VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Kasım 2012 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Gerçeklerin demine... (*)
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Gerçeklerin demine... (*)

Türk Edebiyatı’nda “işte budur” dedirten bir gey karakter arıyorsak, benim gördüğüm yegane isim Mehmet Anıl’ın “Kız Ferhad”ıdır! Yazarın yeni romanı “Edep Ya Hû” da aynı şekilde. Öyle ki, bu roman bana tüm zamanların en beğendiğim romanlarından Marquez’in “Benim Hüzünlü Orospularım”ın tadını yaşattı; gıdım gıdım okudum, bitmesinden korkarak.



KÜRŞAD KAHRAMANOĞLU

Türkiye’ye döndüğümden beri büyük bir iştahla okuyorum. İngiltere’de de Türkçe kitaplar okumaya gayret ederdim lakin memleketten uzak kaldığım otuz yılda çok kitap çıktı, çok sayıda yeni yazarımız var. Her ne kadar “vatmana” şoför diyorsa da, Nobel Edebiyatı kazanmış bir yazarımız bile var artık! Epeyce bir birikim var, daha çok okumam lazım.
(Demine, devranına, keremine hû...)
Son beş senedir okuduğum Türkçe kitaplar arasında beni en çok mutlu eden ve bugüne kadar okuyup en beğendiğim romanlar arasına rahatça giren Mehmet Anıl’ın “Edep Ya Hû”su; 13-14 yaşlarında Boşnak bir devşirme gencin gözlerinden 17. yüzyıl ortalarındaki İstanbul’da, Yeniçeri Ocağı’nın 65. Ortası’nın lağvedilişini anlatıyor. Genç Osman’ın katledilişi tarihi senaryosu önünde, “Zikâr-ü Tikâr”, “Cemiyet-ül Muhabbet”, “Aşiyan Oğlanları” adlarını almış İmparatorluğun her türlü dalaveresinin döndüğü mekânla tanışıyoruz...
(Eyvallah...)
Kitabın başlarında, (Ferhad nam acemi oğlan Müslüman olmadan kendisinin adı Damir...) Paşa’sı ile 12 Kasım 1620’de tanışmasını şöyle bitiriyor; (İyice yılışan Paşa, gözyaşlarıma bakmadan ve tabii önümde şaha kalkan bayrak direğinden de cesaret bularak iştahla işine devam etti. Artık neler yaptı, hepsini anlatmayayım. Sonunda olan oldu, Paşa besmeleyle uçkur çözüp şalvar indirdi, kocaman maslahatıyla arkamdan dürterek ‘Maşallah, maşallah!’ diye diye bekâretime son verdi.)
Eh, buna da eyvallah!..
Son zamanlarda özellikle bazı kadın yazarlarımızda gey temalı roman yazma eğilimi var. Batı’ya daha açık olduklarından mıdır bilemem, gey karekterlerin de kitaplarında boy gösterdiklerini gözlemliyoruz. Hele bir tanesi var ki dışı dışarıyı, içi beni yakıyor. Yurt dışında gey dostu olarak puan toplayan bu yazarımızı bir seferinde, BirGün’deki PEMBEKIZIL köşemde yazmıştım! Tarihimizin belki de en ünlü, en iyi bilinen bir çiftini yazıp, romanın adını “Aşk” koyup sonra da kapağını pembeden, griye çevirmişti! Neyse konumuz bu değil; “Edep Ya Hû”ya ve Mehmet Anıl’a dönelim. “Gey yazar mı, geyleri de yazan yazar mı tartışması” da bayat bir konu, girmeyeceğim. Sadece şunu söylemeden geçemem: Gey romanlar yazan, kitaplarında gey karakterler olan kadın yazarlarımız, maalesef kitaplarınız berbat, yarattığınız karakterlerin derinliği yok, sanki kitaplarında gey karakterler bulundurmak modaymış, sizler de modayı takip ediyormuşsunuz gibi bir hisse kapılıyor insan. Hatta bazı bu tür romanlardan kötü bir homofobi kokusu da geliyor. İnsanın içini ısıtan, kıkır kıkır güldüren, Türk Edebiyatı’nda “işte budur” dedirten bir gey karakter arıyorsak, benim bildiğim yegane isim Mehmet Anıl’ın “Kız Ferhad”ıdır! Anıl, “Edep Ya Hû” ile Türkiye’deki LGBTT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel ve Travesti) hareketine de eşi görülmemiş bir katkıda bulunmuştur.
(Eyvallah.)

YUNUS NADİ ÖDÜLLÜ

Mehmet Anıl’ı tanımıyorum. Tanışmadık, hiç karşılaşmadık. Doğrusu tanışmaktan biraz da çekiniyorum... “Edep Ya Hû”yu okuduktan sonra diğer kitaplarına da hemen yönlendim. “Pembe Otobüs” romanıyla 2008 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanmış. Şimdilik hayal kırıklığına uğrarım korkusu ile uzaktan beğenip, takdir etmeyi tercih eden bir okuruyum. “Pembe Otobüs” de fevkalade bir roman. Türk diline hakimiyeti ve hikayesini okurlarına aktarma becerisi günümüz Türk yazarları arasında Anıl’a ayrıcaklı bir yer veriyor. Tarihi roman yazmanın bütün zorluklarını sular seller gibi atlamış, belli ki çok iyi bir araştırmacı. “Edep Ya Hû”nun bir özelliği de Bektaşi kültür ve diline gösterdiği özen ve yazarın konudaki donanımı. Uzaktan yaptığım sessiz sorgulama Anıl’ın başarılı iş adamlığını bir kenara bırakarak yazar olmaya karar vermiş ve İzmir civarında bir bağ evinde yaşayan edebiyat dünyamızın yeni ve parlak bir fanisi olduğunu gösterdi. (Gaflet uykusundan uyanageldim.) “Edep Ya Hû” kısa bir roman. Marquez’in “Benim Hüzünlü Orospularım”ı okur gibi okudum: Gıdım gıdım, bitmesinden korkarak. Okudukça merakla, heyecanla zevkten dört köşe oldum. Basın ve yürüyüş özgürlüğünün bile olmadığı, dizide padişah öpüşüyor diye sorun çıkaran sansür belalı Türkiye’de böyle bir kitap nasıl basıldı? Nasıl oldu da bugüne kadar toplatılmadı diye düşündüm.
Edebiyatla falan fazla ilgisi olmayan Yeni Osmanlılar fark etmediler, gözden kaçtı zahir!
(Şol şuh sâkiden al cevabı.)

Künye : Edep Ya Hû
Mehmet Anıl
Can Yayınları
12,75 TL

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam