VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Mayıs 2011 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Güney Amerika’dan Orta Asya’ya uzanan bir bilmece
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Güney Amerika’dan Orta Asya’ya uzanan bir bilmece

Mehmet Mollaosmanoğlu’nun kahramanı Engin Hakkızade, “Kaderler Tableti” ile tekrar karşımızda. Hakkızade bu romanda Güney Amerika’daki Titikaka Gölü’nün derinliklerinde yatan “Kaderler Tableti”nin kayıp kilidinin izini sürüyor. Ve bu izler Orta Asya ve Göktürkler’i işaret edince de Baykal Gölü yakınındaki Irkut şehrine gider. Ancak burada gizli bir örgütün ezoterik uygulamalarına maruz kalacak ve planları bir anda değişecektir.

Sayım Çınar

Romanın adının başlangıçta “Atakurt” olduğunu ancak baskıya girerken “Kaderler Tableti” olarak değiştiğini biliyorum. Neden?
Evet, maalesef romanın içeriğini en iyi anlatacak kelime olan bu ismi baskı aşamasında değiştirmek zorunda kaldık. Facebook’ta “Atakurt” adında bir sayfa açmıştık hâlâ da açık, sayfamıza yağmaya başlayan küfürün haddi hesabı olmadığını hayretler içinde gördük. İşini garibi hatta ironik yanı, küfür edenler ‘kurt’ ve ‘kürt’ kelimelerini ayıramayan milliyetçi kesimden gençlerdi.
Oysa o ağza alınmaz küfürleri yazanlar sayfayı şöyle bir okusalar Atakurt’un efsanevi Türk atası Börteçene olduğunu anlayacaklardı. Üzüldüm tabii. Ancak kızmadım. Hassas bir konu olduğu için yanlış anlaşılmalara meydan vermemek için de kitabın adını değiştirdim.
Roman, Göktürkler döneminde saklanmış kutsal bir taşın peşinde iz süren Türk Mimar Engin Hakkızade’nin serüvenini anlatıyor. Sibirya’da Baykal Gölü’nden başlayıp, Moğolistan çöllerine uzanan uzun bir rotada Göktürklerin sosyal yaşamından, Şamanizm ve Budizm’e kadar pek çok Orta Asya’ya has kavramlar öne çıkarılıyor. Bu bir roman olmakla beraber belli ki, geniş bir araştırmanın da ürünü... Bu yüzden romanı okuyan herkes merak edecek: Ne kadarı kurgu. ne kadarı gerçek?
Sadece romanın konusu kurgu. Bunun dışında Göktürkler’le ilgili her şey, uzun araştırmalar sonucu elde edilmiş bilgiler. Elbet çoğu efsane olabilir, halk hikâyeleri de olabilir ancak yine de gerçek olaylara dayandığına dair sağlam kanıtlar bulduğuma eminim. Türkçe dökümanlar haricinde epey Rus ve Çin kaynaklarından bilgi aldım. Romanda yer verdiğim gibi, Göktürkler’in “Urumki Çölü’nün Cinleri” adı verdikleri ilkel, vahşi bir çöl halkı kralının Göktürk Prensesi Aybarçın’ı zorla diyebileceğimiz şartlarda kendisine eş edinmesiyle sosyal yaşamları birden değişiverir. Halk çöldeki mağaralarından çıkar ve bozkır ile çöl arasındaki sazlıklarda köyler inşa edip oralarda yaşamaya başlarlar.
Bir sonraki aşamada bozkır halkıyla evlilik de dâhil sosyal ilişkilerini ilerleterek kısmen de olsa yaşama adapte olurlar. Kimdi onlar? Bugünkü Romanlar... Buna benzer, okuyanları şaşırtacak pek çok yeni bilgi mevcut romanın bütününde. Birkaç örnek vermem gerekirse; Göktürkler’in kutsal Ya-da Taşı, üç bin yılda bir açan Udumbara Çiçeği, Ölünün arkasından yapılan Yuğ Törenleri gibi...
Romanda Karakurum’daki bir manastırda ölmekte olan insana uygulanan bir ayin bölümü var, bu ayinle ölüye yeni bir rahim kapısı aratıyorsunuz. Bu gerçek mi?
Dinler genelde insanın sosyal yaşamını düzenlemek için vardır yani canlıya hitap eder. Oysa Budizm ölümden sonrasına da el atar ve ruha yol gösterecek pek çok taktikler, nasihatler verir.
Bardo Thödol (Ölüler Kitabı) Budizmin en önemli kaynak kitaplarından birisidir bu yüzden. Ben de romanımda bu ayinlerden birini kurgunun içine dâhil edip ölümden sonrasını göstermeye çalıştım. Okuyanlar biraz ürperecek belki ama son derece etkileyici olduğu bir gerçek.
Altarnatif tarihi romanlar dünyada yaygın. Ancak yerli edebiyatta örneklerine sık rastlanmıyor. Sizse bu türde ürün veriyorsunuz. Neden?
İlk kitaplarımda Stephen Hawking’den etkilendiğim düşünüldü, sonra Dan Brown gibi yazıyor dediler, şimdi de vampir-melek serileriyle kıyaslanmaya başlandı. Doğru, hiç biri değil...
Yaptığım ne mi? Güncel ve de sorunlu bir sosyal olayı, tarihin kuytularında, efsanelerde arıyor, buraları deşiyorum. Bu yüzden geçmiş ile günümüzü harmanlarken bilinçötesi yolculuklar yapıyorum.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam