VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Aralık 2014 Pazar | Anasayfa > Haberler > Evliliğin bir dans olduğunu varsaymalıyız
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Evliliğin bir dans olduğunu varsaymalıyız

“Yaşamında kendisi olarak var olamamış biri duygu, düşünce ve davranışlarıyla yaşamı özgürce kucaklayabilir mi?” İletişim psikolojisi uzmanı Doğan Cüceloğlu bu soruya yeni romanı “Gerçek Özgürlük”te üniversite öğrencisi bir genç ile emekli psikoloji profesörünün deneyimleri üzerinden yanıt arıyor. Cüceloğlu’yla “Gerçek Özgürlük” romanı üzerine konuştuk.

iz hüzünlüsünüz ve dalgınsınız diye herkesin arabasını durdurarak size yol göstermesini bekleyemezsiniz” diyorsunuz. Hayat bahaneleri kabul etmez gibi bir anlam çıkarabilir miyiz buradan?
Bu noktada yaşama bakış tarzımızın ne olduğunu iyi bilmemiz gerekiyor. “Hey yaşam bana istediklerimi ver, bana hizmet et. Ben dünyaya yaşamak için geldim, eğer istediklerimi vermezsen sana küserim” ya da tam tersi olarak “Ben zaten yokum ki, ne verirsen kader kısmet derim başka da bir şey istemem” tavrı içinde olabiliyor insan. Sağlıklı olanı ise “Ben varım, yaşam var ve yaşamla etkileşim içinde yaşamı ve kendimi anlamalıyım” demek. Çünkü bir yolculuğa varacağım yer önemli diye çıkarsan kafanı varacağın yere takarsın. İkincisi bir yolculuğa çıkarsın o yolculuğun sonunda varacağın bir yer vardır ve o yolculuğun nasıl geçeceği önemlidir. Hüzünlendiğin zaman neden hüzünlendiğinin farkındasındır ve bazen o hüznün tadını çıkarırsın. Ben bu hayatta varım dedikten sonra karamsarlığa girmezsin. Kabul etmeyle başlıyor mutluluk. Ben mutlu olacağım, istediğimi yapacağım demekle başlıyor. Hüzünlüyüm, bu benim hüznümün öyküsü. Aslında kitapta Yakup beyin Timur’a söylemeye çalıştığı şey şu “Hüznünün farkında mısın? O hüzün sana bir şeyler söylemeye çalışıyor”. Bu yönden Yakup bey Timur’a bir yol gösterici de denilebilir.
Ama herkes Timur kadar şanslı değil, hepimizin karşısına bir Yakup bey çıkamıyor ne yazık ki ve bu anlattıklarınızın çoğunu düşünemiyoruz. Bu noktada insan kendisine nasıl bir yol gösterici bulabilir?
Yaptığım seminerler sonrası özellikle insanlara iki ödev veriyorum. Her gün en az 15 dakikanızı ayırın ve kendinize yatırım yapın. Çünkü siz önemlisiniz. Herkes iş hayatında bu gelişimden nasibini alır. İkinci önerim ise evlilere ilişkilerinde, ailenizle ilgili en az haftada 90 dakikanızı birlikte bir şeyler paylaşarak geçirin. Bir insan her gün 15 dakikasını kitap okumaya ayırsa ayda 7,5 saat kitap okumuş olur. Ve bana öyle geliyor ki bilinçli bir şekilde kitap okuyan kişi en nihayetinde kendini bulabilir. Seminerlerime katılan bazı insanlar “Depresyona girdim ama içimdeki savaşçı sayesinde atlattım” diyor. Bu kitap bir çok gence yol gösterici olarak “kendilerini” bulmaları gösterecek.
Depresyon dediniz. Sahi depresyona girdiğimizi nasıl anlarız?
Coşkunuz gider, aç ya da tok olduğunuzu anlamazsınız, eve misafir gelmiş gelmemiş farkında olmazsınız, giydiklerinizin, yediklerinizin bir önemi olmadığını düşünürsünüz, dışarı çıkıp gezme isteği duymazsınız yani yaşamın kendisiyle ilgili bir enerji kayı bir anlamsızlık hissi oluşur. Hayatın coşkusunun olmadığını düşünürsünüz. Bu aslında hayattın anlamını kaybetmenizden kaynaklanır. İşte bu durumda siz depresyondasınızdır. Bu bazen psikolojik bazense neropsikolojik durumlardan kaynaklanır. Evdeki tüm elektronik ürünlerin çalışması için nasıl elektrik gerekliyse psikolojimizin dengede olması için de hayatımızın bir anlamı olduğuna inanmamız gerekir.
Romanın başkarakteri Timur, sevdiği kıza evlenme teklif ediyor ancak reddediliyor. Bu reddedilişten sonra silkiniyor ve kendi benliği üzerine düşünmeye başlıyor. Duygusal şoklar her zaman böyle silkelenmeler mi yaşatır?
Bu romanı yazarken ağladığım anlar oldu. Çünkü üniversite öğrencisi olan Timur’da kendi gençliğimi ona yol gösterici olan Yakup bey de ise şuan ki halimi gördüm. Timur, çok incindi. Çünkü çok değer verdiği bir kızın gözüne girmek istedi oysa karşındaki kız onu ürkek bir erkek çocuğu olarak gördü. Bunun sonrasında reddedildiği için Timur, Nesrin’e karşı nefret duymaya başladı. Ama karşısına çıkan Yakup bey Timur’a “Senin sohbete ihtiyacın ve bu sohbet içinde özgürlüğüne kavuşacaksın” demedi ama hissettirdi. İnsan böyledir, kendi benliğinin farkına varması için arada duygusal şoklar yaşaması gerekir. Önemli olan bu şok sonrası kendi benliğine, gerçek özgürlüğüne kavuşmanı sağlayacak bilince erişebilmektir. Bu romanımda özellikle gençlere gerçek özgürlüklerine nasıl kavuşacaklarının yol haritasını çiziyorum.
KÜLTÜR ROBOTLUĞU
Kitabınızda “kültür robotu” diye bir kavram var. Bunu biraz açar mısınız kimdir “kültür robotu”?
Romanımda aslında bir “özgürlük yolculuğu” var. Kimseyi yargılamadan kendisini keşfetme ve yaşama merhaba diyebilme yolculuğu da diyebiliriz. Bilinçli bir yolculuk içinde olma ve varılabilmenin tadını çıkarabilmeyi çok önemsiyorum. İşte insan kendine ve dünyaya böylesi bir yolculuk içinde bakabilirse “kültür robotu” kavramıyla yüzleşmeye başlar.
Mesela Türkiye’de evlilikler üzerine bir araştırma yapılsa, evliliklerin yüzde kaçının hapishane olduğu ortaya çıkar. Bize dayatılmış ya da öğretilmiş belli başlı şeyler var. Çocukluğumuzdan beri gerek ailemiz gerek çevremiz farkında olarak ya da olmayarak bize bir takım davranış kalıplarını empoze ediyor. Örneğin bir çok evliliğe bakarsanız “karı “ ve “herif” bir araya geldiğini görürsünüz. Çiftlerin üzerine “karı robotluğu” ve “herif robotluğu” yapıştırılıyor. Bu anne babadan doğan çocuk “ben canım ben canım” diyor. Ama o çocuk kendi “şahsiyetini” kazanma ya da düşünme imkanı tanınmadığından kültür robotu haline getiriliyor. Psikolojik cinayet bu. Yaptığım televizyon programında yayına bir hanımefendi bağlanıyor ve diyor ki “Evliliğimin ikinci yılındayım. Eşim beni eleştiriyor, kızıyor, söyleniyor. İlişkimiz iyi gitmiyor” diyor. Kadın burada kendisini zavallı olarak gören bir tavır içinde. Diyorum ki mesela kocanızın mutsuzluğunu hissettiğiniz zaman karşısına geçin “Ben seninle mutlu olmak için evlendim, ama şunu biliyorum sen mutlu değilsen benim mutluluğum devam etmez.
Farkındayım son 2 haftadır mutlu değilsin, ama mutlu olmanı istiyorum, anlatır mısın sorun nedir? ‘’ demelisiniz. Böyle durumlarda tutarlı olarak sorun, suçlamayın, beni neden mutlu etmiyorsun demeyin, Biz seninle hayatı paylaşıyoruz ve ben seninle dans etmek istiyorum diyin. Aşkın, evliliğin bir dans olduğunu düşünerek yaşayın.


astropay card
astropay satın al
astropay nedir

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163