pek çok konuda değer kattığını, hayatını kolaylaştırmak adına ona bir sıfır önde başlama şansı verdiğine inanıyorum. Nitekim tüm dünyada kadınların pek çok sıkıntıları var... Aileleriyle başka bir ülkeye sığınmak zorunda kalmış kadınlardan, Müslüman olarak zorluklar yaşayan kadınlara (Örnek: Living Islam Out Loud / Saleemah Abdul- Ghafur), buna karşılık okumak isteyen ve içinde kıpır kıpır bir enerji ve gürül gürül akan zeka pınarı ile evden çıkamayan, aile baskısı ile okuyamayan, çocuk yaşta evlenen kadınlar her yerde hâlâ yok mu? Marjane Satrapi’nin Persepolis’i, İran’daki kadın hakları konusunda bir dönemi apaçık anlatır mesela. Kısacası, her ülkenin kadın hakları gelişimi, etkileri ve yansımaları uzun yıllar öncesinden süre gelerek şekillenmiş ve devam eden bir dinamiğe sahip olarak irdelenmelidir. Nitekim Sancar da geçmişte Osmanlı’dan modernleşmeye uzanan yolda, Batı etkisindeki gelişmelerin kadın hakları, kadının toplumsal yaşama katılmasını detaylarıyla aktarıyor.
KAMUSAL KADINLIK

Kadının toplumsal yeri konusunda karar verme yetkisinin genelde eril düzenin etkisinde kalması ve muhafazakar modernleşmenin sunduğu kamusal kadınlık konularına değinen Sancar, okumaya, modernleşmeye, hayata katılımcı olmak isteyen kadınların çabasını başarılı bir şekilde inceleyerek bize sunuyor. Bunca mücadeleyi yaşanan zorlu süreçleri kitlelerle buluşturma sorumluluğu ve şansına sahip bir kadın olarak erkeklerle aynı eğitim imkânlarını kullanıp yükselebileceğini göstermiş olan Sancar’ın, profesör kimliğini kitabın yazarı olarak kullanmamasını yadırgadığımı söylemeden edemeyeceğim.
Kitapta, Halide Edip’in gösterdiği çabadan dışlanmasına, Afet İnan’ın medeni kanun için yaptığı çalışmalardan, toplumsal konumlandırılmasına, zamanın gazetelerinde köşe yazarlarının kadın algısından, aile ve ideal eş yorumlarına pek çok konuda detaylar dikkat çekiyor. Güzellik yarışmalarının Batı ile girilen bir rekabet şeklinde yorumlandığı gazete haberlerinden, Mariyn Monroe, Farah Diba gibi dünyaca ünlü isimlerin güzel kadın imajıyla kamuoyunda algılanışında herhangi bir ahlaki kriterin sözkonusu olmadığı gibi noktalara dikkat çekilirken ailede ideal eş olarak yapılması gerekenler de dönemin gazetelerinden alıntılarla aktarılıyor:

(Cumhuriyet Gazetesi, 24 Mayıs 1953)
Kocanınızın “işte idealim” diye evlendiği siz misiniz?
n Sabahları neşeli misiniz?
n Kocanızın misafirlerine karşı daima iyi ev sahipliği eder misiniz?
n Kocanızın beğendiği şapkaları tercih eder misiniz?
n Kocanızın nüktelerine güler misiniz?
n Daima kocanızın yanında mısınız?

Kitabın, çok ciddi bir araştırmanın ürünü olduğu içeriğindeki alıntılardan çok rahat görülebilir. Bu noktada tek bir eleştri belki de çok uzun cümlelerle, biraz fazla akademik bir dil kullanılarak sıradan okuyucunun okumasını zorlaştırması olduğu söylenebilir. Ancak kitabın kurgusu ve örneklerin, alıntıların çarpıcı yanı, ilgiyi sürekli kılıyor ve bir tarih okuması olsa dahi merak uyandıran bir kitap olarak kadın haklarının tarihsel gelişimi hakkında bilgi sahibi yapıyor. Bedri Rahmi’den, Mehmet Akif Ersoy’dan, Ziya Gökalp’ten, Burhan Felek’ten, İnönü’den alıntıların yer aldığı kitabı okumak bir dönemi anlamak ve gelecek şekillenirken toplumsal dinamikleri doğru algılamak açısından oldukça etkili olacaktır diyebiliriz.

kitaptan...

(Cumhuriyet Gazetesi, 31 Mayıs 1953)
Kadının Erkeği Soğutan Halleri:
3 Aşırı boyanma
3 Laubalilik
3 Naz
3 Sinirlilik
3 Alaycılık
3 Söz dinlememek
3 Kendini düşünmek
3 Derbederlik
3 Kendini üstün görmek

Sakın kocanıza yorgunum demeyin!

3 “Sakın kocanıza yorgun olduğunuzu söylemeyin. Evde yorgun olan daha doğrusu yorgun olduğunu zanneden sadece erkektir... Kocanın gözü ile bakılınca, bir ailenin içinde dirlik düzenlik kalmamışsa, kabahat muhakkak kadındadır.” (Kocanızla Nasıl Konuşmalısınız?, yazan: Cynthia Lindsey, Hürriyet, 21 Haziran 1959)
3“2011 yılı istatistiklerine göre %55 kadın ya hiç okumamış ya da sadece 5 yıllık ilkokul bitirmiş. %19 kadın orta öğrenim görmüş. Aslında bu rakamlar bize kadın nüfusunun önemli bir kısmının modernleşmenin ilk basamağı olan okullaşmadan bile bir hayli uzak kaldığını gösteriyor.”
* “Devlet Personel Başkanlığı’nın 2011 yılı verilerine göre kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen personelin %37’si kadın. Ama 193 büyükelçimizden sadece 23’ü, 81 validen sadece 1’İ (Yalova) ve vali yardımcısından 5’i, 861 kaymakamın ise 20’si kadındır. Üst düzey bürokraside hiç kadın müsteşar yok. Görünen o ki; kadınlar büyük ölçüde evde çalışıyor ve devletin önemli karar noktalarında da hâlâ sadece erkekler var.”

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam