VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2016 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Hangi şarkının Türkiye’sisiniz?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hangi şarkının Türkiye’sisiniz?

Müzik yazarı ve DJ Murat Meriç yıllara dayanan tecrübesini çok keyifli bir kitaba aktarmış: “100 Şarkıda Memleket Tarihi.” Siyasi, ekonomik, popüler olaylarla eşleşen şarkıların hikâyeleri bunlar ve elbette memleketin...

BUKET AŞÇI GÜREL


100 Şarkıda Memleket Tarihi” kitabını yazma fikriyle başlayalım. Kitabı başlatan, seni yazı masasına oturtan neydi?

Yıllardır süregelen bir çalışmanın ürünü aslında bu; sürekli anlattığım şeyler. Elimde şarkılar biriktikçe anlattıklarım artıyor, içinden çıkılamaz bir hâl alıyordu. Bir anlamda safra attım ama bunu kötü anlamda alma: Anlatmayı seviyorum ve artık yeni şeyler anlatmak istiyorum. Bu kitap, bugüne kadar anlattıklarımı derleyip toparlıyor ve bundan sonra anlatacaklarımı müjdeliyor. “Şarkılı Memleket Tarihi” başlıklı seminerler sürecek, belki bambaşka bir formata taşınacak. Anlatacaklarım elbette bitmeyecek çünkü kitaba girmeyen bir sürü plak, açamadığım bir sürü mevzu var. En basitinden, seçim şarkılarını kitap dışında bıraktım çünkü kıyamadım, eleyemedim. Belki başka bir şekilde değerlendiririm onları da…

Kitaptaki ilk metinlerden “Entarisi Ala Benziyor”un milli marş olarak söylenmesi şaka gibi. Bu konuda neler söylemek istersin? Üstelik bu şarkı yıllar sonra karşımıza bir başka şekilde marş olarak çıktı.

Bu konuda söylenecek pek bir şey yok aslında. Millî marş olmayınca zekice bir çözüme başvurulmuş ve herkesin bildiği türkü (sözleri biraz değiştirilerek) söylenmiş. Yıllar sonra aynı türkünün sözleri hınzırca yine değiştirilerek söylenmesi, tarihin bir cilvesi aslında: İlki, yeni Türkiye’nin marşı, diğeri “yeni” Türkiye’ye karşı başlatılan hareketin “marş”ı.

Şöyle bir baktığında ülke tarihini genel olarak özetleyen şarkı sence hangisi?

Yukarıdaki soruya verdiğim cevaptan sonra kolaya kaçıp buna “Entarisi Ala Benziyor” diyebilirdim ama kitaptan başka bir şarkı seçeyim: İstanbul Şarkıcıları tarafından seslendirilen “Oooh.. Ooh!..” Zamlardan bunalmış, yokluktan bıkmış ve çareyi delilikte bulmuş insanların şarkısı ki hızla koştuğumuz nokta bu. Adından ötürü, Metin Ersoy şarkısı “Her Şey Berbat”ı da seçebilirim ama sözler bana uymuyor: Grevlerden rahatsız olan bir vatandaşın şarkısı. Yine de memleketin bugününü anlatan bir şarkı yapma gücüm olsa, başlığını böyle koyardım.

Sezen Aksu’dan Ajda Pekkan’a kadar yorumcular da şarkıları ve kişilikleri ile Türkiye tarihine damgasını vurdu. On şarkıcı ile Türkiye tarihini anlatır mısın desem? Kimleri seçersin ve neden?

Sadece tek şarkıcı ile Türkiye tarihinin büyük bölümünü anlatabiliyoruz: Zeki Müren. 1950’li yıllardan ‘80’li yıllara kadar hep zirvede. Üstelik söylediği şarkılar, dönemin modaları ve değişen hayat koşulları hakkında bize doneler veriyor. Zeki Müren’in sahneden ve piyasadan çekildiği dönemde devreye Ahmet Kaya giriyor ama ona gelmeden biraz geriye gideyim… ‘60’lı yıllar için Tülay German’ı Zeki Müren’in yanına koyabilir, TİP dönemini, kentlilerin köye ve memleket meselelerine bakışını onunla anlatabilirim. Hatta Âşık İhsani de bize bu yolculukta eşlik eder, oradan da Âşık Mahzuni Şerif bağlantısıyla ‘70’li yıllara gelirim. Pop cenahını ihmal ettiğimi düşünürseniz bu yıllarda devreye Sezen Aksu girer ve olayı bugüne getirir. Aslında, Zeki Müren’in bıraktığı noktada bayrağı Sezen Aksu’ya devredip olayı bugüne getirmek mümkün ama madem on dedin, tamamlayayım… Cem Karaca ve Barış Manço, değişimleri anlatmak için ideal isimler. Yanlarına üç de grup eklersek Türkiye tarihini tamamlarız: Grup Yorum, Bulutsuzluk Özlemi ve Bandista. Kaç oldu? Aştık galiba ama olsun, kitapta şarkılarını (unuttuğumdan değil, yerleştiremediğim için) anmadığım Bandista, nazar boncuğu olsun…


Son olarak; sence en eğlenceli ve en hüzünlü şarkı hangisi?

Yine kitaptan veriyorum cevabı: En eğlenceli şarkı, her koşulda “Uzaylılar Hoş Geldiniz”. Şemsi Yastıman’ın sazından ve sözünden çıkmış bir şahanelik abidesi. Memlekete gelen uzaylıları kovalamıyor, “hele şöyle oturun bakalım, iki laf edek” diyerek karşısına alıyor, önce sorular soruyor, sonra memleket ahvalini anlatıyor. Her söyleşimde muhakkak çaldığım bir plak bu. En hüzünlü olanı sorarsan, bir değil birden çok cevap verebilirim. Ama illa ki birini seç dersen, Moğollar’ın Sivas Katliamı’nı anlattığı şarkı, “Issızlığın Ortasında”. Her dinlediğimde beni ağlatır. Belki de olayı bizzat yaşadığım, Sivas’tan gelecek iyi haberleri uyumadan beklediğim için… Yazık ki hiç gelmedi o iyi haber. Bugün dönüp baktığımda, yazılmış bütün ağıtlar içinde bunu bir kenara ayırıyorum. İsyanı acının yanına koyduğu için.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163