VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
19 Nisan 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Gerçekten fizik Tanrı’yı açıklıyor mu?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Gerçekten fizik Tanrı’yı açıklıyor mu?

Albert Einstein ve Erwin Schrödinger... Bu iki bilim insanı, bilim tarihinin belki de en renkli atışmasını tarih sayfalarına kaydetti. Karşılıklı saygı ve fikir alışverişi içinde yürüyen dostlukları Schrödinger’in uluslararası basın yoluyla Einstein’a meydan okumasıyla bir anda bozuldu ve geriye öfke dolu açıklamalar ile bilim dünyası dedikoduları kaldı.

PINAR ÇELİKEL


Nereden geldik ve nereye gidiyoruz? Belki daha bu sabah meditasyona başlarken kurdunuz benzer bir cümleyi. Dua ederken, Tanrı’ya varmaya çabalarken paralel fikirlerde soluklanıyor olabilirsiniz. Haklısınız. Herkesin hayatının bir döneminde geldiği bir nokta burası.Bu soruyu yöneltirken aslında dini ya da ruhsal bir amacım yok kesinlikle. Söz ettiğim şey fiziğin birleştirme kuramı ile ilgili. Dünyadaki her şeyin birbiriyle ilişkili olmasıyla ilgili olan hani. 1900’lü yılların en ünlü iki bilim insanını birbirine düşüren bir kuram bu. Yıllarca devam eden ama özellikle 1947’nin soğuk bir ocak günü Erwin Schrödinger’in Royal Irish Academy’de Albert Einstein’ın 30 yıldır bir türlü ulaşamadığı bilgilere ulaştığını söyleyerek magazine de taşınan bir olay. Üstelik iki iyi arkadaşın da ciddi anlamda arasını açan bir olay.

Einstein’ın da belirttiği gibi Schrödinger’in, her şeyi açıklayan kuramının yakınından bile geçmediğini söylememize gerek yok. Teknik olarak diğer kuvvetlerin varlığına yer açan genel göreliliğin pek çok matematiksel varyasyonlarından birini buldu Schrödinger. Ancak bu varyasyonun çözümü yapılıp nasıl bir fiziksel gerçekliğe karşılık geldiği bulunmadığı sürece, doğanın gerçekçi bir tanımından ziyade daha çok soyut bir alıştırmaydı. Genel göreliliği genişletmenin sayısız yolu olduğu halde, bu yollardan hiçbiri temel parçacıkların nasıl davrandığını kuantum özelliklerini de kapsayacak şekilde açıklayamamıştı.

Tanrı zar atmadı
Bu magazinsel bilim kavgası şimdi “Einstein’ın Zarı ve Schrödinger’in Kedisi” kitabında da devam ediyor. Yazarı Dr. Paul Halpern, Philadelphia Bilim Üniversitesi’nde fizik profesörü olarak görev yapan önemli bir bilim insanı. Halpern, uzayda zaman, çok boyutlar, kara enerji, kara madde, astronomi, parçacık fiziği ve kozmoloji gibiçok alanda önemli ve popüler bilim kitabı yazmış. Nova’nın “The Nature of Reality” (“Gerçekliğin Doğası”) adlı blog’unun düzenli yazarı. Konusunda o kadar popüler ki, “The Simpsons”ın 20. yıl özel bölümünde de yer almış. Tabii çizgi olarak. Kitabın ana konusu iki adam da doğal birer dahiler. İkisi de kuantum mekaniği ile ilgili çalışmalarından dolayı Nobel ödüllü. Einstein’ın çocukken pusulaya olan ilgisi ve Schrödinger’in “gezegenlerin dansı”nı hayal etmesi, o sıralarda iki temel kuvvet olarak bilinen elektromanyetizma ve kütle çekime olan ilgilerinin habercisi. İkisi de gençken doğanın kesin mekanizması sayesinde saat gibi işlediği yönündeki yaygın görüşü savunuyor. İleriki hayatlarında, bu iki kuvveti birleştiren ve aynı şekilde kesin bir mekaniğe sahip daha büyük bir birleşmeyi bulmaya çalışıyorlar. Bu arada ikisi de dünya görüşlerini şekillendirecek kadar felsefe biliyorlar. Mesela Einstein, Spinoza’nın çalışmalarının etkisinde, Schrödinger ise Schopenhauer ve Doğu mistisizmine ilgili.

Schrödinger, malum “Ben kimim?” sorusuna, “Tanrı’nın dünyasını deneyip anlamak için düşünce gücüyle donatılmış olan Tanrı’nın yansımasıyım. Girişimimne kadar toy olursa olsun, ona... örneğin, greyfurtu gözlüklerime sıçratmadan yemek ya da hayatın başka pek çok konforu adına yenialetler icat etmek için doğayı irdelemekten daha fazla değer vermek zorundayım,” diye değiniyor “Yeni Alan Kuramı”nda. Einstein ise onlarca yıllardır birleşik alan kuramı ile İngiliz fizikçi James Clerk Maxwell’in 19. yüzyılda doğa kuvvetlerini tek bir denklemler sisteminde birleştirme çalışmasını geliştirmeyi umuyor. Rüyası, Maxwell’in sonuçlarını daha da genişletmek ve elektromanyetizmayla kütleçekimi birleştirmek. İdeal mekanik bir evrenin nasıl olabileceğini ifade ederken kalbinin derinliklerinde,“Tanrı zar atmadı,” diye düşünüyor. Bu arada “Tanrı” derken Hollandalı 17. yüzyıl filozofu Spinoza’nın tarif ettiği “Olası en iyi doğal düzenin simgesi,” Tanrı’yı kastediyor. Yüzlerce yıl önce Spinoza, doğayla aynı anlama gelen Tanrı’nın rastlantıya yer bırakmayacak şekilde sabit ve sonsuz olduğunu savunuyordu. Einstein, Spinoza’nın düşüncelerine katılarak doğanın mekaniğini yöneten değişmez kuralları aradı. Dünyanın kesin bir şekilde belirlenmiş olduğunu kanıtlamaya kesinlikle kararlıydı. Yani aslında Tanrı’nın peşindeydi. Her ne kadar ona hiç inanmadığını söylese de.
Schrödinger’in kedisini duymuşsunuzdur; kendisinin insanlar arasında tanınmasını en fazla sağlayan kediyle yapılan düşünce deneyi. İkisi arasında düşmanlık başladığı sırada, fizik dünyası dışında kedi ikilemini duyan ya da Schrödinger’i tanıyan sadece birkaç kişi vardı. Uluslararası toplum, Schrödinger’in meydan okumasını önde gelen yayın kuruluşu Irish Press’ten öğrendi. Schrödinger, haddini bilmez bir şekilde çalışmalarını Yunan filozof Demokritos (atom kelimesinin isim babası), Romalı şair Lucretius, Fransız filozof Descartes, Spinoza ve Einstein’ın kendi çalışmalarıyla bir tutarak kendi “herşeyin kuramı”nı açıklayan kapsamlı bir basın açıklaması göndermişti.
Schrödinger, “Bir bilim insanının kendi çalışmasının reklamını yapması yakışık almaz,” demişti. “Ama yayınevi istedi, ben de gönderdim.”

Oysa Schrödinger’in Einstein’a minnettar olması için çok nedeni vardı. Mesela Einstein’ın 1913’teki konuşması, Schrödinger’in fizikteki temel soruları takip etme konusundaki ilgisini alevlendirmişti. Einstein 1925’te yayımladığı bir makalede, Schrödinger’in madde dalgalarının davranışıyla ilgili denklemini kurmasına yol açan Fransız fizikçi Louis de Broglie’nin madde dalgaları kavramından bahsetmişti. Bu denklem Einstein’ın yanı sıra diğer bilim insanlarının da aday göstermesiyle Schrödinger’e Nobel Ödülü’nü kazandırdı. Einstein, Schrödinger’in başarısını destekledi, onu kibar bir şekilde Caputh’taki yazlığına davet etti ve kapsamlı mektuplaşmalarında rehberliğini sunmaya devam etti. Einstein’ın barut tozu içeren kuantum ikilemi önerisiyle birlikte, kendisi ile asistanları Boris Podolsky ve Nathan Rosen tarafından kuantum dolanıklığının belirsiz durumunu açıklamak için geliştirilen EPR düşünce deneyi, Schrödinger’e kedi ikilemi konusunda ilham verdi.

Sonuç olarak birleşme arayışındaki Schrödinger tarafından geliştirilen fikirler, Einstein’ın önerilerinin bir ürünüydü.

İrlanda basını bu iki bilim insanını sürekli karşılaştırarak Schrödinger’i İrlanda’daki Einstein olarak gösteriyordu. Başlarda Einstein, Schrödinger’in bu böbürlenmelerini iyi niyetli bir şekilde görmezden gelmeyi seçti. Ancak Schrödinger’in her şeyin kuramı savaşındaki zaferini ilan ettiği Ocak 1947’deki konuşmasına basının tepkisi sınırları zorladı. Schrödinger’in basınla paylaştığı, Einstein’ın onlarca yıl elinden kaçırdığı başarıya (genel göreliliğin yerini alacak bir kuram geliştirmek) ulaştığını ifade ettiği cesur sözleri, Einstein’ın suratına tokat gibi inmişti.Sonunda Einstein tepki verdi. Einstein’ın rahatsız edici cevabı, Schrödinger’in haddini aşan iddialarından duyduğu hoşnutsuzluğu yansıtıyordu: “Profesör Schrödinger’in son girişimi sadece matematiksel nitelikleri bakımından değerlendirilebilir, doğruluk ve deneyimin gerçekleriyle olan uyumu açısından değil. Bu bakış açısından bile herhangi bir avantajı yoktur, hatta tam tersidir.” Kuantum mekaniğinin geleneksel yorumuna karşı yoldaş olan bu iki eski arkadaş, uluslararası basında savaşacaklarını hiç ummamışlardı. Sonrası mı? Bu ikili Tanrı’ya ne kadar yaklaştılar acaba?


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159