VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2016 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Hayat vazgeçmez, biz vazgeçmediğimiz sürece
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hayat vazgeçmez, biz vazgeçmediğimiz sürece

Azra Kohen’in sadık okuyucularına başlarda biraz zorlayacak bir deneyim sunabilir “Aeden”. Ancak sabırlı bir okuma sonrasında muazzam bir hikâyenin perdeleri açılıyor ve rengarenk fantastik bir dünyaya adım atıyorsunuz.

YONCA BOZTUNALI


Azra Kohen... Meşhur “Fi”, “Çi”, “Pi” üçlemesinden sonra yeni kitabı “Aeden” ile karşımızda... Felsefe ve kişisel gelişim konuları üzerine inşa ettiği romanlarında; uzun anlatımlar ve derinlikli diyaloglarla ördüğü kendine has başarılı dili ve sıkı kurgusuyla düşündüren, kafa karıştıran ve fakat kolay okunan bir yazar Kohen. Aşk, seks, aldatma, geçmiş, gelecek ve insana özgü gündelik kaygıları harmanlayarak tutturduğu sürükleyici ritim ile heyecanı her daim canlı kılan yazar, yeni kitabında bu ustalığını bambaşka bir tarzla sunuyor. Kohen okuyucularını büyük bir sürpriz bekliyor yeni kitapta! Geniş kitlelere ulaşmayı başarmış, uzun soluklu ve doyurucu bir üçlemeden sonra yepyeni bir deneyim vadediyor Kohen... Öyle ki, kitap hakkında çok fazla şey anlatarak büyüyü bozmak istemiyor insan. Belki şöyle demek, evet, sanki şöyle demek lazım; çok farklı bir dünyaya, “Aeden”e davet ediyor Kohen bu kez sizi...

Yeni romanıyla fantastik edebiyata göz kırpan Kohen, varoluşu, hayatın anlamını, deneyimin gücünü, merakın yaşamımızı nasıl yönlendirdiğini incelikle işlerken muhtemelen zihninizde hiçbir imge oluşturmamış karakter isimleriyle bir hikâye oluşturmuş... Aeden adlı bir gezegende yaşayan, insanoğlunun evrimleşmiş üstün bir versiyonu olan Numi ve Sonje’nin dünyaya gelişini öykülendirdiği romanda fantastik yaratıklar, bitkiler, meyveler, organizmalar en ince ayrıntısına kadar tasvir edilmiş. On sekiz ırkın en verimli şekilde evrimleşmek üzere Usta adı verilen bir yönetici ile yaşadığı Aeden gezegeninin hikâyesinde; Baraba ve Caguela meyveleri, Kabulala böcekleri, Oxa’lar, Durfullar, Katsukular, Atargatisler, Pholipler ateş elementi ırkı Spihnailer, Aeden gezegeninin ayları Ütopya ve Mu ve daha pek çok canlı zihninize misafir olacak.

Kusursuz matematik
Ayrı gezegenlerden gelen Numi ve Sonje’nin Aeden’de ve sonrasında dünyada kesişen kaderi ve birlikte, dünyaya bir uyanışı ateşlemek ve bir farkındalık yaratmak üzere gelişlerinden habersizce yaşadıklarını sürükleyici bir dille anlatan Kohen, kitapta özellikle tesadüfün olmayışını, evrende kusursuz bir matematiğin varlığı ile belki de tevafuk konusunu fantastik bir dille bize sunuyor diyebiliriz. Fütüristlerin dünyanın geleceğinin Tekilliğe (Singularity) doğru gittiğini savunduğu günümüzde, Kohen de bambaşka dünyalardan kendi içimize uzanan ve “herkes bütünün bir parçası” vurgusuyla muazzam bir mozaik örmüş.

