VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Nisan 2016 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Geçen yüzyıldan çıkamadım bir türlü
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Geçen yüzyıldan çıkamadım bir türlü

Yazar, şair ve editör Öner Ciravoğlu, “Bitmeyen Yüzyıl” isimli şiir kitabıyla geride bıraktığımız 20. yüzyıla selam gönderiyor. Çocukluğun, modern romanın kadın kahramanlarının, efsane ve mitlerin bu el sallayışı yeni çağa da temkinli bir merhaba adeta.

BARIŞ EMRAH



Siz edebiyatın farklı disiplinlerinde ürünler veren bir yazar ve şairsiniz. Yazın dünyanızda ve serüveninizde şiirin yeri nedir? Nasıl başlamış, nasıl şekillenmiş, sizde ve yazınınızda neleri etkilemiş hatta değiştirmiştir?

Bende kitap sevgisi şiirle başladı diyebilirim. Çağdaş şiirin uzun ırmakları boyunca düşlere dalar, neredeyse tüm çıkan şiir kitaplarını yutarcasına okurdum. İmge dünyası daha sonra romanlara doğru geniş bir gökyüzü edinmeye başladı. Belki bu nedenle yazdığım şiirler ustalardan gizli gizli etkilenmektedir. Zaten bir şiiri kurarken şiir kültürünün sınırlarını da zorlarsınız. Yeni bir şey ortaya çıkarmak ancak geleneği sindirmekle mümkün… Günlük hayatta bile tepkilerimizi şiirsel imgeler oluşturur. Geçenlerde bir konuk (Demet Elkatip) geldi ofise. Bana “Buradan bir arkadaşa daha uğrayacağım alt katta” dedi. Ona “yani iki kapı yapacaksınız” dedim. İşte şiir…

Yine yukarıdaki soruya paralel olarak sormak isteriz... Farklı alanlarda ürün veren biri, farklı yazın kimlikleri taşır. Siz yazar ve şairliğinizin yanı sıra aynı zamanda başkalarının eserlerini “yorumlayan” bir editörsünüz de. Bu kimlikler birbirinden nerede ayrışır, nerede birleşir?

Bizim yayınevi şiir dosyalarına ne yazık ki pek sıcak bakmıyor. Şiirsel birikim bende romanlara yaklaşımda net pencereler açıyor. Örneğin Yayın Kurulu’na bir psikoloji kitabı geldi diyelim. Konuların işlenişine bakıyorum, o şiir birikimiyle bir yordam sağlıyor bana. Ama her zaman zarlar altı altı gelmez.

“Bitmeyen Yüzyıl” ilk olarak 2009’da yayımlanmıştı. Yeniden yayımlamak istemenizin özel bir nedeni var mı?

20. yüzyıldan çıkamadım bir türlü. Uzun bir şiir eklendi dosyaya ama o da yüzyılla ilgiliydi. Hem yeni bir kitap oldu, hem de eskisinden kopmadı. İlk baskı da tükenmişti çoktan. Sahaflarda bile bulunmuyor.

Kitaba da adını veren “Bitmeyen Yüzyıl” şiiriniz, geride bıraktığımız 20. yüzyıla bir bakışınız, yorumunuz ya da onun sizde bıraktıkları.. Ama aynı zamanda sizin çocukluğunuz da. Bir yüzyıl çocukluk imgesi olmuşsa ona geri dönülmek mi istenir, tıpkı “Geri gelir mi bir daha” dizeniz gibi?

Evet, bizi biz yapan değerlerin çoğu çocukluktan birikenlerdir bana göre. Hayatı kavramanın ilk adımları neyse yaş almaya başlayınca, toplumsal fırtınalar önüne katıp bizi sürükleyince geleceğe bakışın ideolojisi de ortaya çıkıyor.
Kitabın ilk şiiri “uzaklarda… çok uzaklarda…”yı “modern dünya romanının kadın kahramanlarına” adamışsınız. Neden?
Çağımızda en önemli atılım bana göre kadınların toplumsal hayatta söz almalarıdır. En trajik roman kahramanları da kadınlar değil mi? Madam Bovary, Anna Karenina, Tess, V. Woolf… Daha ne olsun?

SİNEMADAN ÇOK ETKİLENDİK

Şiirlerinizde Batı edebiyatı ve mitolojisi imge ve efsanelerle sık sık kendini gösteriyor. Sizi, edebiyat serüveninizi etkileyen yapıtlar nelerdir?


Bizim kuşak sinemadan çok etkilendi. Attila İlhan da böyle derdi. Biz 1940 acılı kuşağının 68’de ortaya çıkışıyız. Duyarlıklar temelde hep aynı. Zap Suyu’na köprü yapmaya gideriz. Özel okulara karşı yürürüz, Devrim Ocağı kurarız. Millli Petrol kampanyasına katılırız. Franco’ya karşı Cumhuriyetçilerin safında yer alırız. Kalbimiz Cezayir’de, Vietnam’da zafer için çarpar…

Şiir düzyazıdan farklı olarak “anlaşılır” olma kaygısı gütmez. Daha kapalı, daha içsel hatta adeta şifreli bir anlatım taşır. Bu da zaten şiirin “sırrı”dır. Peki ya anlaşılamama kaygısı… Bir şair bu kaygıyı omuzlarından atabilir mi?

Anlaşılamama kaygısı pek olmaz... Artık romanlar bile “sezdirme” üstüne kurgulanıyor. Okurun çabası önemli. Burada farklı yorumlar da olabilir. Algılama biçimleri değişikçe şirin romanın yeniden üretildiğini yaşarız. Geçenlerde Behçet Necatigil’in “solgun bir gül…” şirini nasıl yorumlamalı diye sordum Gürol Sözen’e. Bir çizgide buluşamadık. Oktay Rifat’ın “Telefon” şiiri de açımlanamamıştır doğru dürüst… Şiiri düzyazıdan ayıran temel ölçütlerden biri de budur sanırım: Sezdirmek, yorumlama esnekliği… Ancak temel bir duyguyu da ortak payda olarak sıkı tutmak…


İLK YAZISINI
HASAN HÜSEYİN YAYINLADI


Öner Ciravoğlu, 13 Şubat 1948 tarihinde Trabzon’da doğdu. Trabzon Lisesi’ni bitirdikten sonra öğrenimini AÜ Hukuk Fakültesi’nde (1966), Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Bölümü’nde (1971) ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde sürdürdü. YAZKO (1979) ve Cumhuriyet Kitap Kulübü’nde (1983) yöneticilik; editörlük yaptı. TYS’nin Güzel Yazılar dergisini çıkardı (2003-5), bir dönem TYS 2. başkanı oldu. İlk dönem şiirlerini Kalepark (1995) adıyla yayımladı.
Derleme çalışmaları yanında okullar için yardımcı kitaplar da hazırladı. İlk şiiri 1965’te Trabzon’daki günlük Son Haber gazetesinde, ilk yazıları Savaş (Trabzon) ile Hasan Hüseyin’in yönetiminde Forum(Ankara) dergilerinde yayımlandı. Atatürk’ün Nutuk’unu öğrenciler için kısaltıp sadeleştirdi (Kitap Kulübü,1985). Hıfzı Topuz ile “Ardından Yıllar Geçti” (Remzi Kitabevi, 2013) adlı bir nehir söyleşi gerçekleştirdi. Remzi Kitap Gazetesi’nde köşe yazılarını sürdürüyor.



Paylaş

Yeni sayı yeni heyecanBu ay kapağımıza Türk edebiyatının yaşayan en büyük yazarlarından Selim İleri'yi aldık. Selim İleri, edebiyatta 51 yılı geride bıraktı ve bu yıl karşımıza iki yeni romanla çıktı.

Devam