VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
12 Ocak 2016 Salı | Anasayfa > Haberler > Hayatım bir roman gibi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hayatım bir roman gibi

Düşlerin yazarı Nazlı Eray yeni romanı “Rüya Yolcusu”nda bu kez kendi hikayesini anlatıyor. Bu hem anı hem roman hem de belgesel bir kitap.

İPEK CEYLAN ÜNALAN



Yeni kitabınız “Rüya Yolcusu” nda anılarınızı bir roman tadında dile getirmişsiniz. Neden roman?

Bu kitapta yeni bir yöntem denedim ilk kez. Bu bir “Belgesel Bellek” romanı. Yani bir roman ama içindeki anıların hepsi gerçek; kişiler kendi adları ile yaşıyorlar satırların arasında veya bu bir anı kitabı, roman tadında yazılmış. Aslında okur onu nasıl yorumlarsa. Üstüne “Büyülü Gerçekçi” tülü de attım. Hayat bu.

Yazım aşamasında ne gibi zorluklar yaşadınız? Anılarınızı hatırlarken en çok hangi duygu teslim aldı sizi? “Keşke”ler ne kadar var hayatınızda?

Yazım aşamasında herhangi bir zorluk yaşamadım. Neşe, hüzün, yaşanmışlık, özlem…Böyle duygular duydum. Karışık ve güzel. Bu saatten sonra keşkeleri düşünmek saçma. Her şey yerli yerinde bence. Beni en çok özlem ve hüzün teslim aldı zaman zaman. Ama kitabı okuyunca zengin yaşamış olduğumu gördüm.

Metin And’la evliliğiniz için “Tozlu bir hapishaneye soktu beni” diyorsunuz. Ona hayranken hislerinizi değiştiren ne oldu?

Metin And ile evliliğim için beni ‘Tozlu Bir Altın Kafes’e soktu diyorum. Ona hayranlığım ve hislerim değişmiş değil. Yalnızca evlenmeseymişiz daha uzun süre dost kalabilirdik. Bunu düşünürüm hep. Yıllar geçtikçe o evliliği olgun bir meyve gibi değerlendiririm. Etkilemiş beni çok. Bu yaşımda anlıyorum onu ve değişik biçimlerde yorumluyorum. Dünya çapında bir deha ile bir koca aynı şey değilmiş. Koca evin içine girince psikolojik kelepçeyi takıyor ve her şey değişiyor.

Peki bu evlilikten pişmanlık duydunuz mu?

Hayır hiç öyle düşünmedim. Olması, yaşanması gereken bir şeymiş. Bir geçiş, bir okul gibi. Ne yazık ki ikimiz de hatalar yaparak bu yaşanılası şeyi bozduk. Bir evliliğin anatomisi.

Neredeyse dünyada gezmediğiniz görmediğiniz ülke kalmamış. Bir nevi gittiğiniz her ülkede sevdiğiniz yazarların izlerini sürmüşsünüz. Prag’da Kafka’nın evine gitmeniz gibi... Edebiyat hayattaki en büyük aşkınız diyebilir miyiz? Ya da bir yoldaş?Yazmak ve okumak hayattaki en büyük aşkım bu bir gerçek. Bir yazı insanıyım ben. Öyle doğmuşum. Bir deniz insanı, bir step insanı gibi. Yazının izini sürmekten daha doğal ne olabilir benim için.

Anneniz ve babanızdan da bahsediyorsunuz. Nasıl bir aşktı onlarınki?

Onlarınki değişik bir aşktı. Çok güzel bir anne ve güçlü bir baba. Çok güzel , sevgi dolu bir çocukluk yaşadım. Dedem annemi, onu çok isteyen İran Şahı Rıza Pehlevi’ye mutsuz olur diye vermemiş.

Eğitimini çok değişik ülkelerde tamamlayan, yedi dil bilen annemi, babam Ankara’daki köşkün bahçesinde görüp aşık olur. Komşu olan babamın büyük halası bu evliliğin zeminini hazırlar. Babam ömrü boyunca büyük bir aşkla bağlı olduğu annemi nadide bir çiçek gibi korudu.

Çocukluğunuzun ve gençliğinizin geçtiği evlere götürüyorsunuz okuru. Adım adım ilerlerken o evlerde aslında çocukluğunuzda yürüdüğünüzü hissediyor insan…

Evet, ben de yazarken öyle hissediyorum. Adım adım çocukluğuma, o eski bahçeye, babaanneme gidiyorum. Hepsini yeniden yaşıyorum. Belki bunun için yazarken mutluyum.

“Tozlu Altın Kafes” ve “Bir Rüya Gibi Hatırlıyorum Seni”kitaplarında da yaşamınızdan kesitler vardı. Geçmişe bu kadar bağlı olmanızı neye bağlıyorsunuz?

Yoğun bir yaşanmışlığım var. Geçmişe de geleceğe de aynı şekilde bağlıyım. Geçmişteki insanlarla o acı çizgiyi aramıza çekmiyorum. Bir nevi herkes anılarda ölümsüz. Bugün, şu an yanımdalar.

İki üç ayrı dünyada yaşadığım oluyor. Rüyanın da bir dünya olduğunu düşünüyorum. Hafif anestezili bir dünya. O zaman yaşam çok zengin. İnsan ölümlü olduğunu bildiği için birazcık kıstırılıyor.

Tekrar çocuk olsam mutlaka yapardım dediğiniz 5 şey nedir?

Dünya kadar dondurma yedim, apartman zili çalıp kaçtım. Ağaca çıktım. Bence her şeyi yaptım çocukluğumda. Her hafta okuldan kaçtım. Gizli kitap okudum.

Çok sevdiğim insanlar oldu. Belki bir köpek alırdım. Dolu dolu ve mutlu bir çocukluk yaşadığım için, o güzel çocukluk kitaplarıma yansıdı. Çocuklar benim yazdığım çocuk romanlarını onun için böylesine sevdiler. O kitapların içindeki çocuğu tanıyıverdiler.


NECLA ÇOCUĞUM GİBİ

Ve hayatınızın vazgeçilmezi Necla … Necla'nın hasta olduğu zamanlarda hissettiklerinizi aktardığınız bölümler oldukça dokunaklı…

Necla benim sanki üçüncü çocuğum, Necla bana "evlat".Onun hastalığı pek tabii yıktı beni. Ani ve onu birden güçsüzleştiren bir hastalık. Onunla birlikte çok zor günler geçirdim. Hep sebebini bulmaya çalıştık. Ama düzeliyor Necla. Bu büyük bir mutluluk. Karanlıkta kocaman bir ışık. O hep yanımda.


Hayatınızın büyük bir bölümünü Necla ile geçirdiniz, geçirmeye de devam ediyorsunuz. Bir gün Necla ile Nazlı'nın hikayesini kitaplaştırmayı düşünür müsünüz?
Neden olmasın? Çok renkli olur. Geziler, tanıdığımız insanlar, Necla'nın benimle ve şehirlerle ilgili anıları. İkimizin apayrı dünyası. Bu dünya üstünde rastlantısal şekilde kesiştiğimiz o büyülü aks. Serüvenler vb. Harika bir roman olur!


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163