VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Erotik edebiyat salonlarda
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Erotik edebiyat salonlarda

“Grinin Elli Tonu”, “Oyuna Var mısın” ve şimdi de “Sana Soyundum”. Erotik edebiyat artık gizli gizli takip edilen bir tür olmaktan çıktı, best seller mertebesine ulaşarak meşruluğunu kanıtladı.

Özlem Akalan
ozlemakalan@gmail.com

Genç, güzel ve çok zengin olduğunuzu hayal edin. Adınız da Eva olsun; 24 yaşında ve doğal sarışınsınız, üstelik 5 milyon dolarlık bir servetiniz var… Şimdi, çok yakışıklı ve çok zengin bir adamla ilişki yaşadığınızı hayal edin. Onun da adı Gideon olsun; 28 yaşında, mavi gözlü ve 12 milyar dolarlık bir servetin sahibi. Hayat ne kadar kolay olurdu değil mi? Öyle olmuyor işte! Sylvia Day’ın “Crossfire Üçlemesi”nin Türkçeye çevrilen ilk kitabı “Sana Soyundum” (Bared to You) işte bu mükemmel çiftin ilişkilerinin başlangıcını anlatıyor. Önce kitapta anlatılan hikâyeyi özetleyelim:
Califorina’da polis olan babasının yanında üniversiteyi bitirdikten sonra annesinin ve über zengin üvey babasının yaşadığı New York’a dönen Eva, bir reklam şirketinde asistanlık işi bulur. Yıllar önce grup terapisi sırasında tanıştığı biseksüel arkadaşı Cary ile aynı evi paylaşan Eva, daha işe başlamadan, hem işyerinin bulunduğu hem de neredeyse adım attığı her binanın sahibi Gideon Cross ile tanışır. Gözlerin buluştuğu, kıvılcımların çaktığı bir karşılaşmadır bu. Pek çok kaçma - kovalamaca; yakalamaca - kaçma - kovalamaca; kovalamaca - kaçma sahnesinin ardından ikilinin yakasını bırakmayan müthiş tensel çekim, ilişkinin yatakta noktalanmasını sağlar. Sadece yatakta mı? Akla gelebilecek her yerde; limuzinde, asansörde, duşta, salonda, ofiste. Her kaçma ve kovalamacanın erotik bir sahneyle noktalandığı roman, temposu hiç düşmeden sürüp gidiyor.
Yazının daha başında, iki mükemmel roman kahramanı olsanız dahi hayatın o kadar kolay olmayabileceğini söylemiştim değil mi? Çocukluğunuzdan taşıdığınız taciz gibi ciddi travmalar varsa, elbette teslim olma, güvenme, sahiplenme, sahiplenilme hatta sevgi konusunda duygularınıza ket vurabilirsiniz. İşte zaten bu yüzden, ikilinin ilişkileri hep bir kaçma - kovalamaca ile başlayıp sürüyor. Neyse ki romanın sonlarına doğru sular duruluyor.

GÜÇLÜ ERKEK, ÜRKEK KIZ
Vampir ve kurtadam hikayelerinden “Grinin Elli Tonu”na kadar son dönemde best seller olan kitapların pek çoğunda konu benzeşiyor: Güç sahibi, zor elde edilen karanlık erkekler ve masum kadınlar. İşte hem bu sebepten hem de içindeki bol cinsellik dokunuşu nedeniyle Sylvia Day’in Crossfire serisi ile E. L. James’in “Grinin Elli Tonu” serisi sürekli karşılaştırılıyor. En başta, “Sana Soyundum”un “Grinin Elli Tonu”ndan daha yumuşak ve duygusal olduğunu söylemeliyim. Zira onlarca maddelik bağlayıcı bir anlaşma hiçbir şekilde aşk ve duygusallığın yerini tutmaz! Eva ile karşılaşana kadar bağlanma ve fedakarlık hissinden uzak olan Gideon, çocukluğundan getirdiği benzer yaraların da etkisiyle değişmeye, bağlanmaya çalışıyor. Eva ise sadece cinsellik değil, duygusal anlamda da güven duymaya başlıyor. Zaten yazar Sylvia Day, “Grinin Elli Tonu”ndan da önce benzer tarzda yani erotik - cinsel içerikli yazan bir romancı. Hatta Crossfire serisinin ilham kaynağı, daha önce kaleme aldığı ve yine çocukken tacize uğramış iki kişinin yollarının kesişmesinin konu edildiği “Seven Years to Sin” romanı.
Cinselliğin pek de alışık olmadığımız derecede açık seçik anlatıldığı bu romanlar hayatımızda ne değiştirecek? Yunan heykelleri gibi güzel vücudu, delici bakışları olan erkeklerle her daim nemli dudaklara sahip kadınların aşk maceralarının anlatıldığı “Pembe Dizi”ler ve Barbara Cartland hikâyeleriyle büyüyen bir kuşak var bu ülkede. Onlar için erotik romanlar çok da yeni değil elbette. Ama artık bu kitaplar çoksatanlar listelerinde yer aldığı için, başka kitapların arasına koyarak değil, göğsümüzü gere gere metroda, sokakta, kafede okuyabiliyoruz. Edebiyatın yasaklı raflarından çıkıp salonumuzdaki kitaplığa giriverdiler.

Peki, bu romanlar bize ne vadediyor? Elbette yüksek edebiyat vadetmiyorlar; zaten kimsenin de böyle bir iddiası yok. Nobelli yazarımız Orhan Pamuk’un da yazdığı üzere “bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti” demek istiyorsanız, ki en azından cinsel hayatınızın değişme ihtimali yüsek, bu kitabı ve benzerlerini okumalısınız. Zira roman cinsel fantezimizin kapılarını biraz daha aralıyor, içimizi gıcıklıyor ve belki de sevgilimize, eşimize karşı biraz daha talepkar oluyoruz.

Paylaş