VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Eylül 2014 Pazar | Anasayfa > Haberler > “Hafif” pop tarihine “ağır” inceleme...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

“Hafif” pop tarihine “ağır” inceleme...

Naim Dilmener'in hazırladığı, Türkçe pop müziğin tarihini anlatan Hafif Türk Pop Tarihi güncellenerek yeniden basıldı. Kitap, Osmanlı döneminden bugüne pop müzikte iz bırakan olayları ele almasının yanı sıra Türk Pop Tarihini dünya müzik tarihindeki gelişmeleri de göz önüne alarak inceliyor.



Murat Meriç

Müzik tarihçilerine göre, memlekette pop müziğin başlangıç noktası, 1961 yılında İlham Gencer’in “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş”u plak yapmasıdır. Dönemin meşhur Fransızca şarkısı “C’est Ecrit Dans Le Ciel”, Fecri Ebcioğlu’nun sözleriyle Türkçeleştirilmiş ve ilk kez Gencer’in gece kulübü Çatı’da seslendirilmiştir. Şarkının ilgi görmesini takiben Odeon tarafından yapılan plak tutmuş ancak sonrası gelmemiştir. Türkçe söylemenin ayıp karşılandığı, Batı müziğinin Batılı gibi (ve elbette orijinal dilinde) söylenmesi gerektiğinin düşünüldüğü yıllarda bu Türkçe hamle, cesur bir adım olarak tarihe geçmiştir. Elbette ilk Türkçe “aranjman” değildir bu: Erol Büyükburç gibi “usta”ların yaptığı kimi denemeler ve başka bazı acemice Türkçeleştirmeler, “iş”in ön hazırlığıdır. “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş”, sahneye çıkan ilk şarkıdır belki ama asıl patlama, Adamo’nun “Her Yerde Kar Var”ı söylemesiyle gerçekleşir. Batılı bir “yıldız”ın dilinden dinlediğimiz Türkçe şarkı, bir anlamda teyittir: Batı müziği, Türkçe de yapılabilmektedir! Tek sorun, bunu da Batılılardan öğrendiğimiz için, şarkıları belli belirsiz bir Batılı aksanla söylemek gerektiğini düşünmek olur. Adamo’nun “başarı”sını takiben yayımlanan ilk Türkçe plaklar, aksanlıdır. İşin rayına oturması, yılları bulur. Pop müzik, çileli bir yolculuktan geçerek bugüne gelir. 90’lardaki “patlama” tesadüfi değildir.

2003 yılında, pop müziğin “başlangıç noktası”ndan 42 yıl sonra, memleketin ilk pop tarihi kitabı yayımlanır. Adı, pop müziği başlatan plakla aynıdır: “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş”. Şüphesiz bir ilk değildir bu, öncesinde pek çok yazı yazılmış, müzikle ilgili kitaplar yayınlanmış, belgeseller yapılmış, (Hey’den Blue Jean’e) dergiler çıkartılmış ve (Stüdyo İmge’den Pan’a) sadece müzik kitapları basmak üzere yayınevleri kurulmuştur. Alt başlığı “Hafif Türk Pop Tarihi” olan kitap, bu çileli yolculuğu derli toplu kayıt altına alan ilk eserdir. Kronolojik bir derlemedir ve sadece memleket pop tarihini değil, memleketin tarihini de göz önüne serer. İletişim Yayınları’nca yayımlanmıştır, yazarı, öncesinde Gazete Pazar ve Radikal İki’daki yazılarından tanıdığımız Naim Dilmener’dir.

Kitap, satmayan müzik kitaplarının makûs talihini kırar ve hızla ikinci baskısını yapar. İlk baskı hatalıdır, dizini yoktur ve başlangıcındaki cümle düşmüştür ama ikinci baskının yapılma sebebi, bunlardan ziyade, gösterilen ilgi olur. 2006’da, [izninizle kendimden söz edeceğim: yazdığım ve aynı yayınevinden çıkan “Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği” kitabının yayımlanmasını müteakip] yeni bir baskı daha yapar memleketin bu ilk pop tarihi kitabı. Sekiz yıl sonra, geçtiğimiz günlerde yapılan dördüncü baskısını elimizde tuttuğumuz kitap bu işte. Pop müzik gibi çileli değil yolculuğu belki ama uzun. 11 yılda dört baskı az görünse de “tükenmeyen” müzik kitaplarının yayımlandığı memleket için bu, büyük bir başarı.

ENTERESAN AYRINTILAR

Bir tarih kitabı dedim, “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” için. Resmî tarih değil ancak bu, gazete ve dergilerden derlenen sivil tarih. Yazarın süzgecinden geçen tortu, oldukça eğlenceli: İstanbul Belediye Başkanı Haşim İşçan’ın 1965’te “Rusların İstanbul Belediyesi’ne beş yıl vadeli ve beş milyon dolarlık düşük faizli bir kredi açmalarından hemen sonra İstanbul Metrosu’na başlayacaklarını, metronun başlama tarihinden itibaren iki ila üç yıl içinde biteceğini, Boğaz’da, deniz seviyesinin yirmi metre altında su içi tüneli yapılacağını” açıkladığını, “halk”ın, 1969’da, “modern insanların içkisi Cinzano’yu, beyaz, kırmızı, bitter ve sek” olarak “bardak bardak” içtiğini, 1973’te büyük bir atılımla “stereo”nun memlekete girdiğini, “genç şarkıcı” Mazhar Alanson’un 1980’de “şu anda en fazla tutulan müzik tarzlarından birisi de punk ve funky müzik” dediğini ve çalışmalarına bu yolda devam edeceğini, aynı yıl Tomris Uyar’ın Ses dergisi için “Dallas”ın kahramanlarını yorumladığını ve Ceyar’ı “dizinin en açık sözlü, en içtenlikli kişisi” olarak nitelendirdiğini, Kenan Evren’in 1987’nin ilk gününde “kızların başörtüyle okula giremeyeceklerini” açıkladığını ve “bu konuda en ufak bir taviz verilmeyeceğini” ısrarla yinelediğini, 1993’te “Türk basını”nın İkiteli’deki “Hi-Tec” binalarına yerleşerek kendi alanında bir devrim yaptığını ve daha nice ayrıntıyı bu eğlenceli tortudan süzüyoruz.

Bu küçük ayrıntılar, kitabın yüzde biri bile değil üstelik: Asıl olay, memleket popunun kat ettiği yol ve (Anadolu-pop’tan Eurovision’a) soluklandığı duraklardaki hikâyeler. Anlatılan tek bir hikâye, ancak bu, yüzlerce hikâyenin birleşiminden oluşuyor ve her biri, önünüzde ayrı ufuklar açıyor. Bu, biraz da, Dilmener’in hikâyeciliğiyle alakalı. Bilen bilir, iki hikâye kitabı var yazarın “Sabrina - The Remixes” ve “İmkansız Aşk Hikâyeleri”, 1998’de Çalıntı tarafından CD kabında piyasaya sürülmüştü. Şimdi bulunması zor bu iki kitaba, elimizde tuttuğumuz kitap sonrasında başkaları da eklendi: “Eleştirmenin Günlüğü” (Everest, 2006) ve “Hür Doğdum Hür Yaşarım / Ajda Pekkan Kitabı (Everest, 2007). Günlüklerin, geçtiğimiz günlerde, yıl yıl Overteam Yayınları tarafından e-kitap olarak yayımlandığını ve kimi derleme kitaplarda başka yazılarına rastladığımızı da ekleyelim. Abüm kartonetlerine yazdığı bilgilendirici yazıları hesaba katmayıp sadece bu taraftan baktığımızda bile, oldukça çalışkan/üretken bir yazar, Naim Dilmener.

"ÖNCE MÜZİK VARDI..."

Kitap, bu cümleyle ve bir öndeyişle başlıyor: Ses kayıt tekniklerinin geçirdiği aşama, fonograf ve gramofondan plaklara uzanan gelişim süreci ve basılı neşriyattan radyoya yayın araçları anlatılıyor bu ilk bölümde. Kantolar, tangolar derken İlham Gencer’in milat şarkısıyla söz 60’lara bağlanıyor ve oradan, yıl yıl bugüne (kitabın yayınlandığı 2003 yılına) kadar geliyor kitap. Kronolojik ilerliyor, her yıl ayrı bir başlıkta incelenmiş, öne çıkan türler ve şarkılar/şarkıcılar detaylandırılmış. Bununla da yetinmiyor yazar, metin içindeki kimi kelimeleri kutularla destekliyor. Kimi zaman bir dedikodu, kimi zaman teknik bilgiler, kimi zaman ana metni destekleyen açıklamalar bu kutulara yerleştirilmiş ve her bir kutu bol görselle desteklenmiş. Görsel demişken, plak kapaklarından oluşan ön kapak ve CD kapaklarından oluşan arka kapağı da anmamız gerekir. Utku Lomlu’nun tasarımı, kitabı güzelleştiren, ona yakışan dokunuşlardan.

“Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” hakkında, “şu da olsaydı, bu da olsaydı” gibi cümleler kurmak mümkün elbette. Büyük bir tarih önümüzdeki ve illa ki eksiği olacaktır. Ancak tamamlanamaz eksikler değil bunlar... Asıl önemli eksik, kitabın olduğu gibi yayımlanmış olması. Göz, en azından 2000 - 2010 arasını, oradaki değişimleri arıyor. Ancak bunun için yeni ve ağır bir mesai gerektiğini bildiğimizden, kitabın “genişletilmiş” bir baskıyla yayımlanmamasını anlayışla karşılayabiliyoruz. Bu, Dilmener’den, olası bir yeni baskıya eklenecek yeni dokunuşlar beklememizi engellemiyor ama...

Türkiye’de bir müzik kitabının dördüncü baskıya ulaşmış olması neredeyse mucize. Çok zamandır raflardan uzak kalan, memleketin ilk derli toplu pop tarihi elimizdeki. Fazla öznel bir bakışla yazılmış olduğunu söylemek mümkün elbette, ancak bir kolektif çalışmanın ürünü olmadığı için bu eleştiri de ihmal edilebilir. Kimilerine ayrıntılı, kimilerine de yüzeysel gelecektir kitap. Her ne olursa olsun, müzik yayımcılığımız açısından önemli bir köşe taşı. “Pop”un yazılabilir/incelenebilir olduğunu gösteren az sayıda isimden biri Naim Dilmener. Tanıdığım için mutlu olduğum, yazılarıyla büyüdüğüm, sohbetinden keyif aldığım üstadın kitabını yeniden okurken (onun da çok sevdiğini bildiğim) kahveler doldu boşaldı ve (kimini ortak yaşadığımız) anılar yeniden ortalığa döküldü. Sadece bir sürü şeyi hatırlattığı için bile yeniden okunması elzem bir kitap bu. Okumayanlar için yeni bir heyecan, okumuşlar için bir hafıza tazeleme… Pop tarihinden öte, geçmişe yeniden bakmak için şahane bir aracı. Bu halleriyle, ilgiyi çoktan hak ediyor.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163