VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
02 Aralık 2013 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Eserlerindeki sembolizm kasıtlı mıydı?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Eserlerindeki sembolizm kasıtlı mıydı?

16 yaşındaki bir çocuk, edebiyat derslerindeki sembolizm anlatımından sıkılınca, iş başa düştü diyerek 150 ünlü romancıya mektup yazdı ve onlara dört basit soru sordu ve 75 yanıt geldi.



16 yaşındaki Bruce McAllister, 1963 yılında, İngilizce Edebiyat dersindeki sembolizm anlatımından sıkıldığı için mektup yazdığı ünlü yazarlardan gelen bu 75 yanıtın bazıları çok sıradan, bazıları ise edebiyat tarihine geçecek nitelikteydi. Daha sonra İngiliz Edebiyatı profesörü olan genç edebiyat tutkununun soruları ve bu sorulara gelen yanıtlardan bazıları şunlardı:






Bellow: "Bir ‘sembol’ olguların
içinden çıkar, kendi yolunda büyür."


Soru 1) Metinlerinizdeki sembolizmi bilinçli olarak mı planlıyorsunuz? Yanıtınız “evet” ise, metodunuzu açıklar mısınız? Yanıtınız, "hayır" ise eserlerinizdeki sembolizm bilinçaltınız mı yaratıyor?

Jack Kerouac: Hayır!

Isaac Asimov: Bilinçli mi? Allah korusun! Bilinçsiz olarak mı? Bu nasıl engellenilebilir ki?

John Updike: Evet, hiçbir metodum yok; kurgu yazmanın metodu olamaz, bunu anlamıyorsunuz.
Murdoch: "Günlük hayatta bazı eleştirmenlerin
fark edebildiklerinden çok daha fazla sembolizm var."


Joseph Heller: Evet yazınımda sembolizmi kasten kullanıyorum, ama birçok insanın işaret ettiği kadar da değil… Hayır, sembolleri yazılarıma bilinçaltım yerleştirmiyor, yine de birçok durumda romanlardaki olaylar aslında kast edildiğinden başka anlamlar da kazanabilirler.

Ray Bradbury: Hayır, sembolleri hiçbir zaman kitaplarıma bilinçli yerleştirmiyorum. Bu bilinçli bir çaba olurdu ve kontrollü bir bilinç herhangi bir yaratıcı eyleme ket vurur. Bilinçaltının yoldan çıkmasına ve işi sizin için yapmasına izin vermek ise daha iyidir. En iyi sembolizm her zaman, şüphe uyandırmayan ve doğal olanıdır.

Norman Mailer: Bir romancının meselenin teknik yönleriyle çok alakadar olmasının iyi bir fikir olduğundan emin değilim. Genelde en iyi semboller ancak romanı bitirdiğinizde farkına vardıklarınızdır.

Ralph Ellison: Sembolizm eylemin içinden çıkar. Romancı bir kez, üslubunun akışıyla oluşan sembolizmin bilincine vardı mı, bunu kullanabilir ve sanatının derin bir kaynağı olarak bu sembolizme bilinçli olarak yön verebilir. Kurguya dışarıdan empoze edilen sembollerse metinde yapay durur ve okuyucuya tat vermez.

Saul Bellow: Bir ‘sembol’ olguların içinden çıkar, kendi yolunda büyür.

Richard Hughes: Bilinçli mi? Hayır. Bilinçaltından mı? Büyük ihtimalle, evet. Ne de olsa, roman yazarkenki kadar olmasa da günlük hayatımızda düşündüğümüz, söylediğimiz ve yaptığımız her şeyde bu böyledir.

Soru 2: Okurlarınız eserlerinizde sembolizm amaçlı yazmadığınız yerlerde de sembolizm buluyorlar mı? Eğer öyleyse, nasıl bir hisse kapılıyorsunuz? Komik mi yoksa rahatsız edici mi?

Ralph Ellison: Evet, okurlar sıklıkla benim niyetlenmediğim yerlerde sembolizm buluyorlar. Bazen rahatsız oluyorum, bazen de bunu komik buluyorum. Bazen de hoşuma bile gidiyor, çünkü bu, okurun zihninin yazdıklarımla yaratıcı bir işbirliğine girdiğini gösteriyor.

Saul Bellow: Kesinlikle yapıyorlar. Bence sembol avcılığı aptalca.


Asimov: "Bilinçli mi? Allah korusun!
Bilinçsiz olarak mı? Bu nasıl engellenilebilir ki?"


Joseph Heller: Bu çok oluyor ve her seferinde de iyi bir neden oluyor. Okurların kitaplarımda farkında olmadığım şeyleri gördüğünde kendi kitabım hakkında ben de yeni bir şey öğreniyorum.”

John Updike: Nadiren, genellikle koyduğum sembollerin farkına varmıyorlar.

Jack Kerouac: Her ikisi de. O vakit ne kadar meşgul olduğuma bakar.

Soru 3: Sizce klasik romanların yazarları, eserlerine planlı olarak semboller yerleştirmişler mi? Bunun bilinçaltlarından kaynaklandığını düşünüyor musunuz?

John Updike: Bazıları (mesela Joyce, Dante) bunu diğerlerinden (mesela Homeros) daha fazla yaptı, yine de belli bir sembolizm boyutu içermeyen kayda değer bir edebi sanat eseri düşünmek imkansızdır.

Joseph Heller: Kanımca bir yazar ne kadar sofistike ise, katı anlamda sembolleri o kadar az kullanır ve sembolizmin etkilerini daha incelikli yollardan vermeye çalışır.

Bradbury: "En iyi sembolizm her zaman,
şüphe uyandırmayan ve doğal olanıdır."


Ray Bradbury: Bu sorunun yanıtını kendiniz araştırmalısınız.

Ralph Ellison: İnsan sembol yaratan ve kullanan bir hayvandır. Dilin kendisi zaten iletişimin sembolik şeklidir. Büyük yazarların hepsi sembollerini eserlerinin formunu kontrol etmekte araç olarak kullanmışlardır. Kimisi bunu oraya bilinaltından koyar, sonra onu keşfeder ve geliştirir. Kimisi de bunun bilinciyle yola çıkar ve bazı durumlarda da kurguyu sembollere göre şekillendirir.

Jack Kerouac: Boş verin bunları, her çeşit klasik vardır. Sterne hiç sembolizm kullanmamıştır, Joyce kullanmıştır.

Soru 4: Bu çalışmayla ilgili söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Richard Hughes: Bilinçaltının semboller üretmesinin, ne kadar okuma sürecinin parçası olduğunu ve bunun yazma sürecindeki bilinçaltı üretiminden ne kadar farklı olduğunu hiç göz önünde bulunduruyor musunuz?

John Updike: Bu konuyla ilgili kendi fikrinizi oluşturmanız sizin için daha iyi olur.

Iris Murdoch: Günlük hayatta bazı eleştirmenlerin fark edebildiklerinden çok daha fazla sembolizm var.
Kerouac: "Her ikisi de. O vakit
ne kadar meşgul olduğuma bakar."


Ray Bradbury: Eğer ileride bir kurgu yazarı olmayı düşünüyorsanız, sembolizmi çok da ciddiye almamanız yönünde sizi uyarmak isterim. Tabii eleştirmen olmayı düşünüyorsanız o zaman işin rengi değişir. Sembollerle oyalanmak eleştirmenler için bile çocukça bir oyun olabilir. Küçük bir sembol üzerine tartışma uzatılır da uzatılır. Oysa bir romanda ya da hikâyede sembollerden daha büyük değer taşıyan başka şeyler vardır… İnsanlık, karakter analizi, farklı seviyelerde hakikat… İyi sembolizm nefes almak gibi doğal ve belli belirsiz fark edilen olmalıdır.

Paylaş