Romanın, incelikli ve sıkı bir ön çalışma sonrasının ürünü olduğu belli oluyor. Yazar, kimi yerlerde dipnotlarda kaynak olarak videolar, linkler eklemiş, kimi tanımlamaları kimyasal ve fiziksel terminoloji kullanarak detaylarıyla anlatmış. Tüm dünyada bir fırtına gibi esen fantastik edebiyatın ilginç yaratıklarla bezeli dünyasına giren Kohen, usta kalemiyle her bir canlı organizmayı gözünüzün önünde resim gibi çizmeyi başarmış. Mesela, ateş elementinin ırkı Spihnaileri; “1.5 metre gibi gözüken, birbirine tıpatıp benzeyen ancak aura renkleri farklı, hem kol hem ayaklarını kullanabilen, 6 uzuvlu, uzuvlarının her biri balık ağlı yapıya sahip, elektrik akımıyla oluşan her şey gibi düşünceyi de deşifre edebilen yaratıklar...” şeklinde tasvir ediyor.

Hayatı biz zorlaştırıyoruz
Kazancakis’in “Zorba”sı “Ne garip şey insanoğlu, ekmek, şarap veriyorsun, içinden kahkaha, gözyaşı çıkıyor, yiyecekler duygulara dönüşüyor,” derken; Kohen, “Yediğimiz şey duygularımızın hammaddesiydi” diyerek “nörotransmitterlerimizin terbiyesi kadar iştahımızın da terbiyesi”nin önemini vurguladığı farklı bir dil kullanıyor.
Kitapta, Kohen, insanoğlunun günümüzde yaşadığı alışkanlıkların, acıların, yüz yüze olduğu zorlukların onun gelişiminde nasıl engeller oluşturduğunu, kısıtladığını, yaşamanı ertelemesine neden olduğunu, kendini deneyimlemesini nasıl zorlaştırdığını şeffaf bir şekilde önümüze seriyor. Buna kitaptan hızlıca bir örnek vermek gerekirse; mesela, Aeden gezegeninde telepati ile iletişim kuran insan ırkı, dünyada dili ile konuşma yetisini o kadar etkin ve gereksiz kullanıyor ki; bu özelliğinin gelişmesine fırsat kalmıyor ve telepati yeteneğine bir türlü ulaşamıyor.
Yazarın sadık okuyucularını başlarda biraz zorlayacak bir okuma deneyimi sunabilir “Aeden”. Belki Kohen, “Fi”nin başında yaptığı gibi burada da karakter tanıtım listesini ekleyerek okuyucuya kolaylık sağlayabilirdi. Yine de, özenli ve sabırlı bir okuma sonrasında adım adım muazzam bir hikâyenin perdeleri açılıyor, rengarenk fantastik bir dünyaya adım atıyorsunuz. Ardından dünyaya, günümüze, yaşadığımız gezegene uzanan inanılmaz bir maceraya dönüşüyor. Kısacası, Kohen, bu kez hâlihazırdaki okuyucularının yanı sıra yeni okurlara da merhaba diyecek kadar farklı ve sürükleyici bir kitapla karşınızda.

Kitaptan…

*“Işıktan daha hızlıdır düşünce ve düşüncenin hızına çıkabilen her kütle ışığa dönüşebilir, ışıkla yol alabilir.”
n “...bilgi böyledir, ancak davet edildiği, merak edildiği yere gider. İstenildiği yerde var olur.”
* “Senden daha üstün bir fikri, fikirle yenemezsin, o fikrin kendini yabancı hissedeceği bir şey seçmelisin.”
*“Baruh Baba, sürekli bir meditasyonla düşüncelerimizi sıraya sokmanın, ayıklamanın tekamülümüzün temel ihtiyacı olduğunu söylerdi.”
* “Beyin düşünce üreten bir organdı. Doğurduğu düşünceyi amaca yöneltemiyorsa enerji boşa harcanmış oluyordu. Düşünceden düşünceye atlayan merakı ehlileştiremeyenlerse sadece konuşuyorlardı.”
* “Mükemmelliği tetikleyen şey eksiklik duygusudur. Bu duygu, senin en büyük engelleyicin ya da kendi potansiyelini doldurmakta en büyük gücün olabilir.”
* “İnsan sevdiği birine duyduğu öfkeyi nefrete çevirmeye çalıştığında, altında ezileceği bir yük alır sırtına.”



Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam