VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2018 Cuma | Anasayfa > Haberler > Genç Ece’nin öyküleri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Genç Ece’nin öyküleri

ODTÜ Sosyoloji’de okurken Ece Ayhan bana bir mektup yazmıştı, pek çok genç şairle yazarla mektuplaştığı bilinir, sonra da Gümüşlük’ten Ankara’ya gelmişti. O zaman tanıştık, 1979 olmalı. O güne kadar farklı ve uç bir şair olarak bildiğim, okuduğum Ece Ayhan’ın ne kadar iyi bir anlatıcı olduğunu da görecek, daha sonra İstanbul ve Çanakkale yıllarında da, 2002’deki ölümüne dek onu defalarca dinleyecektim.



HAYDAR ERGÜLEN

Ece Ayhan’ın şiirlerini okumam çok eskidir. Artık ben de yaşlanıp hatıralara geçtim, kısaca anlatmamı yadırgamayın lütfen. 1968 ya da 1969’da Eskişehir’den, yakın arkadaşım Ahmet Kot’la, İstanbul’a ilk gidişimde, 12-13 yaşımdaydım, DE Yayınevi’ni bulup Memet Fuat’tan Yeni Dergi’nin bazı sayılarını ve Cemal Süreya’nın, Necatigil’in şiir kitaplarını, Ece Ayhan’ın “Bakışsız Bir Kedi Kara”sını aldığımda, Memet abi “Bunları abine mi alıyorsun?” deyip, bana “Çocuklar İçin Şiirler” antolojisini armağan etti. Altta kalır mıyım, “Teşekkür ederim, ben de bunu küçük kızkardeşime götüreyim” dedim. Gülümsedi. Eskişehir’e döndüm gece, antolojiyi de küçük kızkardeşim Nazan’a armağan ettim. Yıllar sonra, 1983-84 yıllarında, Memet Fuat Yazko Edebiyat’ı yönetirken anlatmıştım ona bu anıyı, anımsar gibi olmuştu.

Ece Ayhan’la tanışmamsa bundan 10 yıl kadar sonradır. ODTÜ Sosyoloji’de okurken bana da bir mektup yazmıştı, pek çok genç şairle yazarla mektuplaştığı bilinir, sonra da Gümüşlük’ten Ankara’ya gelmişti. O zaman tanıştık, 1979 olmalı. O güne kadar farklı ve uç bir şair olarak bildiğim, okuduğum Ece Ayhan’ın ne kadar iyi bir anlatıcı olduğunu da görecek, daha sonra İstanbul ve Çanakkale yıllarında da, 2002’deki ölümüne dek onu defalarca dinleyecektim. Evlerde, kahvelerde, meyhanelerde… Masal gibi anlatırdı, tarihten anlatırdı uzak yakın, insanları anlatırdı, mesel verirdi. Geceleri de az uyuduğu için sabaha dek anlattığı olurdu, uyandığında ‘nerede kalmıştık?’ bile demeden, ‘evet canım’ diye bir girizgah yapar, kaldığı yerden sürdürürdü anlatmayı.

Ece Ayhan’ın öyküleri yayımlanınca bunları hatırladım ilkin. Sonra onun sevdiği öykücüler geldi aklıma. “İyi Bir Güneş” (YKY, Haziran 2018) adıyla yayımlanan kitapta 7 öyküsü yer alıyor Ece Ayhan’ın. Genç Ece’nin Öyküleri diyelim. Bunların 5’i 1956-58 yılları arasında Seçilmiş Hikayeler Dergisi, Dost ve Yenilik’te yayımlanmış, 2 öyküyü ise yayımlamamış. Kitaba “Şairin anlatı sözü” başlıklı bir önsöz yazan yakın dostu Ahmet Soysal’ın dediği gibi bu öyküler, şairin ikinci şiir kitabı olan “Kınar Hanımın Denizleri”yle(1959) çağdaş.

Ece Ayhan şiirini en iyi bilenlerin, okuyanların başında gelen Ahmet Soysal, öykülerin edebi niteliklerinin çağdaşı olan şiirlerden aşağı olmadığını söylüyor, ki doğrusu 1950 Kuşağı öykücülerinin de ürünlerinin yer aldığı dergilerde yayımlanan bu öyküler o kuşaktan birinin öyküleri gibi de okunabilir. Erdal Öz’ün, Adnan Özyalçıner’in o dönem öyküleri gibi.

Sade, yalın ama fantastik!
İki anlayış öykülerde hemen kendini gösteriyor. İlki şiirlerindeki çok katmanlı okumalara açık sıkı kurgudan farklı olarak, büyük bir yalınlık, sadelik ve duruluk içinde yazılmış öyküler, İkincisi fantastik ve gerçeküstücü ögelerin yer aldığı öyküler. 1956’da Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’nde yayımlanan “Acıların Dindirici Tanrısı” sözgelimi, bana ilk öykülerini o yıllarda Ece Ayhan’la aynı ve benzer dergilerde yayımlayan, avangard yazınımızın öncülerinden Sevim Burak ve Bilge Karasu’nun biçemlerini anımsattı. Tabii yer yer dizeler de yer alıyor öykülerde: “Odalarda/Efendisiz bir yalnızlığın/mutluluğu var”sa, bunu şair Ece Ayhan’ın öykücü Ece Ayhan’a bir jesti olarak görmemek ne mümkün! Öteyandan hem 50 Kuşağı öykücülerinden biri gibi hem de bu kuşağın şiirdeki karşılığı olan bir İkinci Yeni öyküsü gibi de okunablir Ece Ayhan’ın yazdıkları.

Öykülerde dikkat çekici bir ortaklık var: Kısacık cümlelerden oluşuyor, adeta yazı dersi verircesine. Tam da burada Ece Ayhan’ın belki de en sevdiği öykücü olan Sait Faik’i hatırlarız. “Doğmamış Olan Bir Adamın Hikayesi”nin tarzı, biçemi, anlatımı, kısacık cümleler ilk elden, şairin Çakır diye sevdiği öykücümüzü hatırlatır. Ben biraz ‘fantastik’ sayılacak ama, belki de ‘tuhaf’ demek gerekir, bilemedim, bu 7 öyküde bir başka ünlü öykücümüzü, Ece Ayhan’ın sanıyorum Sait Faik’le birlikte en çok sevdiği iki öykücüden biri olan ama ilk öykü kitabı 1973’te yayımlanan “Füruzan”ı da buldum. Onun özellikle ilk kitabı olan “Parasız Yatılı”sı, sanki Ece’nin yakınlığını da açıklıyor.

Doğrusu Ece Ayhan imzalı olmasa ona ait olduğu düşünülemeyecek öyküler bunlar. Belki Soysal’ın, Ece’nin şiirinden öyküsüne uzattığı ‘uç duygulanımlar’da buluşmaları mümkün. Ama Ahmet Soysal’ın şu sözleri Ece Ayhan şiiri ve öyküleri arasındaki yakınlığı ve uzaklığı kavramada bence çok zihin açıcı: “Şiirler, çok yoğunlaştırılmış bir düzyazıdan oluşmuştır ve onların gönderdiği anlatı, üstü kapanmış, kesintiye uğratılmış, anlamı çoğaltılarak karıştırılmış bir anlatıdır: Onlarda şiirsel kurgu, tam da anlamı dağıtan bu biçimsel işlem ile tanımlanmaktadır. Bu durum öyküler için sözkonusu değildir. (...) Ece Ayhan’ın öyküleri tartışılmaz bir değer taşımakla birlikte, onun şiirlerinin modernizminin düzeyinde değildir.”(agy., s.9-10)

Şairlikteki en uç noktası
O modernizm düzeyinin başyapıtlarından biri bu yıl 50 yaşında. Ece Ayhan’ın üçüncü şiir kitabı olan ve sanırım adından ötürü de onun “İkinci Yeni’nin papazı” olarak nitelenmesine yol açan Ortodoksluklar(1968, özel baskı:yky, mayıs 2018). Başlıksız, ve Latin sayıları ile numaralandırılmış 27 düzyazı şiirden oluşan bu kitap, şair için ilk değil. 1965’de yayımladığı ikinci kitabı Bakışsız Bir Kedi Kara’yla aynı tarzda. Kitabı çevirisinden okumuş olan Chris King’in “Bir nahoşluk tonu da beliriyor bu şiirlerde, şiiri kekreleştiren, sertleştiren bir ton” cümlesi, Ahmet Soysal’ın ‘anlam felaketi’ kavramıyla tamamlanıyor gibi. Okuruna acı veren bir şiir bu. Üst düzeyde ‘biçimsel ve içerik gerginliği’nin varolduğu “Ortodoksluklar”, Ece Ayhan şiirinde en uç noktayı temsil ediyor.


Paylaş