VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Aralık 2014 Pazar | Anasayfa > Haberler > Gerçek, romandan daha tuhaftır
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Gerçek, romandan daha tuhaftır

“Sakkara’nın Kumları” romanında İkinci Dünya Savaşı sırasında Mısır’da geçen ilginç bir hikayeyi ele alan ünlü yazar Glenn Meade ile gerilim ve polisiye edebiyatı konuştuk.

Çoğunlukla tarihi olaylar hakkında yazıyorsunuz. Kendinizi nasıl görüyorsunuz, bir polisiye roman yazarı olarak mı yoksa tarihi roman yazarı olarak mı?

Sadece bir yazar ve öykücü olarak. Bir yazarın tanımlanmasına yardımcı olacak çeşitli farklı türler var ve biz de kendimizi ifade etmek ve hikâyelerimizi anlatmak için farklı araçlar seçebiliyoruz; ancak nihayetinde sadece yazarız.
Suç romanında önemli yazarlardan birisiniz. Ancak bir gazeteci olarak önemli bir geçmişe de sahipsiniz; bu geçmişinizin söz konusu alanda size yardımcı olduğuna inanıyor musunuz?
Gazeteci olarak geçirdiğim zaman, bana bir yazının giriş, gelişme ve sonucu olduğunu öğretmesi açısından önemliydi. Ancak, iyi bir yazar olmak için mutlaka iyi bir gazeteci olmanız gerektiğine inanmıyorum.

Öğrenmek açısından yazarlık kariyerimin en önemli kısmı, tiyatroda geçmiştir. Oyunlarımı sahnelemeleri umuduyla Dublin’de bir drama grubuna katılmıştım, zira başka hiç kimse ilgilenmiyordu. Bu nedenle, önce oyunları yönettim -pek çoğu bana aitti- ve bir sahne ve karakterler yaratma ve onların nasıl farklı ve ilgi çekici yapılacağı konusunda çok şey öğrendim. Ayrıca bir sahnenin nasıl “görünmesi” gerektiği konusunda iyi bir görsel anlayış kazandım. Bir sahneyi her zaman kitap okuyucusu için mümkün olduğu kadar görselleştirmeye çalışıyorum -sanki sahnede görüyorlarmış gibi. Tiyatroda, suç romanında hala faydalı olan teknikler öğrendim. Bir sahneye her zaman mümkün olduğu kadar geç başla ve erken bitir gibi. Diğer deyimle, dramaya odaklan. Bu şekilde, doğrudan konuya giriyorsunuz ve sahne daha hızlı ve dinamik akıyor.

Yazılarını bir gün yayınlatmak isteyen bir yazara tavsiyede bulunmam gerekirse, mümkün olduğunca çok tiyatro oyunu seyretmelerini, mümkün olduğunca çok film izlemelerini, mümkün olduğunca çok kitap okumalarını öneririm. Üstelik bir filmi, oyunu veya kitabı sadece bir kere değil, iki kere veya daha fazla izleyin, okuyun. İlkini keyif için okuyun; ikinciyi yaptığınız iş için.

AJANLARLA GÖRÜŞTÜM
“Sakkara’nın Kumları”nda “”Nazilerin, 1943 yılında çok önemli bir toplantı için Ortadoğu’ya gelen Roosevelt ve Churchill’i öldürmek istemeleri tarihi bir gerçektir.” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?


Alman askeri istihbaratı-Abwehr- Roosevelt ve Churchill’i Kahire’de öldürmek için kod adı Uzun Atlama olan bir plan hazırladı. Operasyonun hazırlıkları için Kahire’ye en iyi casuslarını gönderdi. Bu tarihi gerçek, 1950’lerde Sovyet NKVD hakkında yayınlanan bir kitapta açıklandı.
Kahire komplosu başarısız oldu ve Naziler alelacele Roosevelt, Churchill ve Stalin’in sonraki hafta buluşacaklarını öğrendikleri Tahran’a odaklandı.

Naziler planlarını uygularken Roosevelt’i Tahran’da koruyan Bir kaç ABD istihbarat servisi ajanıyla görüştüm -görüşmenin gerçekleştiği 1999’da yaşlanmışlardı. Bana, Nazilerin neredeyse nasıl başarılı olacaklarını detaylarıyla anlattılar -silahlar ateşlenmiş ve bir çatışma yaşanmıştı. Ancak Almanların planı başarısız olmuştu; çünkü İranlı bir kadınla ilişkisi olan Nazi casuslarından biri, kadını aldatmış; kadın da intikam almak için son dakikada yetkililere haber vermişti. Gerçek her zaman romandan daha tuhaftır. O gün, Roosevelt ve Churchill, kendi güvenlikleri için alelacele Tahran’daki Rus elçiliğine götürülmek zorundaydı. Tüm hikâyeyi Kahire’de kurmaya karar verdim -casuslar ve mültecilerin kaynadığı, piramitler ve Nil’in yer aldığı canlı, tarihi bir şehir olarak Kahire, savaş zamanı sahnesi olarak Tahran’dan çok daha çekici göründü.

Dünyada herhangi bir yeri romanlarınızın mekânı olarak seçiyorsunuz ve bildiğimiz kadarıyla bu ülkelerde (Rusya, Mısır, Avrupa ülkeleri ve ABD gibi) derin araştırma ve incelemeler yapıyorsunuz. Yazma aşamasında bu araştırmaları nasıl başardığınızı anlatabilir misiniz? Bu ülkelerden birinde herhangi bir kısıtlama veya engelle karşılaştınız mı?

Konuyla ilgili mümkün olduğunca okuyor ve kitapta yer edinecek önemli yerleri ziyaret ediyorum. Araştırma, zor bir iş; ancak eğlenceli -sürekli, yazarken kullanabileceğiniz olgular ve detaylar keşfediyorsunuz. Kitabımda kullanacağım mekânların görüntülerini kameraya kaydediyorum. Yazarken hatırlamama yardımcı oluyor. Engeller ve problemler mi? Her zaman varlar. Ancak, genellikle uzmanlardan bilgi almam gerektiğinde yardım etmeye istekli olduklarını görüyorum. İhtiyacım olan bilgiyi almak için bir kapıya tekme atmama pek gerek kalmıyor; ancak, gerekirse, bunu da yaparım. Yazma sürecine başlamadan önce araştırma işinin büyük kısmını yapıyorum; bu da genellikle altı ay sürüyor. Ancak, doğruyu söylemek gerekirse, çoğunlukla müsveddeleri editörünüze vermeden hemen önce bile ilginç araştırma sonuçlarına ulaşıyorsunuz.

Romanlarınızı önce el yazısı ile yazdığınızı, daha sonra bilgisayarda yeniden yazdığınızı biliyoruz. Kâğıtta bitirdikten sonra bilgisayara geçirmek zor değil mi?

Sadece ilk kitabımı önce el yazısı ile yazdım, ardından bilgisayara geçirdim. O kadar sancılı, vakit alıcı ve sıkıcıydı ki bir daha asla yapmadım.

HER YERDE YAZABİLİRİM
Çalışma odanızın atmosferi nasıl? Ön koşullarınız, yazarken olması veya olmaması gereken şeyler nelerdir?


Bir yazar gerçekten yazması gerekiyorsa her yerde yazabilir. Şahsen ben trende de uçakta da arabada da yazdım. Gürültülü otobüs terminallerinde ve otel lobilerinde de. Ancak benim için en iyisi, sessizlik ve boş bir duvar. Eskiden çalışma masam, evimin arkasındaki çok güzel bir ormana ve dereye bakıyordu. Ancak bu manzara karşısında bir hafta geçirdiğimde -aklımı ağaçlardaki kuşlara, rüzgârla hareket eden dallara vererek ve gökyüzündeki bulutları, penceredeki yağmur damlalarını izleyerek- hiçbir şey yazamamıştım. Ben de masamı duvara çevirdim ve verimliliğimi yeniden kazandım.


astropay card
astropay satın al
astropay nedir

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam