VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Temmuz 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Gerçek bir İstanbul beyefendisi Abdülcanbaz
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Gerçek bir İstanbul beyefendisi Abdülcanbaz

Çocukluğumdan beri Tom Miks, Teksas, Pekos Bill gibi kahramanların maceraları ders haricindeki zamanımın önemli bir kısmını aldı. Hep Amerikan hayatı ve olaylarını işleyen bu sevimli kitaplara göz gezdirirken, zaman zaman “Niçin bir Türk kahramanımız yok” diye aklımdan geçirirdim. Taa ki Turhan Selçuk’un muhteşem Abdülcanbaz’ı ile tanışana kadar...

Atom Damalı



Abdülcanbaz 1957 yılında Milliyet Gazetesi sütunlarında doğdu. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’nin Türk sanatçılarının da çizgi roman türünde çalışmalar yapmasını önermesi üzerine önce Aziz Nesin’in ardından Rıfat Ilgaz’ın yazıları ve Turhan Selçuk’un çizgileri, kurnaz, açıkgöz bir karekter yarattı. Daha sonra çalışmalarını yalnız yürütmeye başlayan Selçuk, Abdülcanbaz’ı değerlerini yitirmemiş halktan bir kişi olarak yeniden oluşturdu. Artık Abdülcanbaz, halktan, haktan yana, güçlü bir “bizim insan”ımızdır.
ŞEHİR Mİ KENDİNE,
O MU ŞEHRİNE TURİST?
Abdülcanbaz’ın ilk dönem hikayeleri serüvenlerden oluşur. İstanbul’un kiralık ev sorunu, su, trafik gibi sorunları çizgiler yardımıyla okuyucuyla buluşur. İşte “İstanbul sokakları hem geniştir, hem dardır”ın hikayesi: Uzun süre turist rehberi olarak çalıştığı İstanbul’a yıllar sonra dönen Abdülcanbaz şehri tanıyamaz ve kendine bir rehber tutmak zorunda kalır! Her taraf kazılmış enkaz haline dönmüştür. İstanbul’da eskiden tanıdığı İstanbul beyefendisi tipleri arar ama nafile! Beyoğlu’nu dolaşır, Hilton’a yerleşir, sosyete ile tanışır... Ne gezer! İstanbul beyefendisi tipi yok olup gitmiştir. Ve sonunda İstanbul’un yaşanmaz bir hale geldiğini gören Abdülcanbaz ve dost kahramanı Tarzan bir köyde yaşamaya karar verirler. Köyde yaşarken ne görsünler? Kendileri gibi bir köye kaçan bir başka İstanbul beyefendisi...
İstanbul serüvenlerini birçok heyecan dolu uluslararası serüven takip eder. Abdülcanbaz atom silahı üreten Alman bilim adamının ele geçirilmesi için James Bond ile rekabete girer, Parisli dostu Kont Marsard’ı Arsen Lüpen’in elinden kurtarır, kadın kasabı Landru’ya İstanbul’u dar eder, Lawrens ile Irak’ta petrol savaşlarına girer...
Turhan Selçuk bunun gibi bitmez tükenmez yaratıcılık örnekleri vermiştir. Hele Abdülcanbaz’ın dostları, düşmanları, sevgilileri... Gerçekte toplumumuz bunlarla iç içedir. Herbirimizin hayatına bir şekilde girmiş karakterleri canlandırabilmek Selçuk Usta’nın büyük becerisidir. İşte alın bir örnek: Gözlüklü Recai Efendi ve sağ kolu pehlivan Hergeleci Tefo... Gözlüklü Recai, servetini mirastan elde etmiş bir düzenbazdır. Bugün toplumumuzun bir parçası olan azgın tekelere taş çıkartacak kadar kadınlara düşkün, her türlü kötülük beklenebilecek, zaman zaman iş adamı rolünde, zaman zaman politikacı rolünde karşımıza çıkar. Bu sahtekar her seferinde Abdülcanbaz’dan yediği Osmanlı tokadına rağmen bir türlü doğru yola da gelmez!
ŞİKE MACERALARI
Turhan Selçuk Türk toplumunun analizini gerçekten muhteşem bir şekilde yapmış. Okuduğumuz her macera içinde yaşamamıza rağmen farkına varamadığımız veya “böyle gelmiş böyle gider” diyerek kabullendiğimiz yanlışlıkları ortaya koyuyor. İşte “Tulumbacılar Futbol Takımı” macerası... Hakem ve oyuncu satın almalar... Maçtan sonra kavgalar...
Zühal Arınık, Abdülcanbaz’ın sosyal yapısıyla ilgili önemli araştırmalar yapmış. Ancak bu ölçüde toplumumuzu yansıtan bir kahramanla ilgili araştırmaların yine de yetersiz kaldığını düşünüyorum. Edebiyatımızda resimli romanların hakkettiği seviyeye çıkacağı günleri de sabırsızlıkla bekliyorum.
Zira resimli roman deyip geçmeyin, bazen inanılmaz tesir uyandıran neticeler alınabiliyor, sayelerinde... Resmi bir görevle gittiğim bir Dünya Bankası toplantısında Türk heyeti ile banka heyeti bir konuda anlaşamamış ve toplantı kilitlenme noktasına gelmişti. Ortamı yumuşatmak ve biraz da artık başka bir konuya geçilmesi gerektiğini anlatmak için, herkesin şaşkın bakışları arasında, seyahatlerde her zaman yanımda taşıdığım Red Kit maceralarından birini çıkartıp okumaya başlamıştım.
Gerçekten de faydalı oldu ve banka itirazına son vererek toplantı sonunda inadından vazgeçti.
Türkiye’ye döndükten birkaç hafta sonra bankanın Türkiye direktörünün bana yollamış olduğu paketten çizgi romanların çıktığını görünce bir kez daha resimli romanların gücüne inanmıştım!

Yaşam dersleri: Kovadaki Okyanus

Okuması 1-2 saat...Verdiği bilgiler ise ömür boyu sürebilecek bir ‘’hayat dersi’’ kitabı, “Kovadaki Okyanus.”
Ahmet Durul tarafından kaleme alınmış, eni-boyu küçük ancak yoğun anlam ve yaşama sanatı üzerine yüklü bir bilgelik hazinesi. Kitabı okurken, fiziksel, duygusal ve ruhsal boyutlarda gidip geliyorsunuz.
Kitapta, Anadolu’dan Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Yunus Emre, Ortadoğu’dan Geylani, Rufai, Endülüs’den Ibnü’l Arabi, Batı’dan Kazancakis, F.Capra, Doğu’dan Gurdjieff, Lao Tzu, Nisargadatta, Osho, Sun Tzu gibi düşünürler eserin satırları arasında sık sık karşınıza çıkıyor ve hep birlikte yaşamınızı ve yaşadığınız dünyayı daha değerli yapmanın yollarını gösteriyorlar. Bir balıkçı teknesinden okyanusa indirilen bir kova, daha ne olduğunu anlamadan boş kovayı dolduran okyanus suyu... Ve ne güzel, basit ve masalımsı bir anlatım ile derin bir hayat dersi.
“Hayat O’nda başlar, O’nunla biter. Bütün sular O’ndan çıkar, sonunda yine O’na döner!”
Ahmet Durul, yeter ki kendine engel olma ve Okyanus’un farkında ol, diyor.
Bu zevkle bir çırpıda okuduğum kitabı herkesin önce kendisine hediye etmesini, okumasını ve içindeki öğütleri bir ömür boyu yerine getirmelerini tavsiye ederim.

Paylaş