VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2017 Cuma | Anasayfa > Haberler > Gerçekten gerçek bir dünyada mı yaşıyoruz?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Gerçekten gerçek bir dünyada mı yaşıyoruz?

“Canavarın Çağrısı” kitabıyla dikkat çeken ABD’li yazar Patrick Ness’in son romanı “Son Ve Ötesi” Türkçede. Özgün bir açılışla başlayan romanda kitabın ana kahramanı Seth, ilk bölümünde intihar ediyor. Ölümüne şahit olduğumuz karakterimiz, yeni bir dünyada uyanıyor ve bu yeni dünya pek çok soruyu da beraberinde getiriyor.

CANER ALMAZ



Patrick Ness, ağırlıklı olarak genç-yetişkinlere yönelik kitaplar kaleme alan, bilimkurgu ve fantastik unsurları kitaplarında oldukça fazla kullanan 1971 doğumlu bir yazar. Yurtdışında çoksatar olan Ness, ülkemizde de “Biz, Ölümlüler” ve “Kaos Yürüyüşü Üçlemesi” ile adından söz ettiriyor. Kaos Yürüyüşü serisinden “Canavarın Çağrısı”, 2016 yılında sinemaya da uyarlandı ve türün sevenleri tarafından beğeniyle karşılandı. Ülkemizde çok fazla üretilmese de -yurtdışına kıyaslama yaparak bunu söyleyebiliriz- bilimkurgu edebiyatının sıkı bir takipçisi ve okuru olduğunu, yayınevlerinin yayım politikalarından ve kitapların satış grafiklerinden gözlemleyebiliyoruz. Bu türde çeviri metinler her ay raflardaki yerini almaya devam ediyor ve çokça okunuyorlar. Patrick Ness de yakın dönemde ismini sıklıkla duyacağımız genç kuşak yazarların arasında yer alıyor ki, hatrı sayılır bir takipçi kitlesi olduğunu söylememiz zor değil.

“Var olma amacı” sorunsalı
Patrick Ness’in 2013 yılında kaleme aldığı ve dilimize “Son ve Ötesi” olarak çevrilen “More Than This” isimli kitabı, Yabancı Yayınları tarafından içinde bulunduğumuz Aralık ayında yayınlandı ve türün meraklılarının beğenisine sunuldu. Özgün konusu, başarılı karakter tahlilleri, insanın varoluşunu sorgulayan bölümleriyle, felsefe ve bilimkurgu çerçevesinde kaleme alınmış başarılı bir kitaptan bahsediyoruz. İnsanın var olduğu günden bu güne cevabını aradığı soruların başında gelen “var olma amacını” sorgulayan ve bunu farklı bir ütopyayla buluşturan Ness, kurduğu alternatif dünya ve gerilim yükü ağır bölümleriyle okurunu sağlam bir kitapla buluşturmaya aday.
Kitabın ana karakteri Seth, henüz ilk bölümde okyanusun soğuk sularında yürümeye başlar. Bu bir intihar girişimidir ve onu kurtaracak herhangi birisi yoktur. Onu intihara sürükleyen olayları daha sonra aktaracağım. Seth, kararlı bir şekilde tüm hayatta kalma içgüdüsüne inatla kendini öldürmeyi başarır. Ölümünün tüm anını yaşar: Dalgalarla boğuşur, soğuğun tenini yakışını, tuzlu suyun ciğerlerini dolduruşunu, akıntıya karşı koyamayıp teslim olduğunda kayalıklara çarpışını, kemiklerinin kırılışını, yaşadığı tarifsiz acıyı daha ilk bölümde bizlere öyle resmediyor ki, şok bir açılışla sersemliyorsunuz. Beklentiniz kahramanımızın ölmeyeceği, bir şekilde kurtulacağı ya da bir yolunu bulup hayatta kalacağına dair oluyor ama nafile... İntihar başarıya ulaşıyor ve ana kahramanımız kitabın henüz ilk sayfalarında ölüyor.
Peki insanlar gerçekten ölüyor mu? Ya da insanlar öldüğü zaman nereye gidiyor? “Ölüm” sandığımız şeyin, başka bir zamana, boyuta, dünyaya açılmadığına nasıl iknayız ya da böyle ihtimalleri hiç düşünüyor muyuz?
Patrick Ness, bu sorular üzerine kafa yormuş ve bizleri kitabın sayfalarında bu ihtimallerin birisiyle buluşturuyor.

Seth, kitabın ikinci bölümünde çocukluğunun geçtiği ve pek iyi hatıralarla hatırlamadığı İngiltere’deki evlerinde uyanıyor. Garip olan şudur ki, kahramanımız ölüm anını tüm detaylarıyla hatırlamaktadır. İçinde bulunduğu dünyayı anlamlandırmakta güçlük çekmektedir çünkü yalnızca kendisi vardır. Çokça kötü anısının yaşandığı bu kasabada tek başınadır. Oldukça güçsüzdür ve hatta ayakta duramamaktadır. Zaman geçtikçe, günler birbirini takip ettikçe, rüyalarında geçmişine dair kritik noktaları gördüğünü fark eder. Hayatının tüm kırılma anları birer rüya olarak kendisine anımsatılmaktadır. Çektiği acılar birer birer kendisine hatırlatılır: Kardeşinin zihinsel engelli olmasına sebep oluşu, eşçinsel olduğunun sevgilisiyle olan çıplak fotoğrafların yayılmasıyla tüm okulunca öğrenilmesi ve tüm bu sıkıntılı süreç... Kendini farklı bir cehennem deneyimi içerisinde olduğuna ikna ettiği ve yalnızlıkla mücadeleye giriştiği anlardan birinde yalnız olmadığını, kitabın diğer iki kahramanı olan Regine ve Tomasz ile kasabada karşılaştığı zaman anlıyor. Onlarla tanışması ise Regine ve Tomasz’ın “Sürücü” olarak adlandırdıkları simsiyah giyimli ve çok sesli bir araç kullanan coplu bir polisin peşlerine takılması esnasında gerçekleşiyor.

Kovalamacalar, köşe kapmacalar, yaralanmalar... Neyin içerisine düştüğü konusunda kafası iyice karışan Seth, Sürücü’yü atlattıkları bir anda Regine ve Tomasz ile konuşuyor. Daha doğrusu, tartışmalar ve büyük çatışmalar içerisinde kalıyorlar. Çünkü diğer kahramanlarımız da içerisinde bulundukları dünyayı tam manasıyla çözememektedir. Bildikleri şeyleri Seth ile paylaşırlar. Tüm dünyanın sonunun geldiğini, insanların tamamen sanal bir gerçeklikte yaşadıklarını ve öldüklerinde dünyaya geri döndüklerini bu esnada öğreniyoruz. Canlı canlı tabuta girerek kendilerine bağlanan düzeneklerle sanal bir dünyaya giren insanlar, içerisinde bulunduğumuz dünyayı bu sanal gerçeklikte yaşamaktadır. Yazarımızın bize vermek istediği şey, işte tam bu noktada yüzünü gösteriyor ve bize dikilen gözleri hissedebiliyorsunuz. Gerçekten gerçek bir dünyada mı yaşıyoruz? Yoksa farklı bir noktada kontrol ettiğimiz, tamamı sanal bir dünya içerisinde karakterlerimiz mi yaşıyor? Ölümle bu dünyadan çıkıp gerçek dünyaya mı dönüyor? Bir başka köşe ise, yaşadığımız acı olaylar gerçek cehennemimiz olabilir mi? İşte, bölümleri ardı ardına geçerken kafanızda beliren soru işaretlerinden bazıları böyle...

Patrick Ness, kendi yaşantımızı ve dünyamızı sorgulamamızı sağlayacak bir kitaba imzasını atıyor. “Son ve Ötesi” kendine has olmayan sorularını okuruna nakletmeyi başaran ve kendimizi sorular içerisinde bulacağımız bir kitap. Ness’in kurduğu dünya o kadar tasavvur edilebilir bir haldeki, kitabın tamamını zihninizde canlandırdığınızı fark edebilir, o dünyanın bir parçası olup olmadığınız konusunda endişeye kapılabilirsiniz. İyi bir kitaptan beklediğiniz de bazen bu değil midir?



Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163