VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Temmuz 2013 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Erotizm değil kuantum kitabı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Erotizm değil kuantum kitabı

Gazeteci-yazar Onur Baştürk, ilk kitabı Uydurukçudan sonra bu kez Ev Sahibi ile karşımızda. Kitabının erotik bir roman değil, kuantum ve hayattaki tesadüflerle ilgili söyleyen Baştürk'le romanını konuştuk.

İpek Ceylan Ünalan
ceylanipek@gmail.com

İlk kitabınız "Uydurukçu" birbirinden bağımsız hikâyelerin yer aldığı bir kitaptı. Şimdi ise bir romanla karşımızdasınız. Roman fikri nasıl oluştu?
“Uydurukçu” da şehir hikâyelerini yazmıştım. Gerçi şehir hikâyesi deyince insanların aklına gece hayatı geliyor. Oysa şehir hayatının hem gecesi hem de gündüzü var. Bir de şu algı yanlış, gece hayatı deyince zenginlik ve şatafat algısı oluşuyor. Aslında ben normal insanları konu alıyorum. "Uydurukçu"da birbirinden bağımsız hikâyeler vardı. Gözlemlediğim, deneyimlediğim ve duyduğum şeyleri yazmıştım. Ben olayları isim ya da birilerine atıf yaparak yazmayı sevmiyorum. Zaten
tarzım da değil. Sonuçta herkesin kendine has bir karakteri, kişiliği ve hayata bakış açısı var. Buna saygı duymak gerekir. “Uydurukçu”dan sonra bir boşluk durumu vardı. Sonrasında “şimdi ne yapmalıyım, ne yazmalıyım” diye düşündüm. Benim derdim; kapılar, hayattaki her şeyin
etkileşim halinde olması üzerinde durduğum konulardı. Ve bu derdimi ancak bir roman yazarak anlatabilirdim.

Arzu nesnesi: Havalimanı

Kitabınızın ana mekanı havalimanı. Neden?
Çünkü havalimanı, benim için dünyanın en büyük arzu nesnesi. Havalimanı denince aklıma gelen ilk kelime “gitmek’” Havalimanı bizi başka diyarlara, başka şehirlere götüren yoldur. Ve bu yüzden havalimanına gitmek her insanı heyecanladırır. Dolasıyla adrenalin ve heyecan uyandırdığı için havalimanı benim için çok önemli bir yer. İlk başta düşündüğüm şeyleri yazmaya başladıkça değiştirdim. Çünkü yazdıkça “düşündüğüm bu değildi ama sanırım böyle yazarsam daha uygun olur” diye düşündüm ve sonuçta böyle bir roman çıktı ortaya.

Romanınızda farklı mesleklere sahip (hostes, şoför, ajans sahibi, modacı, iş adamı) pek çok karakter var ve her birinin hayatı birbirleriyle keşisiyor. Böylesi bir kurguyu tasarlamak zor oldu mu?
Kitabın alt metninde kapı felsefesi var. Uzakdoğu öğretilerindeki bütün ezotorik metinlerde sıkça rastlanıyor bu felsefeye. Kapı felsefesine göre, her insan aslında birbirinin kapısıdır. Örneğin biriyle
tanışıyoruz, konuşuyoruz ve aramızda bir etkileşim oluyor. Bu etkileşimin hemen de farkına varabiliriz çok sonra da. Ve aramızda sevgililik de oluşabilir, dostluk, iş arkadaşlığı da. Fakat bu senin de benim de hayatımızı etkiler
ve bizim birbirimize açtığımız kapılar bir domino taşı gibi birbirine etki eder. Dolayısıyla bu felsefeye dayanarak bir şey yazmak istedim. Ve tabii ki benim için kurgunun zekice olması ve şaşırtması çok önemliydi. Her karakterin olay örgüsüne etkisi vardı. Gelen tepkilere de bakılırsa hepsini güzelce birbirine harmanlamışım.


Bildiğimiz üzere gece hayatının, sosyete hayatının kalbinin attığı her yerde sizi görmemiz mümkün. Peki karakterler arasında çevrenizdeki insanlar var mı?
Sosyal hayat ve popüler kültür yazdığımdan dolayı zaten insanlarla hep iç içeyim. Çevremde gözlemlediğim, konuştuğum, tanıştığım ya da tanıdığım insanların yaşadıkları ilgimi çekiyorsa ve ben onların yaşadıklarının üzerine güzel bir kurgu kafamda tasarlayabiliyorsam, çevremdekilerden beslenirim. Ama asla insanların kimliklerini, mesleklerini deşifre edecek şekilde yazmam,
sadece hikâyelerinden beslenir üzerine kurgu ve hayal katıp yazarım ve o yarattığım şey sonuç itibarıyla kendine özgü bir hikâyeye dönüşür.

İKİ DÜNYA ARASINDA

Kitapta geçen “Hayatta tek bir seçeneğin olmamalı. Başka
Hayatların da olmalı” cümleniz yoldan çıkarıcı... Nedir tek seçeneğe bağlı kalmamak?
Bu cümle bana ait. Ve aslında benim yaşam felsefelerimden birini işaret ediyor. Hayatımızın zaten belli bir düzeni var; doğuyoruz, okula başlıyoruz, okulu bitiriyoruz, evleniyoruz, çocuk yapıyoruz… Böyle düz bir çizgide yaşıyoruz. Sadece tek bir yol üzerinden gidiyoruz ve “acaba başka şeçeneklerim de var mı?” diye düşünmüyoruz. Ama artık günümüzde bu algı biraz kırılmaya başlandı. 30 yaşına geliyorsun ve şu an yaptığın mesleği yapmak istemiyorsun ve diyorsun ki “benim hayalim aşçı olmaktı. Aşçı olacağım”. Yani bir yirmi yıl önce insanlar garanticiliği seviyorlardı, risk almadan düz çizgide yaşıyorlardı ama şimdi öyle değil. Bir hayatımız var ve neden bir seçeneğe mahkum olalım ki? Diğer seçenekleri de görebilmeli, farkına varabilmeli, seçenekleri yaratabilmeyi başarabilmeliyiz. Hayallerindeki hayatı elde etmek için ne gibi seçeneklerimiz var diye bakabilme cesaretini gösterebilmeliyiz.

Köşe yazmak mı zor kitap mı?
İkisini de çok seviyorum. Ama sanırım vaktim olsa uzun uzun kitap yazmayı tercih ederdim. Çünkü kitap yazarken kendimi o yazarken var ettiğim dünyada yaşıyor gibi hissediyorum. Zaten kitabımı yazarken iki dünya arasında sürekli gidip geldim. Bir romanıma bir de gündelik hayatıma adapte olmam gerekiyordu çünkü. Kitap ve köşe yazmak tamamıyla birbirinden farklı eylemler olduğundan
ve ikisini de çok sevdiğimden farklı güzellikleri olduğunu düşünüyorum. Ama itiraf etmem gerekirse köşe yazmak daha zor.

Yeni kitaba hazırlık var mı?
“Ev Sahibi” bir üçleme. İkincisi sonbaharda çıkacak. Bu romanımda okuru romanın kahramanlarıyla tanıştırdım ve kitabın sonunda hem olayları bir noktaya getirdim hem de bazı karakterlerin hikâyelerini yarım bıraktım. İkinci kitapta yarım kalan hikâye devam edecek.



Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163