VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
23 Temmuz 2012 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Görünendeki görünmeyenin izini sürüyorum
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Görünendeki görünmeyenin izini sürüyorum

“Peruk Gibi Hüzünlü” hikaye kitabıyla 2012 Sait Faik Hikaye Ödülü’nü kazanan Yalçın Tosun, öykülerinde, göz önünde olmayan insanlık hallerini yansıtıyor.

Canan Hatiboğlu

"Peruk Gibi Hüzünlü” ve önceki kitabınızda da aile kavramına sürekli bir gönderme var. Aile tahribatı, bizim üzerimizde bu kadar önemli mi?

Benim takıntılı olduğum konulardan biri bir kere gördüğümüzü zannettiğimiz şeylerin arkasında gizlenen şeyler... Ailenin bu yapıda çok önemi var. Her aile bir kutudur, özellikle bizin gibi kapalı toplumlarda... Ve şu an olduğumuz kişi kimsek eğer bunlar aslında hayatımızın ilk yıllarında oturtuluyor. Ve aile de çok belirleyici... Yanlış anlaşılmasın, ben aile karşıtı değilim ama aile eğer çocuğun hayatını mahvetmek istiyorsa bunu çok güzel başarıyor. Bunu bir birey olduktan sonra görebiliyorsunuz. Ailenin benim için bir diğer ilgi çekici kısmı ailedeki çok yakın gördüğümüz kişileri neden severiz sorusu... Genelde oldukları insan oldukları için sevmiyoruz. Annemiz, babamız, kardeşlerimiz olduğu için seviyoruz. Belki sokakta görsek, okulda tanışsak sevmeyeceğimiz insanlar. Bu duygunun izini sürmek istiyorum. Sanırım en az tanıdığımız kişiler, en yakınımızdaki kişiler... Bu da edebiyata çok güzel malzeme veriyor. Evet, onun nasıl tepki vereceğini biliriz, bir şey yaptığımızda bize kızıp kızmayacaklarını hissedebiliriz; ama aslında ne düşünüp hissettiği gizlidir ailede... Gizli olan her şey benim ilgimi çekiyor. Aile de bu açıdan bundan sonra da uğraşacağım bir mesele...

Yazarlık sürecinde hayat deneyiminin önemli olduğu söylenir. Aile kavramı bunlardan biri mi sizin için?

Kişisel deneyimlerden bahsediyorsanız, her yazar bu soruyla karşılaşmıştır. Mutlaka kendi hayatımızdan izler var anlattıklarımızda. Aileye, dünyaya bakışımızda, kadın-erkek ilişkilerinde... Yoksa başkalarının öyküleri haline gelir. Bu sizin öyküleriniz, sizin hayat hikâyeniz değil. Ama benim kendi ailemden, çevremden, bu toplumdaki pek çok gözlemimden pek çok şey var. Bunların çoğu gizli kapaklı; değiştirdiğim, gizlediğim, bozduğum şeyler... Kendi ailemin dahi çok zor yakaladığı ayrıntılar... Ama tabii ki benim de her yazar gibi yazdıklarım benden izler taşıyor.

Peruk eğlence imgesine açık bir aksesuar... Hüznü ifade ederken neden peruk imgesini kullandınız?

Bir çok insan bugüne kadar bir çok insan dedi ki “Peruğun hüzünlü bir şey olduğunu ben düşünmezdim.” Peruk çok zor bir imge... Mesela bazıları bunu palyaçolarla birleştiriyor. Birisi dedi ki “Kanserli bir anne hatırladım”, birisi dedi ki “Travestileri hatırladım”. Hem hüzünle hem neşeyle örtüşen bir durum... Ben de böyle düşünüyorum. Kitabın ismi olarak “Peruk Gibi Hüzünlü” ismini koyarken bahsettiğim çeşitliliği de göstermek istedim. Çok neşeli bulduğumuz bir şey aslında altında giz barındırabilir. Aslında ben hep görünendeki görünmeyenin izini sürmeye çalışıyorum. Göz önünde saydığımız bir sürü şey aslında o kadar göz önünde değil.

Sait Faik Hikâye Ödülü’nü kazanmak sizin için ne ifade ediyor?

Sait Faik, hikâye alanında verilen çok önemli bir ödül... Benim yazın hayatımda önem taşıyacak bir ödül... İkinci kitabımla bu ödüle layık görülmek ayrıca bir sorumluluk da yükledi. Bundan sonra Sait Faik adının yanında bu ödülle birlikte kitabın adının da anılacak olması hem benim hem kitabım açısından mutluluk verici...

Yazarlar genellikle ödüllere biraz mesafeli yaklaşırlar. Ama edebiyat ödülleri sevilen bir şeydir... Siz nasıl bakıyorsunuz?

Ben ödülleri önemsiyorum. Ödüllerin insanı motive edici tarafı var. İkincisi kitabın da bir noktada öne çıkmasına sebep veriyor. Çünkü kitap çıktıktan sonra ne kadar etki yaratırsa yaratsın, bir-iki ay sonra kayboluyor, arka raflarda unutuluyor. Bundan sonra kitap en azından bir kere daha okuyucularla buluşma şansı yakalıyor. Dürüst olmak lazım, yazarlar bunu önemsemese kitaplarını ödüle göndermezler, diye düşünüyorum.

Ödül sizin hikâyenize nasıl bir sorumluluk getirecek?

Ödül yazacaklarımı değiştirmeyecek. Bunu bir baskı olarak hissedip yazarın yazacaklarına ket vuracak şekilde strese dönüştürmesi de mantıklı değil. Ben bunun sorumluluk olduğunun bilincinde olarak olumlu taraflarını görüyorum. Bu benim rotamı olsa olsa destekleyecek bir şey...

peruk gibi hüzünlü

Çocuklar tekinsizdir
Annelerse uçurum
Olur olmaz düşülür
Bitmemiş her sevişme
Paslı bir iğne gibi
Doğrudan kalbe yürür
Söz bitimi gibidir
Odanın her köşesi
Bi kuşatma büyütür
Gece sona ermeden
Peruk takan birini öpmezsem
Yaram büyür



PerukPeruk Gibi Hüzünlü

Yalçın Tosun

Detay için tıklayın

Paylaş