VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ağustos 2013 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Felsefenin kare ası Gezi''yi yorumladı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Felsefenin kare ası Gezi'yi yorumladı

Gezi Hareketi ile tüm dünyanın gözü Türkiye'ye çevrildi. Daha önceki muhalif hareketlerden farklılık gösteren bu süreçle ilgili olarak dünya düşünürleri de metinler kaleme aldı. Tarihe geçen bu metinler Direnişi Düşünmek isimli kitapla bir arada toplandı.


Ersin Şenel
ersinsenel@hotmail.com

Gezi Hareketi, başlangıçta Arap Baharı'na daha sonra ise '68 Hareketi'ne benzetildi. Ancak bunlar ve daha pek çok muhalif hareketten izler taşısa da çok geçmeden Gezi'nin yeni bir süreç olduğu anlaşıldı. Zira Gezi Hareketi nam-ı diğer '13 Kuşağı, ne Latin Amerika ne de Türkiye'nin daha önceki muhalif hareketleriyle bire bir örtüşüyordu. Çünkü farklı bir yapı ve muhalefet pratikleri söz konusuydu. Mesela, eylem sonrası çöplerin toplanması, cinsiyetçi duvar yazılarının silinmesi, Ateistlerin Anti-Kapitalist Müslümanlar namaz kılarken zincir oluşturması ve en önemlisi iflah olmaz mizah anlayışı... Gaz yerken ya da Toma tarafından kovalanırken espri yapıp, kahkaha atabilmek muhalefet literatürüne ilk kez giriyordu.
İşte bu da, dünya düşünürlerinin gözünü Türkiye'ye çevirdi. Zizek'in kaleme aldığı malake tüm dünyada ses getirirken hızla bunu diğerleri takip etti. “Direnişi Düşünmek, 2013 Taksim Gezi Olayları” isimli kitap işte tüm bu metinlerin bir ürünü. Zizek, Alain Badiou, Jean-Luc Nancy, Bernard Stiegler, Jacob Rogozinski, Jean-Luc Marion gibi düşünürlerin metinlerinin kitapta Ahmet Soysal, Volkan Çelebi başta olmak üzere Türkiyeli entelektüellerin de yazıları dikkat çekiyor. "Direnişi Düşünmek" Gezi Hareketi'ni anlamak için önemli bir adım. Somut olarak bu olayın, yeniliğine ve özgünlüğüne uygun felsefi sözü araştıran, başka ne tür deneyimlere açılma ihtimalini sorgulayan kitaptan bölümler şöyle:


Farklı Kitleler Arasında Bağlantı Kurabilir

Fransız radikal solunun en önemli düşünürlerinden birisi olarak kabul gören Alain Badiou başkaldırıya dair çözümlemeler yaparak başlıyor yazısına. Öncelikle eğitimli gençlerin isyan ettiğini belirtiyor. Halkın diğer kesimlerinin de bu etkiyi taşıması için neler yapılması gerektiğini tartıştığı yazısında direnişe dair kimi uyarılar da yer alıyor: “Türk arkadaşlarımın pek çoğunun bu sorunun gayet farkında olduğunu biliyorum. Özellikle üç şeyi çok iyi biliyorlar: Çelişkiyi karıştırmamalı, hareket bir Batı arzusu yoluna girmemeli ve her şeyden önce kendilerinden başkalarıyla birlikte politik örgütlenmenin bugün bilinmeyen biçimlerini icat ederek, halk kitleleriyle birleşmeliler.” Ardından bu üç alt başlığı sırasıyla tartıştığı yazısını, ‘kitle bağlantısı’ kavramı üzerinde durarak sonlandırmış.


Sanatın, Aşkın, Politikanın Ve Bilimin Felsefecisi
Fransız düşünür Badiou 1937’de Fas’ta doğdu. École Normale Supérieure’ün eski Felsefe bölüm başkanı. Çok genç yaşlarda siyasal alanda etkin oldu. 1969’da karşı-kültür düşüncesinin kalesi olan Paris 8 Üniversitesi’ne girdi. Deleuze ve Lyotard ile ateşli entelektüel tartışmalar yaptı. Aynı zamanda başta Collège International de Philosophie (Uluslararası Felsefe Okulu) olmak üzere birçok kurumda çalışmaktadır. "L'Organisation Politique"in bir üyesidir. İngilizce yayınlanan New Left Review ve Cabinet Magazine gibi dergilerde Badiou’dan metinler yayınlanmakta. Felsefenin sanat, aşk, bilim ve politikayı birlikte olanaklı kıldığı savunan düşünür, hakikat ve evrensellik kategorilerine bir geri dönüşü ifade etmektedir.


Protestoların Sebebi Hayal Kırıklığı
Felsefenin süperstarı Slavoj Zizek ise ‘Cennette Sorun’ adını verdiği yazısına Occupy Hareketleri'ne dair genel bir tartışmayla giriş yapıyor ve yeni liberal dönemin inşa edildiği değerler sistemine, bir bakıma günümüzün cennet anlayışına dair bir sorgulamaya girişiyor ve ekliyor: “İnsanlar, ‘bir şeyler gerçekten kötü’ olduğunda değil, beklentileri altüst olduğunda başkaldırır.” Ona göre, protestoların temel ekseni, otoriter İslamcılık ile kamusal alanın serbest piyasacı özelleştirilmesi arasındaki bağ ve bu durum Demokrasi ile Kapitalizmin "daimi" evliliğinin, ayrılığının yaklaştığına dair açık bir işaret. Tam bu noktada kimi ipuçları veren düşünür, kapitalizme yönelen huzursuzluğun yine onu bir sistem olarak kavraması gerektiğinin ve çok partili temsili demokrasilerin yetersizliğinin üzerinde duruyor.


Felsefenin Süper Starı
1949’ta doğan Zizek felsefe doktorasını Ljubljana'da aldı ve Paris Üniversitesi'nde Psikanaliz eğitimi gördü. 1990 yılında Slovenya Cumhuriyeti Başkanlığı için Slovenya Liberal Demokrat Partisi'nin adayı oldu. Popüler kültürün yeniden okunmasında Lacan'ın çalışmalarını kullanmasıyla ünlüdür. Başlıca eserleri şu konuları kapsamaktadır; İdeoloji, Köktendincilik, Hoşgörü, Küreselleşme, Öznellik, İnsan Hakları, Leninizm, Postmodernizm.


Direnmekle Yetinmemeli
Son yıllarda yeni bir politik ekonomi çağrısı yineleyen Bernard Stiegler şöyle yorumluyor: “21. yüzyıl dünyanın her tarafında genelleştirilmiş bir özelleştirme ve alanların yok edilmesinin kamusal, fiziksel olduğu kadar virtüel süreci tarafından tehdit edilmektedir. (…) Bu nedenle İstanbul’da doğan bu toplumsal hareket korkusuzca desteklenmelidir ve yine bu nedenle bu hareket direnmekle yetinmemelidir: Bilgilerin ve bir taraftan tinsel olana çağrıda bulunup diğer yandan tüm tinsel hayatın yıkımını hızlandıran bir iktidarın temel zafiyetinin altını çizen zihnin korunması/savunusu için bir söylem geliştirmelidir.”


Derrida'nın Öğrencisi
1952’de doğan Fransız düşünür Stiegler, Jacques Derrida’nın danışmanlığında École des Hautes Etudes en Sciences Sociales’da felsefe doktorasını tamamladı. Londra’da Goldsmiths Üniversitesi, Kültürel Çalışmalar Bölümünde felsefe profesörü, aynı zamanda felsefi düşünme grubu Ars Industrialis’in öncüsü ve başkanıdır. Düşünür ayrıca Georges-Pompidou’nun bünyesinde kurulan Araştırma ve İnovasyon Enstitüsü’nü yönetmektedir. Çalışmalarında Martin Heidegger, Jacques Derrida, Friedrich Nietzsche’nin yanı sıra Sigmund Freud, Gilbert Simondon, Paul Valery gibi pek çok isimden etkilenmiştir. Araştırmaları teknoloji, bireyleşme, tüketim, zaman, kapitalizm konuları odağında yoğunlaşmıştır.


Böyle Bir Fenomen Unutulamaz
Kantçı "Olay" konseptine başvurarak bir çözümleme yapan Jacob Rogozinski ise şunları yazmış: “Prag 1968, Tian-an-men 1989… Taksim 2013’ü de listeye eklemeli miyiz? (…) Her ne olursa olsun, Taksim 2013 halkların hafızasında kazınmış olarak kalacak. Artık Sultan yok! İstanbul’un gençleri ve halkıyla birlikteyim! İnsanların tarihinde böyle bir fenomen artık unutulamaz… Çünkü bu olay, fazla büyüktür, insanlığın çıkarına ve bir etkiye fazla içten bağlıdır ki bu etki, dünyaya onun bütün kısımlarında yayılmıştır; uygun yeni koşulların vesilesiyle halkların belleğinde anımsanacaktır ve bu türden yeni denemelerin tekrarıyla uyanacaktır.”


Fenomenoloji uzmanı
1953’te Fransa’da doğan Rogozinski bugüne kadar Claude Lefort, Michel Henry ve Jacques Derrida gibi önemli düşünürlerle çalışma imkânını bulmuş; psikanaliz ve fenomenoloji gibi alanlarda yoğunlaşmıştır. Fransa’daki Filozoflar Parlamentosu’nun kurucularındandır. Düşüncesinin ilk aşamalarında Immanuel Kant’ın ve Hegel’in Fransız Devrimi ile ‘politik olanın içerdiği radikal kötü’ye dair bir soruşturmaya girişmiştir. İlerleyen yıllarda fenomenoloji ve psikanalizin yardımıyla, terör-radikal kötü, kötülük-nefret ve nefret-başkası, başkası-ben ilişkilerine odaklanmıştır. Halen Strasbourg Üniversitesi’nde ders veriyor.

Paylaş