VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Fark yaratan 1000 kitap
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Fark yaratan 1000 kitap

Ayrıntı Yayınları, üç kitap ve bir sergi ile 30. yılını kutluyor. Felsefeden sosyolojiye, yeraltı edebiyatından güncel edebiyata pek çok türü aynı çatı altında buluşturan Ayrıntı’nın 1000. kitabı, Enis Rıza’nın fotoğraflarına Ercan Kesal’ın metinlerinin eşlik ettiği “Zamanın İzinde”.



Ayrıntı Yayınları ilk kitabı “Şenlikli Toplum”u bundan tam otuz yıl önce yayımladı. O gün bugündür kitapları hepimizin kütüphanesinde ayrı bir yer tutar. Felsefeden sosyolojiye, yeraltı edebiyatından güncel edebiyata birçok kült eserle okurun ve yazarın hayatının başköşesinde durur. Kitapları akılda kalır, kolayca ödünç verilemez, eksildiğinde bir daha alınır. Sırtta taşındığında yük olmayanlardandır. Çoğu da kolay kolay terk etmez belleği. Hayatın her yeni dönemecinde bir kez bakılır.

Ayrıntı Yayınları yayın hayatındaki otuzuncu yılını birkaç gün önce raflarda yerini alan üç özel kitapla kutluyor. 999. kitap olarak Karl Marx’ın seçme yazılarından oluşan “Hayal-et”; Oxford Yayınları tarafından hazırlanan ve Marx’ın bugüne kadar en iyi seçmesi olarak anılan bütün eserlerini, mektuplarını, notlarını tarayarak bunların en nemlilerini bir araya getiren bir derleme.

1000’inci kitap “Zamanın İzinde”nin fotoğraflarını belgesel sinemacı, eğitmen ve yazar Enis Rıza derlemiş, metinlerini ise yazımındaki sinematografik anlatımıyla tanıdığımız Ercan Kesal hazırlamış.
1001’inci kitap ise “Yüzbir Gece Masalları”; “Binbir Gece Masalları”nın kız kardeşi olarak bilinen ve sekiz yüz yıl öncesine ait bir elyazmasının yedi yıl Almanya’da bulunmasıyla masal türünün tarihini değiştiren bir eser.

