VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
29 Ocak 2010 Cuma | Anasayfa > Haberler > Ferhan Şensoy’un ölen hostes sevgilisi bu kitabın çıkış noktası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ferhan Şensoy’un ölen hostes sevgilisi bu kitabın çıkış noktası

Sınay Akın ""Ay Hırsızı""nda atlanan ayrıntıları anlattı

Melis Hansoylu

Cemal Süreya’nın “Asker miğferinden güvercine su içirten şair” dediği Sunay Akın’ın adı, son yıllarda daha çok dünyanın değişik yerlerinden topladığı oyuncaklarla açtığı oyuncak müzesi ve stand-up’larıyla anılıyor. “Ay Hırsızı” ise onun daha önce sahneye taşıdığı bilgilerin de yer aldığı ve okuyanları bol bol şaşırtan metinlerden oluşuyor. Ortak özellikleri için “Türklerin uzayla imtihanı” diyebiliriz.

Son kitabınız “Ay Hırsızı”nda ana kavram olan ay hayatımızda pek çok şeyi temsil ediyor: Türk bayrağını, umudu, çocukluk hayallerini... Bunlar çalındı mı?

Evet doğru. Birey olarak ya da toplum olarak düşlerimizin çalındığını düşünüyorum. Ama bu kitaba bu adı bir şiirden etkilenerek koydum, bir Japon şiiri, bir hayko. Dizeleri şöyle, “Öyle bir Ay var ki gökte, hırsız da durmuş türkü söylüyor.” Yani biz bu dünyada hep böyle bir şeyleri tırtıklayarak, bir şeyleri kendi çıkarımız için kendi yaşam kavgamız için içinde hırsızlık yaparak ayakta durmaya çalışıyoruz. Ama tam başımızın üstünde de bir Ay var. Bizi etkileyen, içimizdeki düşleri aydınlatan bir Ay. Yani hisse senetlerine kapıldık gidiyoruz ama bir de hissi senetler var. Ay büyük bir hissi senet olarak tepemizde duruyor. Çocukluğumdan beri Ay’ı görmeden uyumak beni hep rahatsız eder. Adımda da bir ay olması kendimi şanslı biri olarak görmeme neden olmuştur.

Sunay ismini hecelere ayırdığımızda Sun İngilizce’de güneş demek...

Türkçe’de de ay. Bu sanki bir ayrıcalık gibi geldi bana, hep böyle düşündüm kendimi. Ve 60’lı yıllar çocukluğumun geçtiği dönem, tam Soğuk Savaş yıllarıydı. Gazete haberleri olsun, radyo haberleri olsun hep insanın Aya gitme telaşının, çabasının haberleriyle doluydu... 20 Temmuz 1969 günü yedi yaşındaydım, o gece pencereden Ayabaktım o insanları görmek umuduyla. Sanki bu umutlarımız çalındı. Amerika Ay’a gitmek için yarışıyordu, burada savaşıyorlardı.
“Ay Hırsızı”nı bir senfoni olarak mı görmeli?
Bunca yıldır karşımda ilk defa bir gazeteci bana yaptığımı tam doğru olarak söyledi. Tamamıyle bir senfoni, üflemeli çalgılar, vurmalı çalgılar... Yaylı çalgılar nasıl ki her bir enstrümandan çok farklı hareketlerle, müzisyenler başka sesler çıkarıyorsa ben de bunu yapmaya çalışıyor edebiyat alanında. Serüvencilik ruhunu taşıyanlar zaten beni çok seviyorlar, okuyorlar. Don Kişot şöyle oturmuş odasında arkasında kütüphanesi, rafları orada düşünen bir Don Kişot var. Hayır Don Kişot yel değirmenleri karşısında Don Kişot’tur. Don Kişot atın üstünde Don Kişot’tur. Oturan bir Don Kişot değilim ben, oturan Don Kişot, Don Kişot değildir zaten. Baktığımızda edebiyatımızda hep aynı türleri görüyoruz; roman, şiir, öykü bunun ötesinde başka birz şey yok mudur, bir anlatım tadı yok mudur? Bunu arıyorum ben, yani öyle bir metin olsun ki, öykü de girsin işin içine, diğer sanat eserleride olsun, resimlerden, heykellerden söz edelim. Ama bütün bunlar bir senfoni, bir birliktelik içinde olsun.

Sizin için “araştırmacı, soruşturmacı şair” deniyor. Ne dersiniz edebiyatta yeni bir tür peşinde misiniz?

Böyle bir iddiam yok ama geriye baktığımda Sunay Akın’ın yazdıkları neye benziyordu denildiğinde farklı bir tadı olsun istiyorum daha önce yapılanlardan. Elbette ki ustalarım var, örneğin kendime yakın gördüğüm bir Salah Birsel var, fakat galiba ben biraz daha ayrıntıya kaçar oldum ondan...

AY’I YENİDEN KEŞFETME ZAMANI GELDİ
Okurlarınız bu kitapta neler bulacak?


Neler yok ki, uçmanın insanın kendine kanat takma düşlerinin tarihi var. ‹çinde coğrafya da var, mitolojide var, şiirler var. Van Gogh’un bir gece tablosundaki yıldızlarındançıkıp Ay’a gidiyorsun. Bilinmeyen bir Ay var bu kavram üzerine yazılan ve konuşulanlardan farklı bilgiler var bu kitapta.

Kitabınızdaki yazılar arkeolojik kazı gibi... Katman katman...

Ben bir edebiyat arkeoloğuyum galiba. Yani böyle gizli kalmış, daha önce hiç açılmamış, kazılmamış katmanlarda bir şeyler arıyorum. Aşiyan Mezarlığı’nda bir mezar taşından düşen bir uçağın öyküsüne çıkıyoruz. Yüzlerce kez gittim o mezarın önüne. Bu kitap böyle yazıldı. O mezar taşı burnu yere çakılmış bir uçak şeklinde, bir kanadın da doğum tarihi yazıyor öbür kanadındaysa ölüm tarihi, o bir hostes. ‹şte buradan yola çıkarak Güzel Sanatlar Akademisi’nin sınavlarına girmeye çalışan, iki sevgilinin aşk öyküsünü anlattım. Delikanlı kazanıyor akademiyi ama genç kız kazanamıyor, hostes oluyor ve o genç kızın görev yaptığı uçak yere çakılıyor. O uçaktaki hosteslerden biri işte Aşiyan Mezarlığı’nda yatan kişi ama aynı zamanda o kişinin bir de aşk öyküsü var. O genç kızın adını biliyorum ama kitapta belirtmedim sadece delikanlının adını koydum kitaba. O kişi Ferhan fiensoy... Ferhan fiensoy’un üniversite, akademi yıllarındaki kız arkadaşı Ankara uçağında ölen hosteslerden biri. Bütün bunlar bir araya gelince bir senfoni oluşuyor, başka bir bilinmeyen ortaya çıkıyor.

AMERİKALILAR GÖKYÜZÜNE BİZ TOPRAĞA BAKIYORDUK
Hayat hikâyelerindeki ayrıntıları bulmak sizin için keyifli mi?


Mesela Ay’a giden Neil Armstrong’un herkes Ay’daki ayak izini biliyor ama parmağındaki yüzüğü bilmiyor. Ay’a gittiğinde karısı çoktan ölmüş ama o yüzüğünü hiç çıkarmamış. Bu ayrıntı Armstrong’u benim hayatımda başka bir kahraman yerine koyuyor. Neil Armstrong’un Ay’a gittiği ilk gün daha doğrusu Apollo 11’in hareket ettiği 16 Temmuz günü Amerika’da milyonlarca Amerikalı yukarı bakıyor, havacılık tarihinin en mutlu günü onlar için. Aynı gün Türkiye’de bir avuç insan sekiz on kişi toprağa bakıyor çünkü mezar kazılmış biri gömülüyor. Biz o gün Türk Havacılık tarihinin en önemli ismini toprağa verdik; Vecihi Hürkuş’u. Türkiye’de ilk uçağı yapan kişiyi, ‹zmir’e uçağıyla giden ilk pilotumuz... Vecihi Hürkuş’un mezarında yüzbinlerce insan olsaydı, bugün biz de orada yukarı bakan insanlardan olabilirdik. Bu millet Vecihi’yi bir Türk filminden tanıyor; Neşeli Günler. Orada pilot fiener fien’in adı Vecihi...

Paylaş