VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
07 Kasım 2014 Cuma | Anasayfa > Haberler > Göbekli Tepe’nin macerası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Göbekli Tepe’nin macerası

Bilinen tüm tarih tezlerini bir anda çürüten Göbekli Tepe’nin keşfi henüz tamamlanmış değil. Edebiyat dünyasına da yansıyan bu keşif ilk romanını verdi. Arkeolojiye yakın ilgi duyan Yonca Eldener’in kaleme aldığı “Göbekli Tepe Muhafızı” romanı, sırlarla dolu bu kadim tarihi bir macera romanı kurgusu ile okura aktarıyor.


Sizi Göbekli Tepe’de geçen bir macera romanı yazmaya iten şey neydi?

Göbekli Tepe’nin kadimliği, anıtsallığı, gizemi beni derinden etkiledi. Mısır Piramitleri insanda nasıl duygular tetikliyor ise, Göbekli Tepe de bunları hissettiriyor. Üstelik burası piramitlerden 7000 yıl daha eski. Aslında önce herkes gibi ilk sorum insanların bu devasa dikilitaşları, çanak çömleği icat bile etmemişken nasıl dikebildikleriydi. Sonra da bu tapınakları neden yaptıklarını sordum kendime. Göbekli Tepe hakkında okudukça daha da önemli bir soru sordum kendime: Göbekli Tepe’yi anlarsam insanlığı daha iyi anlamayı denemiş olabilir miyim? Romanım bu arayışın yolculuğudur.

Göbekli Tepe’de kazılar başlayalı onca zaman geçti; fakat Göbekli Tepe’ye ilgi son dönemde arttı. Bu ilgiyi siz neye bağlıyorsunuz?

Aslında Anadolu’nun her yerinden öylesine şaşırtıcı buluntular çıkıyor ki, hayranlık duymamak elde değil. Böyle bakınca Çatalhöyük de insanın aklını başından alan bir yer. Ancak Göbekli Tepe’yi diğerlerinden özel kılan, bilinen tüm tarih tezlerini çürütmesi. Göbekli Tepe, tarıma, yerleşimlerin ortaya çıkışına, toplumsal organizasyona, inançlara dair tüm bildiklerimizi yeniden düşünmemizi kaçınılmaz kıldı. Burası bir yerleşim yeri değil, taş çağı avcı toplayıcılarının kurduğu bir inanç merkezi. Bu nedenle hepimize dokunuyor diye düşünüyorum. Yani burada hepimiz kendimizden bir parça bulduk. Bu yüzden dünyanın her yerinden insanlar buraya akın etmeye başladı. Son dönemde dünyanın en önemli gazete, dergi ve akademik çalışmalarında Göbekli Tepe’yı anlatan yayınlar çıkıyor ve belgeseller yapılıyor. Bu da ilgiyi artırıyor. Ziyaretçilerin sayısı Göbekli Tepe tanındıkça daha da artacak çünkü geçmişini merak eden her bir insanın yolu, buradan geçecek.

S. Noah Kramer’in “Tarih Sümer’de başlar” cümlesi yerine siz “Tarih Göbekli Tepe’de başlar” diyorsunuz... Bu cümleyi biraz açabilir miyiz, bu inancınızın temelini ne oluşturuyor?

Sümer tabletleri okunduğunda, tarihten inana dair kültürülerimizin temellerine ait birçok ipucu bulduk. Atasözlerini bu tabletlerden okuduk. Nuh tufanını ve Âdem ve Havva’nın yaratılışını da yine bu tabletlerde bulduk. Ancak yazılı tarih Sümerle başladı. Ben “tarih Göbekli Tepe’de başlıyor” derken, insanlığın kollektif bilincine ait unsurların izlerine Göbekli Tepe’de rastlanmasına atıfta bulundum; ancak yazdığım roman çerçevesinde benim vurgum biraz da yazılı tarihe yönelik. Göbekli Tepe dikilitaşlarının üzerindeki sembollerin resim yazısının -hiyerogliflerin- atası olabileceği tezi var. Romanın baş kahramanının annesi dil bilimci ve ben de bu sembol diline atıfta bulundum. Dikilitaşlardaki kabartmalar, taş çağı insanının açıklıkla okuyabildiği bir sembol yazısıysa, evet tarih Göbekli Tepe’de başlar. Ancak altını çizmekte fayda var, bu “şimdilik” böyle. Bundan daha eskisinin dünyanın herhangi bir yerinde bulunmayacağını bilmiyoruz.

Arkeoloji ve tarih açısından ciddi bir araştırma var romanda. Ne kadar sürdü araştırma?

Arkeoloji benim özel ilgi alanım. Yıllardır eşimle zaman sorunumuzun olmadığı her durumda, yol kenarlarındaki ören yerleri tabelalarından saptık. Böyle düşününce aralarında Milas ve Urfa’nın da olduğu sayısız gezilerimiz zaten hep hayatımızın bir parçasıydı. Ancak bu roman için çok odaklı bir araştırma gerekiyordu. Doğru kaynakları bulup okumanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu da zaman aldı. Romanım 2,5 yıl süren yoğun bir araştırma dönemi sonunda yazıldı. Bu süreçte uzman kişiler ile temasa geçerek doğrudan bilgi almaya çalıştım. Romanda geçen yerlerin bazılarını yeniden, bazılarını ise romanım için ilk kez ziyaret ettim. Örneğin Milas’tan göçen Museviler’in bugün yaşadığı Batyam’ı görmek için İsrail’e gittim. Görmek ve değişik coğrafyaların havasını solumak, okumak kadar önemli. Gerçekçi bir roman yazabilmek için detaylara hakim olmak da olmazsa olmazlardandı. Milas mimarisinin özelliklerinden bir bilgisayar korsanı nasıl sistemlere sızardan, dilbilimden Milaslı Musevilerin adetlerine kadar pek çok konuda araştırma okudum ve ilgili kişilerle konuştum.

“Göbekli Tepe Muhafızı”, bir macera romanı. Macera romanlarında bu kadar derin bilgiyi okuru yormadan yerleştirmek zor olsa gerek nasıl bir kurgu planı yaptınız?

Milas’ta başlayıp Göbekli Tepe’de biten bir tarihi arka planı var romanın. Kral Mozoleus dönemi Milas’ı ile Göbekli Tepe arasında 9500 yıl, 1300 km mesafe var. Arkeoloji, mistisizm, dinler ve diller tarihini bir Musevi kahraman üzerinden akıcı bir şekilde anlatmak için aslında basit bir araç kullandım. O da tarihin kendisiydi... Romanımda geçen tüm tarihi olaylar ve mekânlar gerçek. Kurguyu yazarken gerçek tarihi olayları, kahramanların yaşadığı olayların akışı içine yerleştirdim. Yani tarihi olayları bazen kahramanlar kendi yaşadığı için, bazen de olaylar tarihi mekânlarda geçtiği için okuyucu tüm bu bilgileri maceranın içinde yaşarken ediniyor.

Romandaki ana karakter Kamil’in annesi bir dil bilimci olarak dilin şifrelerini çözerek eskiden aynı topraklarda yaşadığı kişilerin hikâyesine uzanırken Kamil de bir yazılımcı olarak tanımadığı insanların bilgisayarlarındaki bilgilerle onların sırlarına erişiyor. Aslında iki karakter de yalnız. Acaba yalnızlıkları mıydı onları başka hayatlara iten?

Bir anlamda evet. Kamil ve annesi Milas’ta kalan son Museviler. Çok da zeki ve meraklılar. Küçük bir kasabada kendilerini gerçekleştirmek için özgürlüklerini yaşayacakları bir dünya yaratmak dışında seçenekleri yok. Kamil özgürlüğü sanal dünyada, annesi ise eski halkların unutulmuş dillerinde arıyor. Derinlerde onları yalnızlaştıranın, nereye ait oldukları sorusuna aradıkları cevap olduğunu söyleyebilirim.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163