Sergili kutlama
Dile kolay, artık bin kitabı geride bırakan Ayrıntı Yayınları, aynı anda yayımladığı üç kitabın yanı sıra bir sergi ile okurlarını selamlıyor. “Fata libelli” yani “Kitabın Yazgısı” adını taşıyan ve Ali Taptık, Sevim Sancaktar, Hakan Gürsoytrak, Rafet Arslan, Çağrı Saray, İz Öztat, Sevinç Altan gibi isimlerin işleriyle bir deneyim alanı olarak tasarlanan sergi, hayata kitapla tutunmanın hikâyesini anlatıyor. Hikâye, ana sergi mekânları olan Beyoğlu Mephisto Kitabevi ve Karşı Sanat’ın dışına da taşıyor; sokağa çıkıyor, hayata karışıyor. 15 Şubat- 8 Mart tarihleri arasında açık olan sergide seminer ve atölye çalışmaları da gerçekleştirilecek.
Zamanın İzinde
Yayınevinin 1000. kitabı “Zamanın İzinde”nin önsözünü Burhan Sönmez kaleme almış. Zamanın kendisinin başlı başına bir anlatıya dönüştüğünden bahseden Sönmez “Hayatlarımız geçmişten bağımsız değil, ama yalnızca geçmişin insafına da terk edilemez.” diyor.
“ ‘Zamanın İzinde’ hafızayı tazeleyen bir kitap. Ama ne bir ansiklopedi ne de bir kaynakça. Sadece bakışı ana çevirip, onu hatırlayarak, zamanı görünür kılmaya ve sevmeye çağırıyor. Derdin sevilmeye, yaranın sarılmaya ihtiyacı var önünde sonunda. Bir nevi terapi öneriyor aslına bakarsanız, “bir sürü toz birikmiş ve bugüne dair bize bir sürü bilgi ve deneyim getiren geçmiş yüzyılı unutma ve önündeki yüzyıla da sahip çık”, diyor.
İnsan fotoğraflara bakarken evin gizli bir köşesinde dedesinden kalmış bir hazinenin içerisinde dolaşırken buluyor kendisini, hikâyeleri ise ailede hayatta kalan en büyük kişinin hatırlarından dinliyor gibi okuyorsunuz.
Kitapta tarihsel olayların yanı sıra, tanıdığınız bazı insanlara dair hikâyelere de tesadüf ediyorsunuz. Ercan Kesal’ın dili bu tesadüflere rehberlik ediyor. Ahmet Kaya, Hrant Dink, Ali İsmail, Mehdi Zana, Ahmet Erhan, Behet Aysan, Cemal Süreya, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Sait Faik Abasıyanık ve daha kimler kimler geliyor gözlerinizin önüne… Göçler, sürgünler, savaşlar, yetimhaneler, salgın hastalıklar, halkların bir araya geldikleri ve dağıldıkları zamanlar, grevler, alanlar, meydanlar, Türkiye siyasi tarihinin yol ayrımları ve karışıklıkları…
Hepi topu yüzyıllık Türkiye tarihinde ne de çok şey olmuş meğer! Bu kitabı yüzyıl sonra eline alacak insanlara neşede ve gamda ortaklığımızı hissettirmenin yollarını düşünsek mi şimdiden? “Zamanın İzinde” bu soruları getirirken akla, geçmişe geçmişliğini hatırlatıyor, dikkati bugünün kıymetine çekmek için.



Yaşar Kemal’in paltosu


Fotoğrafta Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve Sait Faik Abasıyanık aynı masada.
Sait Faik sinemayla çok ilgili değildi o yıllarda. Diğer ikisi sinemanın vazgeçilmezleriydi ama.
1960-70’li yıllar. İyi yönetmenlerin, zamanın edebiyatçılarıyla yakın temas içinde oldukları bir dönem. Lütfi Akad, Erman Film için filmler çekiyor ve sürekli yeni konular arıyor. Bir gün Yaşar Kemal’le karşılaşır ve onda işe yarar bir şey olup olmadığını sorar. Yaşar Kemal, bir Çukurova hikâyesinden söz eder. Bir süre sonra, Hürrem Erman, Şeref Gür ve Lütfi Akad, kendilerini ofiste ziyaret eden Yaşar Kemal’den bu hikâyeyi dinlerler. Hürrem Erman, hikâyeden etkilenir ve ondan bu anlattığını, senaryo olarak yazıp getirmesini ister. Daha önceki işlerinde, Yaşar Kemal’in hikâyeyi anlattıktan sonra, senaryoyu yazmak üzere avans alıp, arkasından işi unutma alışkanlığını bilen Hürrem Bey, biraz da bunun rahatlığıyla oldukça yüksek bir para önerir. O günlerde bir film senaryosu için ödenen paranın iki katı kadar bir para sözünü Hürrem Bey’in ağzından duyan Yaşar Kemal, uzun paltosunun iç cebinden, biraz önce anlattığı hikâyenin bitmiş senaryosunu çıkartarak, masanın üzerine koyar. Hürrem Bey hem şaşırır, hem de yüksek para ödemek zorunda kaldığı için bozulur. “Bundan sonraki karşılaşmalarında” diyor Lütfi Bey, “Yaşar, senaryo olabilecek ilginç bir hikâye anlattığında, Hürrem Bey pazarlığı yapmazdan evvel, iyice emin olmak için Yaşar’ın paltosunun ceplerini kontrol ediyordu.”
Yaşar Kemal’in paltosu, Gogol’ün paltosudur bizim için.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163