VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Mayıs 2011 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Farklı bir soykırım hikayesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Farklı bir soykırım hikayesi

“Pi’nin Yaşamı” adlı romanıyla son derece prestijli 2002 Man Booker Ödülü’nü de kazanan Yann Martel yoğun metaforlarla süslediği yeni romanı “Beatrice&Virgil”de birkaç hikayeyi iç içe geçirerek anlatıyor. İlginç bir yaşam hikayesi olan ve aslen Kanadalı olan yazar, yeni romanında edebiyat tarihinden pek çok yazara ve esere atıfta da bulunurken soykırıma da farklı bir bakış açısı getiriyor.

Sayım Çınar

Henry, bir yazardır ve son iki kitabının ona kazandırdığı başarıyla ünün getirilierinden yararlanmaktadır. (Burada karakterin Yann Martel ile olan benzerliklerine şahit oluruz ki bu benzerlik ilerleyen bölümlerde de sürecektir). Henry, bu arada yeni kitabı üzerinde çalışmaktadır. Konusu Naziler zamanında yaşanan soykırım üstüne olan kitap iki bölümden oluşmaktadır kurmaca olan roman bölümü ve kurmaca olmayan metin bölümü... Ona göre anlatmak istediği fikri ancak bu iki bölümle, hikayeler anlatan roman ve tarihi gerçekleri anlatan kurmaca olmayan metni bir arada sunduğunda istediği biçimde anlatabilecektir. Ancak bir sorun vardır bu iki bölümü en doğru şekilde nasıl yerleştirecektir kitabına? Sonunda ikiz kitap diye adlandırdığı şekilde yayımlamaya karar verir yani iki setten oluşan ve ortak bir omurgayla birbirlerine sırt sırta, tepetaklak yapıştırılmış biçimde...
Bu parlak fikrini yayıncılarına sunduğu beklenmedik olumsuz bir tepkiyle karşılaşır. Bu reddedilişle hayalleri yıkılan Henry, her şeyi bırakıp uzaklara gitmeye karar verir... Sevgili eşini de alıp, dünyanın bir başka yerindeki büyük bir metropole taşınır. Kitaplarından gelen parayla rahat rahat geçinebilmektedir. O nedenle çalışmak zorunda kalmadan hep yapmak istediği şeylerle oyalanmaya çalışır. Klarnet çalmaya başlar. Amatör bir tiyatro topluluğuna katılır. Can sıkıntısını gidermek için bir çikolata-kahveci dükkanında çalışmaya başlar. Bu arada da yazmaktan giderek uzaklaşır. O günlerde en büyük zevk kaynağı ise okuyucularından gelen mektupları okumak ve cevaplamaktır. Derken bir gün çok ilginç bir mektup alır. Mektup yakınlarında bir adresten postalanmıştır ve içinde Gustave Flaubert’in “Konuksever Aziz Julian Söylencesi”nden kimi satırları çizilmiş uzun bir metin, bir oyun ve kısa bir not çıkar. “Yardımınıza ihtiyacım var.”
Hikaye, vahşice hayvan kıyımından zevk alan ancak daha sonra ailesini öldürmekle lanetlenen bir adamın, bu lanetin gerçekleşmesinin ardından tövbe ederek azizliğe kadar yükselmesini anlatmaktadır. Henry’nin dikkatini çekense altı çizili olan satırların yalnızca hayvan kıyımlarını anlatan bölümler olmasıdır. Kısa oyun ise Beatrice adlı bir eşek ile Virgil adlı bir maymun arasında geçmektedir. Ve belli ki oyunun kısa bir bölümüdür. Henry, bu gizemli yazarın Beatrice ve Virgil karakterlerinin Dante’nin İlahi Komedya’sına atıfta bulunduğunu fark eder. Merakına yenilir ve yazarı görmek içine adrese gider. Adres bir doldurulmuş hayvanlar mağazasına aittir.

GİZEMLERLE DOLU BİR GEÇMİŞ

Yaşayanlarından ayırt edilemeyecek denli ince bir işçilikle yeniden hayat verilmiş hayvanların sergilendiği dükkanın sahibi, tahnit ustası yaşlı bir adam ise kendisine mektupları yazan gizemli yazarın ta kendisidir. Henry, bu tuhaf adamın garip ve alışılmadık derecede soğuk davranışlarından hoşlanmasa da hem dükkandaki hayvanların büyüsüne kapılır hem de yaşlı adamın isteğini yerine getirip yazmakta olduğu oyununa yardım etmeye başlar.
Bu arada kitabın karakterlerine ilham kaynağı olan doldurulmuş birer hayvan olan maymun Virgil ve eşek Beatrice’e de tuhaf bir sempati duymaya başlar. Henry, yaşlı adamın eylemsiz bir konu içeren tuhaf öyküsüne gömüldükçe garip bir şekilde aynı kendisi gibi Yahudi soykırımını bambaşka bir formatta anlatmaya çalıştığını düşünür. Geçmişinde gizemler bulunan yaşlı adamın tek derdi ise dünyada soyları giderek tükenen vahşi hayvanların soykırımına dikkat çekmektir.
Henry ikisinin de paralel konuları benzer bir anlayışla yapmaya çalıştıklarını fark eder birden. Yaşlı adam şöyle der ona; “Esasen yaptığım şey geride kalan hatıraları ölümün elinden alıp onları güzelleştirmek. Bu açıdan, geçmişi yeniden yapılandırarak onu anlamak için fiziksel kanıtları inceleyen bir tarihçiden pek de farklı sayılmam. Şimdiye dek hazırladığım her hayvan geçmişin bir anlama yorumuydu. Ben hayvanın geçmişiyle ilgilenen bir tarihçiyim. Bu nedenle tahnit ustası oldum: tanıklık etmek için...İçinde bulunduğu yaratıcılık tıkanıklığını bu tuhaf adamın tuhaf oyununa yardım ederek yenmeye çalışan Henry, adamın soğuk ve gizemli tavırlarından giderek rahatsız olmaya başlar. Ve hikaye sürprizli bir sona doğru ilerler. Yann Martel, yoğun metaforlarla süslediği ve edebiyat tarihinden pek çok yazara ve esere atıflarda bulunduğu (Flaubert-Konuksever Aziz Julian Söylencesi, Dante-İlahi Komedya, Beckett-Godot’yu Beklerken, vs) romanında birkaç hikayeyi iç içe geçmiş bir şekilde anlatıyor. Yazar Henry’nin kişisel öyküsü, Yahudi soykırımı, geçmişi gizemli bir tahnit ustası ve tahnitçilik sanatının incelikleri, onun yazmakta olduğu oyun, Aziz Julian Söylencesi... Bu aynı zamanda lanet, bağışlanma isteği ve her türlü yaratıcılık üstüne de bir hikaye... Tüm bu öyküler iç içe geçerken, Martel esasen başından beri yapmak istediği şeyi yapıyor ve soykırım dehşetini bambaşka yollardan bir kez daha anlatmayı, bu anlatıla anlatıla artık eskimiş konuyu taze bir biçimde sunmayı başarıyor. “Beatrice&Virgil”, soykırım kavramına bambaşka açılardan bakmanızı ve her türlü yaşam hakkına dair kafa yormanıza neden oluyor. Bu yalnızca hümanist değil, aynı zamanda hayvansever de bir roman...

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam