VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ocak 2013 Salı | Anasayfa > Haberler > Fitzgerald ve Zelda’nın aşklarının kodları bu kitapta
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Fitzgerald ve Zelda’nın aşklarının kodları bu kitapta

Belki biraz zor, sıra dışı ama dönemi için çok ileri ve özgün bir edebiyat Fitzgerald’ınki. Az ama öz eser vermiş olan yazar daha yüz yıllar boyu ders niyetine okunacak eserler bırakmış. “Buruktur Gece”de ise, Zelda ila fırtınalı yaşamının izlerini sürmek mümkün.


Bazı yazarlar vardır, kendi yaşamları aslında hikâyenin tam kendisidir. Dostoyevski, Capote, Hemingway, Genet, Wharton mesela...
Biz onların eserlerini okurken aslında kendilerini de okuruz. Onların yazdıklarına değer kazandıran edebiyatları değildir yalnızca, bizzat yazarın trajedileri, travmaları, aşkları, aykırılıklarıdır bir yandan da... Tattığınız acı kekin mayası yazarımızın mutlaka bir aşka endeksli gitgelleridir ya da bulunduğu kuşağın umudu, umutsuzluğu ile harmandır. Kıvamını tutturanlar büyük yazar olup ölümsüzlük iksirini de sunmuşlardır okuyucularına kekin yanında. Bu ölümsüzlük satırlarda alay edercesine dolaşır hikayeyle ve bize göz kırpar yalanla gerçeğin muziplik yaparak ilerlediği sırat köprüsünde. Yazarın gerçek dünyası ile edebiyatının iç içe geçtiği ve okuyucusunu da peşine kattığı soluksuz bir serüven başlar böylece.

CAZ ÇAĞINA YAKIŞAN YAZAR
Yazarından soyutlayıp bir kitabı çırılçıplak bırakarak okumanın mümkünü yoktur öyleyse. Ben “Buruktur Gece”yi okurken Fitzgerald’ı düşünmeden yapamadım mesela. Karısı Zelda’yı, Hemingway’le olan ilişkisini, 1. Dünya Savaşı’na katılmasını, sıradan bir hayattan gelip çok para kazandıktan sonra sapıtmasını ve 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biri olmasına rağmen topu topu beş roman ve birkaç da öykü kitabı bırakabilmesini, 44 yaşında ölüme götüren bir alkol ve tükeniş yolculuğuna çıkmasını...
“Buruktur Gece” kolay yazılmamış. Yıllar sürmüş yazarın bu eseri tamamlaması. Avrupa’da bir klinikte tanışıp daha sonra evlenen Amerikalı bir doktorun karısıyla olan fırtınalı, tutkulu, trajik ve patetik aşkının destansı bir öyküsünü okuyorsunuz kitapta. Bir öz yaşam öyküsü var aslında romanda. Tıpkı Fitzgerald’ın karısı Zelda’yla yaşadığı ilişki gibi. Gerçi kitapta Fitzgerald gibi alkolden tüketmiyor kendini yazar yine de bohem hayatın dibine vuruluyor Fransa’nın güney kıyılarında- ama tükenmişliği bir aşkın ateşinde erimesi olarak resmediyor en çaresiz tarifle.
Everest’in Fitzgerald kitaplarının kapaklarındaki tasvirlerden de algıladığımız gibi “Caz Çağı”na yakışır bir eser kaleme almış yazar. Acının, hüznün, savaşların, yıkılmışlığın, iflah olmaz “Amerikalılığın” ve kaybetmişliğin müziği olan cazın edebiyattaki en yakışan karşılığı olarak görebiliriz Scott K. Fitzgerald’ı. Umutsuzluk, karamsarlık ve acı kurgusunun temeli onun... Aşkın, sanatın ve güzelliğin esrimesiyle notalara basıyor ve bu kötümserlikten doğaçlama bir caz senfonisi yaratıyor yazar “Buruktur Gece”de.
Kitabın en etkileyici yanı ise yazarın Amerikalılığına dışarıdan bakabilmesi. Yirminci yüzyılın başında delirmiş gibi savaş, sanayi, yokluk, ırkçılık, emperyalizm gibi kavramlarla bir millet olmaya çırpınan ülkesine müstehzi bir çalım atıp “kayıp kuşak”ı bayrak yaparak ilerliyor edebiyatına. “Muhteşem Gatsby”, “Güzel ve Lanetlenmiş”, “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi” gibi yapıtlarla Hemingway’in “benden daha iyi yazıyor” övgüsüne mazhar oluyor. Yüzyılın en büyük yazarları arasına girmesi, sinema sektörünün onu keşfetmesi, genç yaşta dünyaca popüler bir yazar olması bu övgünün yanında küçücük kalıyor. Aslında bu kadar iyi bir yazar olmasının yanı sıra çok üretememesinin nedenini ise tıpkı “Buruktur Gece”deki patetik karakter Nicole gibi olan karısı Zelda... Zelda’nın kendisi başlı başına bir roman aslında. Onu bir roman karakteri yapan şey ise kocası ile ilişkisi, derdi, aşkı ve savaşı. Baskın bir karakter olarak dünyanın en büyük yazarlarından birini paylaşamaması belki de... Kiminle mi? Belki okuyucularla, belki şöhretle, belki de dünyayla, kimbilir, Zelda bu...
Aslında “Buruktur Gece” hem Scott K. Fitzgerald’ın hem de Zelda’nın fırtınalı yaşamlarının kodlarını veriyor bize. Fransız Rivierası’nın rüya gibi sahilleri ve tatile gelmiş yabancıların, Amerikalıların imrenilesi varsıllıklarının şahane betimlemeleri ile başlayan “Buruktur Gece”, ilerleyen sayfalarında aks değiştirerek karakterlerin ve olayların kendisini sorgulaması, kendi akışını bozması ve bir tavşan gibi gözümüze tuttuğu romantik imgesini kırması ile devam ederek şaşırtıyor okuyucusunu. Zaten Fitzgerald’ın mucizesi de burada. Hem yazarın hem de yarattığı karakterin gözünden, ama en önemlisi de ikisini de sıkça reddederek bakması. Karamsar, kötümser ve gri bir dünyayı rengarenk resmetmeyi başarması da başka bir alameti farikası onun.

ROMANDA Y-EFEKTİ
Brecht’in tiyatroya hediye ettiği “y-efekti” adında bir kavram vardır. Yabancılaştırma efektidir açılımı. Seyircinin oyuna kendini kaptırmasını engeller biraz da bu efekt. Amaç seyirciyle oyun arasındaki üçüncü duvarı kırıp meseleye başka bir açıdan, seyircinin bizzat kendi açısından da bakmasını sağlamaktır biraz da. Ya da duygularının akışını kırıp onu oyundan çıkarmak ve gerçek dünyadan kopmamasını sağlama... Dramatik akışı sürekli bozar böylece yazar. Seyircinin oyunun duygu seline kapılıp gitmesini istemez. Oyunun bir nedeni vardır. Tüm o kurgunun, hikâyenin, karakterlerin, masalın... Birden y-efektini sokar devreye ve asıl amacını gösterir izleyiciye. İşte Fitzgerald aslında bir nevi bir y-efekti kullanır kitaplarında. Bir aşk hikâyesi anlatırken savaşta ölmüş insanlarla kalırsınız baş başa ve savaş rahatsız eder sizi. Ya da tatlı bir karşılaşmanın yanında bir cinayet bitiverir yanı başınızda. Hayat oradadır çünkü. İdealist bir doktorun ilgilendiği genç kızın Amerikan (!) tarzı hayatının aslında baba tacizi ile karardığını gördüğünüzde “böyle olmamalı” diye düşünürsünüz ama gerçektir. Burjuva ahlakını ters yüz eder ve bundan da büyük keyif alır yazar. Sizin kitaba konsantre olup kaptırmanıza, bir hülyaya kesintisiz girmenize izin vermez.
Evet, belki biraz zor, sıra dışı ama dönemi için çok ileri ve özgün bir edebiyat Fitzgerald’ınki... “Buruktur Gece”de ise tüm bu özellikler mevcut. Az ama öz eser vermiş olan yazar daha yüz yıllar boyu ders niyetine okunacak eserler bırakmış. Kendi ölümüne de neden olmuş olan Hollywood’un pırıltılı dünyasının sevdiği bir yazar aynı zamanda. “Muhteşem Gatsby”nin film olarak romandan çok daha popüler olduğu aşikar. Ya da “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi”nin yazarının Scott K. Fitzgerald olduğunu bilen de pek azdır belki de... Ama tüm bunlar Hemingway’in bile gıpta ettiği öncü yazarlardan olan Fitzgerald’ın büyüklüğünü gölgeleyemez sanırım.
Daha önce “Muhteşem Gatsby” ve “Uçarı Kızlar ve Filozoflar”ı da yayınlamış olan Everest’in Scott K. Fitzgerald atağı devam ediyor. Kapağı ve çevirisi ile özenli ve tam bir baş ucu kitabı. Ha bir de pikabınıza (cd de olur ya da elektronik herhangi başka bir şey) dönemin caz plaklarından birini koyarsanız “Buruktur Gece”nin tadına doyum olmaz. İyi okumalar!

Paylaş