VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Hayal kurmak yaygınlaştı, fantastik edebiyata ilgi arttı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hayal kurmak yaygınlaştı, fantastik edebiyata ilgi arttı

Fantastik ve bilimkurgu eserler yayımlayarak yayın hayatına başlayan İthaki yayınları, yayıncılıkta 16 yılı geride bıraktı. İthaki Yayınları Yayın Yönetmeni Ahmet Öz ile İthaki yayınlarını ve Türkiye'deki yayıncılığı konuştuk.

İpek Ceylan Ünalan
ceylanipek@gmail.com

İthaki yayınları nasıl kuruldu? Hikâyeniz nedir?
İthaki, Kadıköy’de bir kitabevi öncülüğünde (Penguen), benim de içinde olduğum ‘okuryazar’ 6-7 kişilik birbirinden farklı kişinin ortak çalışmasıyla kuruldu. Farklı siyasal, kültürel, dinsel eğilimlerden insanlar… Yanılmıyorsam 1997 yılıydı.

İthakinin yayınladığı ilk kitap nedir?

Gerçek anlamıyla ilk yayınladığımız kitap Arthur C. Clarke’ın 2001: Bir Uzay Efsanesi. Bilimkurgu türü Türkiye’de genellikle üvey evlat muamelesi görmüştü, tıpkı fantazya gibi. Metis dışında konuya ciddiyetle yaklaşan yayınevi yoktu. O nedenle biz öncelikle buradan yola çıktık. İlk kitap ilk çocuk gibidir, herhalde. Yeni ve iyi bir şeyler yapmanın heyecanını herkes bilir. Fazlasıyla heyecanlıydık.

Yayın çizginizi belirleyen kriterler nelerdir?İlkeler genellikle olgulardan, sorunlardan sonra berraklaşır, dolayısıyla en genel anlamıyla bazı ilkeler etrafında toplanmıştık. Etnik, dinsel, siyasal, cinsel ayrımcılığa karşıydık ve bu tür yayınlara da yer vermeyecektik. Bunun dışında, elitist bir bakış açımız yoktu, türleri demokratik bir biçimde ele alıyorduk ve her türün ‘iyisi’ yayınlanmaya değerdi, tabii ki yukarda zikrettiğim genel ilkeyle çelişmediği sürece.

Bildiğimiz üzere yayın hayatına fantastik, edebiyat ve bilimkurgu eserleri yayımlayarak başladınız. Bunun Türkiye’de öne çıkan bir yayınevi olmanıza etkisi ne yönde oldu?
Biraz önce söz ettiğim gibi, bilimkurgu ve fantazya Türkiye’de genellikle layıkıyla ele alınmamıştı. Edebiyat sarayının dışında addediliyordu nedense. Hayal kurmak yasadışı, uygunsuz bir davranıştı adeta. Bu durumun tarihi, siyasi, edebi, felsefi, dini pek çok sebebi vardır ve bu hamur çok su götürür. Ve biz bu alandaki boşluğu doldurmak istiyorduk zira fazlasıyla hayalciydik. Bu tercih gerçekten de sadık bir okur kitlesine ulaşmamızı sağladı, İthaki’yi istikrarlı bir yayınevi haline getiren nedenlerin başında bu olgu geliyor bence de.

Peki fantastik edebiyata Türk okurların ilgisi ne durumda?
Hayal kurmak yaygınlaşıyor galiba. Hem çeviri hem de telif eser sayısı artıyor bu alanda. Bu da ilginin arttığı anlamına gelir herhalde. On yıllarca çölümsü bir gerçeğin içinde yaşadığımızdan olsa gerek!

Asolan yayının niteliğidir

“Bestseller”kitaplar mı yoksa “Longseller” kitaplar mı yayınlamayı tercih edersiniz?
Daha yakınlarda 20. Yüzyılın en önemli birkaç romancısından biri sayılan Hermann Broch’un başyapıtı “Vergilius’un Ölümü”nü yayınladık, 2012 yaz başında da Heinrich Mann’ın “Teba” isimli başyapıtını yayınladık. Pek öyle kolay okunur metinler denemez…Yayıncı bestseller kitap da yayınlar, longseller kitap da. Aslolan nitelikleridir bunların. Kaldı ki çok farklı alanlarda yayınlarımız var, felsefe, politika, tarih, çocuk, vs…

Kitaplarınız defalarca baskı yaptığından sormakta sakınca görmüyorum, bir kitabın çok satmasının formülü sizce nedir?
Bu konuda pek çok kıstas vardır, ama yayıncı açısından temel olan iki nokta var bence: kitabı nitelikli bir biçimde yayınlamak ve okurlarla buluşacakları (kitabevi, dağıtım, reklam ve tanıtım), kanalları temin etmek. Yani iyi olduğuna inandığınız bir kitabı savunmak zorundasınız, satması için de okurların size inanması ve kitabı satın alması gerekir. Bu, bir kitap satmıyorsa iyi değildir anlamına gelmez. Ki genellikle tam tersidir durum, ama bu olgu kuralı geçersiz kılmaz. Satmak yayıncının değil satıcıların işidir ve satıcılar başka aktörlerdir. Onların nitelikten anladığı sadece yüzdelerdir, yani ne kadar kazandıkları. Dolayısıyla bu işin bir formülü yoktur, benim yaptığım biçimiyle simyacılıktır bu! Kimyaysa formüllerle çalışır ki, tatsız bir iştir, sonuç baştan bellidir.

E-kitap meselesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

E-kitap meselesi Türkiye’de halen sorunlu bence. Evet, gelişecek, belki çocuklarım bizim gibi fiziki kitap okumayacak ama bunları görmek için zamana ihtiyaç var sanki. Ayrıca ben uzunca bir süre fiziki kitabın var olacağına ve etkili olacağına inananlardanım. Bildiğiniz gibi, e-kitap konusu hem Türkiye’de hem de dünyada yasal açıdan çeşitli sorunların ortaya çıkmasına yol açtı ve bu meseleler hala evrensel ilkelerle, kurallarla çözülebilmiş değil. Pek çok sorun var bu konuda, bunlar öncelikle netleşmeli. Biz hazırlıklarımızı bu noktalarda yapıyoruz.

Bugün yayıncılığın en büyük sorunu sizce nedir?
Nitelikli insan sorunu, bence en hayati problem. Alanın genişlemesi niteliğin yetersizliğinin açığa çıkmasına yol açtı. Ya da şöyle diyelim, alan genişleyince niteliğin yetersizliği ortaya çıktı. Yine basmakalıp bir ifade bu ama üretim alanının ne durumda olduğunu anlamak için yayınlanan kitaplara şöyle üstünkörü bir göz atmak yeter.

Paylaş