VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Mayıs 2010 Pazar | Anasayfa > Haberler > Günümüz liberalleri yoksa ırkçı bir düzen kurmak isteyen soykırımcı çılgınlar mı?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Günümüz liberalleri yoksa ırkçı bir düzen kurmak isteyen soykırımcı çılgınlar mı?

Yazıldığı günden beri çok tartışılan ""Liberal Faşizm"" Türkçede!

Ümit Kurt

Mantıklı, eğitimli bir insana, “faşizm” dendiğinde aklına ne geldiğini sorarsanız, size hemen, “diktatörlük”, “kırım, katliam”, “anti-Semitizm”, “ırkçılık” ve elbette “sağ-kanat”, diye cevap verecektir. Amerikalılar kendilerini faşizm tehdidi altında hissederken de ona karşı bağışıklıkları olduğunu düşünmekten hoşlanırlar. Çoğunluk Amerika’ya faşizmin girmeyeceği görüşündedir. Fakat faşizmin Amerika’da bir tarihi vardı; işte tam da bu noktada Jonah Goldberg’in Pegasus Yayınları’ndan bu yıl çıkan “Liberal Faşizm” kitabı devreye giriyor. Zira “Liberal Faşizm” Amerika’daki faşizmin tarihini konu alıyor.

Jonah Goldberg’e göre Amerikan faşizminin temelinde, ülkeyi “Avrupalılaştırma” ve en iyi şekilde

kontrol altına alabilecek “modern” bir ülke haline getirmek fikri vardır. Amerikan faşizmi aslında Avrupa faşizminden farklıdır, çünkü coğrafi büyüklük, etnik farklılıklar, Jefferson bireyciliği, güçlü liberal gelenek ve benzeri birçok faktörle yumuşatılmıştır. Bu yüzden yabancı ülkelerdeki benzerlerinden daha ılımlı, sevecen, daha “anaç”tır. Bu “güler yüzlü faşizmi” tanımlamak için kullanılacak olan en iyi deyim, “liberal faşizm” olur. Goldberg’e göre bu liberal faşizm temelde sol kanada dayanıyordu ve öyle de kalacaktır.

LİBERALLER FAŞİST Mİ?

İlk elden söyleyelim: bu kitap Amerikan liberalizminin alternatif bir tarihini sunmayı, sadece onun köklerini ve klasik faşizmle benzerliklerini değil, aynı zamanda faşizm etiketinin sağ kanada nasıl bir ayak oyunuyla yapıştırıldığını göstermeyi hedefliyor. Goldberg burada Amerikan politik kültüründeki Amerikan tutuculuğunun faşizmden doğduğu kanısını ortadan kaldırmak istemektedir. Goldberg ilginç bir biçimde bizim liberal dediğimiz pek çok fikir ve dürtünün bize, doğrudan faşizme götüren bir entelektüel gelenek kanalıyla geldiğini göstermeye çalışmaktadır.

Goldberg’e göre faşizm savaştan önce Avrupa ve ABD’de liberaller ve solcular tarafından geliştirici bir sosyal hareket olarak görüldü. Fakat Yahudi katliamı faşizm konusundaki görüşleri tamamen değiştirdi, onu kötü, aşırı milliyetçiliğe, paranoya ve ırkçılığa dayanan bir rejim olarak tanıttı. 1920’lerde ve 1930’larda Mussolini’yi öven, Hitler’e sempati duyan Amerikalı ilericiler savaş sonrasında Nazizm dehşetinden uzaklaşmak zorunda kaldılar. Solcu entelektüeller de faşizmi “sağ-kanat” olarak yeniden tanımladılar ve faşist düşüncelerden yararlanmaya devam ederken, kendi günahlarını tutucuların üstüne yıktılar. Jonah Goldberg, ABD’deki anlamıyla liberalizmin ve solculuğun kaynağını faşizmden aldığını, faşizmin Stalin tukaka yapana kadar ilerici bir hareket olarak kabul edildiğini söylüyor.

“Liberal Faşizm” faşist politikaları tanımlamanın teori ve pratiğine yeni bir perspektifle bakmamızı sağlıyor. Bilinçli olarak üretilen yalanların yerine şaşırtıcı ve aydınlatıcı araştırmalar koyan Goldberg gerçek faşistlerin aslında liberaller olduğunu ve bu bilgi ışığında Woodrow Wilson ve FDR gibi Hillary Clinton’un da Hitler gibi Nasyonal Sosyalizm ya da Mussoli’nin faşizmine benzer ilke ve politikaları önemli ölçüde savunduğuna dikkat çekiyor.

NAZİLER SOSYALİSTTİ

Çoğu insanın düşündüğün aksine Naziler sosyalisti. Onlar parasız sağlık ve iş garantisine inanıyorlardı. Miras kalan zenginliğe el koyup halkın eğitimine devasa paralar harcadılar. Kilise’yi kamu politikalarından arındırdılar ve yeni bir şekille pagan inancını ön plana çıkardılar, devlet otoritesini günlük hayatın her alanına dahil ettiler. Goldberg’in kitabında etraflıca irdelediği üzere, Naziler sigaraya savaş açtılar, kürtajı, ötenaziyi ve silah kontrolünü desteklediler. Serbest piyasanın önünü kestiler, yaşlılara dolgun bir emeklilik maaşı verdiler ve üniversitelere tam ırkçı kota sistemi getirdiler. Hitler katı bir vejetaryendi ve Himmler ise hayvan hakları savunucusuydu.

Jonah Goldberg burada bizleri çok yakıcı bir soruyla karşı karşıya bırakıyor aslında. O da şu: Yoksa bu çarpıcı benzerlikler günümüz liberallerinin tüm dünyayı fethetmek ve yeni ırkçı bir düzen oluşturmak niyetinde olan soykırımcı çılgınlar olduğu anlamına mı geliyor? Neyse ki “Tam olarak değil” diyor Goldberg. Fakat ilericilik ve klasik faşizmin aynı entelektüel köklere sahip olduğunu reddetmenin de zor olduğunun altını çizmeden geçmiyor. Evet ilk defa “Liberal Faşizm”de görüyoruz ki Hitler ve Mussolini’nin ABD’de birçok hayranı vardı. Birçok faşist doktrin John Dewey, Woodrow Wilson gibi Amerikan ilericileri tarafından desteklenmiştir ve FDR yeniden yapılandırmada faşist politikalara yer vermiştir.

Faşizm, Almanya’da ırkçı, soykırımcı milliyetçilik olarak var olmuştur. Amerika’da ise Goldberg’e göre daha liberal bir halde var olmuştur. Goldberg’in bu savları, modern kulaklara garip gelebilir fakat açıklaması zor değildir çünkü Goldberg’in vurguladığı gibi faşizmin belki de ne olduğunu unuttuk.

Bu öfkeli, neşeli, tartışmalı kitapta, Jonah Goldberg önyargılarımızı gün yüzüne çıkarıyor ve liberal faşizmin ne olduğunu bize gösteriyor. Goldberg’in bu şaşırtıcı tezleri büyük bir ilgiyi hak ediyor. Yazar bizi yeni bir anlayışla tanıştırarak, derinlemesine düşünmemizi sağlıyor. Goldberg, faşizmin sadece soldan beslenmekle kalmayıp, liberal faşist gücün günümüzde yetkilere sahip olanlar ve hatta tutkulu muhafazakârlar arasında varlığını sürdürdüğünü gösterecek şaşırtıcı kaynaklarından faşizmin entelektüel kökenlerinin izini zekice sürmekte.

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam