VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Mart 2014 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Gazetecilik travma sürecinde
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Gazetecilik travma sürecinde

Gazeteci Ahu Özyurt’un yeni kitabı “Gece Görüşü”, Özyurt’un 20 yıllık gazetecilik ve televizyonculuk serüvenini konu alıyor. Özyurt’la kitabını konuştuk.

İPEK CEYLAN ÜNALAN

Gece Görüşü” CNN Türk’te başarıyla sunduğunuz bir program olarak hafızalarımıza kazındı. Aynı adı taşıyan kitabınızı yazmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
Bu kitabın fikri iki sene önce oluştu. Yayıncılarım böyle bir kitabı yazmamı istediler ama ben çok uzun süre netleştiremedim ne yapmak istediğimi. Sonra kitaplığımda yıllar önce rahmetli Mehmet Ali Birand’ın bana imzaladığı “32. Gün” kitabı elime geçti. Programının en parlak yıllarında yaptıkları röportajların perde arkasını yazmıştı. Onun ve Cengiz Çandar’ın “Benim Şehirlerim” kitabının benim gazeteciliğime etkisi çoktur.

Kitabınızı Mehmet Ali Birand’ın anısına ithaf ettiniz. Birand sizin için ne ifade ediyordu?
Birand’la diğer arkadaşlarım kadar birebir çalışmadım ama hep bilirdim ki yaptıklarımı izler, beğenirse cesaretlendirir, beğenmez ya da eksik görürse uyarır. “Şuraya da bak” der. Titiz ve zor bir ustaydı. Habercilikte eksikliğini hep hissediyorum. CNN Türk’te her özel habere “o yapsa nasıl yapardı, nereyi büyütürdü” diyerek yaklaşmaya gayret ediyorum.

Bir konuşmanızda “Amerika’ya gittiğimde burada yükselmiş egom tekrar sıfıra indi ve onu daha sonra kaşıya kaşıya tekrar yukarı çıkardım” dediniz, “ego” bu mesleğin olmazsa olmazı mı? Kitabınızda bu konuya dair ipuçları veya detaylar var mı?
Kitapta bu çok yok ama Amerika’ya gitmek, buradaki tanınırlığı, bilinirliği, herkese ulaşabilmeyi geride bırakmak çok önemliydi. Hayat nelerden vazgeçtiğinizle de alakalıdır büyük ölçüde. Egomu Amerika’da her seferinde temizlerim. “Hiç kimse” olup sonra yeniden inşa ederim. Hatalarımı daha net görürüm.

Amerika ve Türkiye’de gazetecilerin çalışma koşullarını karşılaştırdığınızda ne görüyorsunuz?
Amerikalı gazetecilerin pek azında ertesi gün işten atılma endişesi vardır. Hiçbiri yalı, şato, lüks araba kullanmaz ama bilirler ki belli bir yaşa gelip bırakmak istediklerinde ev alabilecek kadar paraları olacaktır. 60’ına kadar Beyaz Saray muhabirliği yapmak “dinozorluk” değil “saygınlık” sayılır. Başkan’ın uçağında en öne oturtulurlar çünkü onlar aynı zamanda Beyaz Saray’ın hafızasıdır. Başkan zaman zaman danışır onlara hata yapmamak için. Bizde herkes “hemen ekranda sunucu olacağım, köşe yazacağım, habere gitmeden haber olmalıyım” ruh hali içinde. Bunun için de hiç çaba sarfetmemek gerektiğine, ofis entrikalarıyla bu işleri yapabileceklerine inanıyorlar. Acınası durum.

Dünden bugüne baktığınızda Türkiye’de gazeteciliğin ve haberciliğin bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok derin bir travma sürecinden geçiyoruz. Hatalarımızı görmek, birbirimize yol açmak, destek olmak, işimizi yeniden hak etmek zorundayız. İzleyiciye de okuyucuya da “Bakın aslında bu iş ucuz ve siyasi bağlantılarla yapılan bir iş değil. Çok emek, çok fedakârlık ve cesaret gerektiriyor. Bizi yalnız bırakmayın” demek için uğraşmak zorundayız. Halk her zaman sabırla izler, iyiyi kötüden ayırır ve hakkımızı teslim eder. İnanıyorum buna.

Gece GörüşüGece Görüşü

Ahu Özyurt

Detay için tıklayın

Paylaş

İki King güçlerini birleştirdiKitapları toplamda yaklaşık 350 milyon adet satan yazar King bu kez gücünü kendisi gibi yazar olan oğlu Owen’la birleştirdi; tüm kadınları uyutan bir virüsün peşine düştü.

Devam