VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
03 Mayıs 2012 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Hakan Günday"ın odasında kalmak ister misiniz?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hakan Günday""ın odasında kalmak ister misiniz?

Veya Ayşe Kulin""in aynasına bakarak uyumayı... Şayet rahat rahat kitap okuyabileceğiniz bir otel arıyorsanız, Mini Otel sizin adresiniz. Çünkü bu otel yazmak ve okumak üzerine tasarlanmış.

SAYIM ÇINAR

İzmir Kahramanlar"da açılan Mini Otel"in her ne kadar adı; mini olsa da, konsepti çok büyük ve zengin. Çünkü bu 15 odalı otelin her bir odası Türk edebiyatının sevilen isimlerinden birine ayrılmış durumda. Lobisinden koridorlarına tüm alanları yazarların görselleri, eserleri, eserlerinden metinlerle donatılan Mini Otel’de Türk edebiyatının önemli temsilcilerinin özel eşyaları da bulunuyor. Hakan Günday’ın ilk öyküsünü yazdığı daktilosu, Ayşe Kulin’in aynası, Buket Uzuner’in kendi görseliyle yapılan ahşap kutusu özel eşyalar arasında yer alıyor. Ayrıca tüm ziyaretçilere kaldıkları oda hangi yazarınsa, kendisine ait bir eseri de armağan ediliyor. Otelin sahibi Gülşah Elikbank’la bu yeni edebiyat otelini konuştuk..

Gülşah Elikbank; yazdığın fantastik romanlar ile yazar kimliğini korurken diğer taraftan “Yönetim ve Çalışma Psikolojisi” üzerine almış olduğun eğitim sayesinde turizm sektörüne de yön vermeye devam ediyorsun. Yanılıyor muyum?

Doğru söylüyorsun. Yazarlığımın yanı sıra İstanbul’da bir otelde yedi yıl yöneticilik yaptım. Kızımın doğumu ile birlikte daha huzurlu ve sakin bir yaşama geçebilmek için Bodrum’a yerleştim. Buraya gelince yazarlık süreci, dergilere yazdığım yazılar sayesinde daha çok hızlanmış ve yazarlık kimliğime daha profesyonel bir şekilde bakmaya başlamıştım. Tabii ki turizmci yanım durmayınca Bodrum’da da bir süre pansiyon işletmeciliğine soyundum.
Öyle sanıyorum ki, bu otel işletmeciliği tecrübelerin beraberinde konsept bir otel yapma fikrini geliştirdi. Peki neden edebiyat temalı bir otel açmayı tercih ettin?
Her zaman yaptığım işten nasıl zevk alırım, sevdiğim işi nasıl yaparım fikrini taşıyorum. Vazgeçemediğim edebiyat ile turizm kavramlarını birbiri ile nasıl buluşturabileceğim üzerinde de yoğun düşünce ve çalışmalarım oldu.

Konsept otel örnekleri yurtdışında çok fazla olmasına karşın ülkemizde bu yönde bir girişime rastlamak pek mümkün olmuyor. Senin bu girişimin ile birlikte, Türkiye’nin edebiyat temalı ilk oteli İzmir’de açılmış oldu. Biraz bu süreçten bahseder misin?

Esasında bu oteli ilk önce Bodrum’da açmayı düşünmüştüm. Fakat bu konseptin Bodrum’da olmayacağına kanaat getirdim. Bir de doğru insanlarla karşılaşılması gerekir ya; İstanbul’da Tanpınar Edebiyat Festivali’ne röportaj için gittiğimde, Hanzade (Özerten) ile tanıştık. Ona henüz hayal aşamasındaki bu fikrimden söz edip tavsiye ve fikirlerini rica edince, İzmir’in çok iyi bir tercih olacağı ve gereken her türlü desteği vereceğini söyledi. Bu motivasyon ile hayalimdeki konsepti hızla gerçekleştirme planlarına başlamış oldum.
Hanzade Özerten de yaptığı işlerde konusuna oldukça hakim iyi bir yazar. Bu biraz da iki yazarın dayanışması olmuş o halde.
(Gülüşmeler) Evet, bu konular ile ilgili birlikte ileriye dönük işler yapmak için çok hayallerimiz var. Hem Hanzade’nin desteği hem onun halkla ilişkilerdeki uzmanlığı benim için oldukça önemli oldu.

İzmir"in Konak ilçesine bağlı Kahramanlar semtinde açılan “edebiyat konseptli” bu mini otelinize kimler geliyor? Nasıl tepkiler alıyorsun? Doğrusu pek herkesin alışık olmadığı bir otel formatı bu.
Burası daha önce hentbol ligi, tenis kulüpleri gibi kesimlerin müdavim olduğu, genç bir kitleye hitap eden bir oteldi esasında. Biz köklü bir restorasyon ile üzerine edebiyat konseptini yerleştirmiş olduk. Bir gün tesadüfen otele giriş yapmış olan gençlerle karşılaştım. Artık otelde edebiyat konsepti oturmuştu. Bu karşılaşmamız sırasında gençlerden biri “Leyla Erbil kimdir?” diye sorunca çok üzüldüm. Sonra bu yerleştirmiş olduğumuz tema ile çok doğru bir şey yaptığımızı daha bir içselleştirdim. Fakat konseptin çevrelerde duyulması akabinde misafir ve ziyaretçi kitlemiz de haliyle değişti. Daha çok, okumayı sevenler ya da edebiyat projelerini geliştirmek isteyenler gelmeye başladı. Geçtiğimiz günlerde çok güzel bir buluşma oldu mesela burada; Kalem Ajans ziyaretimize gelmişti. Onların edebiyat projeleri konuşuldu ve bir şeyleri şekillendirmeye çalıştılar. Sanırım bu yönde hizmet sağlayan bir otel olarak farklı bir yerde durmak her daim güzel olacak.

Bu mini otelde oldukça özel çalışmalar yapılmış. Her biri ayrı bir yazara ithaf edilmiş odalarınız var. Bunlardan biraz bahseder misin?

Otelde her birine farklı bir yazar ismi verilmiş 15 odamız var. Bu odalar; Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Ümit, Ayşe Kulin, Buket Uzuner, Doğan Hızlan, Hakan Günday, İnci Aral, Leyla Erbil, Nazım Hikmet, Nazlı Eray, Oya Baydar, Rıfat Ilgaz, Sebahattin Ali, Sevgi Soysal, Yaşar Kemal isimleri ile anılırken her bir oda ismini almış olduğu yazarlara ait görselleriyle, eserleriyle ve şahsi eşyalarıyla dekore edildi. Tabi her şeyden önce bu isimler ile temas kurarak önerimizi sunup izin almamız gerekti. Önerilerimizi reddeden olur diye alternatif isimler de düşünmüştük fakat öneri götürdüğümüz isimlerin hepsi desteklerini sağlama konusunda samimiyetlerini başından sonuna kadar eksik etmediler.

Öneri götüreceğin yazar listesini oluştururken hangi kriterleri göz önünde bulundurdun?
Öncelikle geniş kitleye hitap eden yazarlar olması ilk hedefimdi. Vefat eden yazarlardan da yine edebiyata iz bırakmış olanları seçmeye çalıştım. Fakat her şeyden öte kişisel hayranlığım olan yazarlara öncelikli olarak öneri götürdüğümü itiraf etmeliyim.

Bir de biliyorsun Nobel ödüllü yazarlarımız var. Mesela Orhan Pamuk’a öneri götürdün mü?
Süremiz çok kısıtlıydı. Onay aldığım an hayata geçirmek zorundaydım. Bunu göz önünde bulundurarak bu kısıtlı zaman içinde ulaşmanın mümkün olmayacağını düşündüğüm Orhan Pamuk gibi bazı değerli yazarlarımıza ilk etapta öneri götüremedim. Ama öncelikli tercihlerim içinde de ulaşmamda zorlandığım isimler oldu. Mesela Can Yücel olmasını istediğim bir isimlerin başındaydı. Ama ulaşamadım. Her yıl odalar yeni yazar isimleriyle değişecek. Gelecek sezon Orhan Pamuk, Elif Şafak, Tezer Özlü mutlaka öneri götüreceğim isimler arasında olacak.

Otelde kalan misafirlerinize, hangi yazarın odasında kalıyorsa o yazarın bir kitabını da armağan ediyorsunuz. Bu fikir nereden çıktı?

Yine ortak bir fikir çalışmasında bu uygulamanın okur ve yazar arasında yakın bir bağ kurma yolunda hoş bir davranış olacağını düşündük.
Başka ne sürprizleriniz olacak?
Teras katımızda, bir duvarı tamamen kitaplık olan, 30 kişilik hem toplantı hem kafe tarzında bir yer yaptırıyoruz. Orada da yazar atölyeleri, edebiyat söyleşileri yapmaya başlayacağız. Yazarlarımız gençlerle roman, öykü ve şiir yazmak üzerine söyleşiler yapacak. Bazen çocuk atölyelerimiz olacak. Kısaca her daim edebiyat projelerinin içinde olacağız. Bunun yanı sıra Ekim’de yapılacak olan Tanpınar Edebiyat Festivali bu sene ilk kez İstanbul ile eş zamanlı olarak İzmir’de de yapılacak. Biz de bu festivalin destekçilerinden biri olacağız. Bu çalışmalarımızla edebiyatı üst tabakadan biraz daha alt tabakaya indirerek özellikle gençlerle birlikte okuma oranını artırmayı hedefliyoruz.
Senin de belirttiğin gibi; kabul edersin ki ülkemizde edebiyatın üst tabakaya hitap eden bir lüks olduğuna dair bir önyargı var. Genelleme yapmak istemiyorum ama edebiyat dünyası, edebiyat ile tanışmak istemeyen bir kesimin küçümsemesine maruz kalmaktadır.

Peki böyle bir otel açmak riskli değil mi? Turizm sektöründeki sirkülasyona dayanabilecek misin?

Haklısın; oldukça riskli bir girişim. Çünkü ülkemizde yazara ve edebiyata verilen değer bellidir aslında. Mesela, burada yazarların katılacağı birkaç organizasyon yapmak istedim. Bu gibi organizasyonlarda, yoğun gündemi ve çalışmalarına ara vererek davete icabet eden ve katkıda bulunan yazarların şerefiye almadan gitmemeleri gerektiğini savunmaktayım. Bu isteğimi ilgili mercilere belirttiğim de bunun neden gerekli olduğu sorgulanmakta hatta gereksiz görülerek kolayca reddedilebilmekte. Diğer yandan bir organizasyona herhangi bir müzik gurubu çağırılacaksa bu gibi isteklerin hemen karşılanabildiği de görülmektedir. Dolayısıyla yazara ve edebiyata bakışımız bu şekildeyken oteli bu tema ile ayakta tutmak oldukça zor olacak. Bunun yanı sıra elbette ki pek çok şirket ile de çalışacağız. Şirketlerin bu konsepte ne kadar sıcak bakacağını da bilemeyiz. Tabii ki bu hiçbir fizibilite çalışması yapmadan bu işe soyunduğum anlamına gelmesin. Halihazırda temas sağladığım pek çok kurumdan oldukça olumlu geri dönüşler aldığımı da belirtmeliyim. Ben ülkenin edebiyata yaklaşımı üzerinden genel bir değerlendirme yapmak istedim. Ama sektör içinde tutunabilmek için belli bir süre dayanmam gerekeceği gerçeğini de göz ardı etmemek gerekir.

Ne kadar süre dayanabilirsin?
Dayanabileceğim süreden ziyade ne olursa olsun direneceğimin altını çizmek isterim. Bu konseptten vazgeçmeye niyetim yok.
Hedeflerin nelerdir? Buraya daha çok kimler gelecek sence? Edebiyat konseptli bir otel olduğu için edebiyat dışında kalan kişiler ne yapacak?
(Gülüşmeler) Her ne kadar edebiyat dünyasından söz ediyor olsak da zaten Türkiye’deki okur kitlesinin ne kadar düşük sayılarda olduğu belli. Dolayısıyla her kesimden rezervasyonlar almaya başladık. Şirketler personellerinin normal otellerde kalmasından ziyade, sosyalleşebilecekleri ve kendilerini daha huzurlu hissedebilecekleri böyle yerlere göndermeye başladılar. Bu gelen misafirlerin de hoşuna gidiyor. Mesela dün bir misafirimiz odalarımızdan birinde kaldı. Ertesi sabah karşılaştığımızda, odada okunacak ve inceleyecek şeyler yüzünden akşamın nasıl geçtiğini fark etmediğinden söz etti. Bunları duymak beni de çok memnun ediyor.

Otele gelen misafirlerinizin ruh halleri ile ilgili gözlem yapıyor musun? Nasıllar, içe dönük insanlar mı? Nasıl bir psikolojiye sahipler?
Bilakis, pek içe dönük olmuyorlar. Çok sosyal insanlar da geliyor. Lobi kısmında birbirleri ile paylaşımda bulunarak çok sosyalleşen insanlar da var. Ama odada kaldıktan sonra içe döndüklerini söyleyebilirim. Biraz da odalarımızın atmosferi bunu sağlıyor sanırım. Kendileri ile baş başa kalmak için fırsatları oluyor.
İzmir’den nasıl tepkiler alıyorsun? Basın, medya ve yazarlar beklediğiniz ilgiyi gösteriyor mu?
Çok desteklediler ve hala da desteklerini sürdürmeye devam ediyorlar. Keza büyük kuruluşlar, belediyeler de öyle… Henüz yeni duyuluyor olmasına karşın duyan herkes güzel düşünceleri ve heyecanlarını paylaşmaktan geri durmuyor. Neden daha erken yapmadığımızla ilgili serzenişlerde bulunanlar oluyor. Bunu düşünmek elbette çok güzel fakat asıl önemli olan faaliyet geçirebilecek gücü sağlayabiliyor olmak. Bu yüzden bu hayalimi gerçekleştirebilme gücünü bana sağlayan ve yanımda olan tüm kişi ve kuruluşlara bir kez daha teşekkür etmek isterim.




SAYIM ÇINAR

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam