VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2015 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Hayatımız seçimlerimizdir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hayatımız seçimlerimizdir

“Gerçeklik Terapisi”; birey olarak yaptıklarımızın, duygularımızın ve seçimlerimizin sorumluluğunu taşımamız gerektiği görüşüne dayanıyor. Yaşamlarımızın kontrolünün kendi elimizde olduğunu ve bunun için yapılması gerekenleri söylüyor.

AYLA AKBUAR



Ne zaman büyümeye başlarız? Büyümenin yaşla ilgisi ne kadardır? Çocuk olmak doğal sürecin bir parçası, çocuk kalmak ise bir seçimdir. Çocuk “kalmak”la hayatın neşeli yüzünü yaşamayı kastetmiyorum. Çocuk sorumluluk sahibi değildir. Henüz öğrenmeye başladığı hayatta, yavaş yavaş ve yaşı gereği sorumluluklar üstlenir. Ergenlikle beraber, kim olduğunu ve sınırlarını sorgulamaya başlar.

Sorumluluklarının daha net farkına varmaya ve bir yandan onları yerine getirme çabasındayken, bir yandan da bu sorumluluklara direnmeye başlar. Doğru yönetilen çocukluk ve ergenlik süreçleri sağlıklı yetişkinlerin oluşmasına katkıda bulunur.

Peki, bu süreçler doğru yönetilemezse ne olur? Doğan Cüceloğlu’nun çok güzel tanımladığı gibi “yetişkin çocuk”lar olarak karşımıza çıkarlar. Yetişkin bedeninde ve yaşadıklarının, duygularının, eylemlerinin, seçimlerinin, kısaca hayatının sorumluluğunu almayan birileri yabancı gelmiyor eminim, hiçbirimize. Toplumumuzda yetişkin çocukların sayısı hiç de az değil ne yazık ki… Toplumda makbul diye seçtiği meslekten, elalemin ağzını kapamak için yaptığı çocuktan, ailesi istedi diye evlendiği insandan, çok sinirlendi diye öldürüverdiği insandan, hayat ona acımasız davrandı diye yasadışı yaptığı işlerden, özgür olmak adına bağlanmaktan kaçınıp yalnızlığından; hem şikayet edip, hem de kendini bu hayat oyununda bir “oyuncu” değil de bir “piyon” gibi gören insan sayısı hiç de az değil.“Kurban” rolünde olmanın sekonder dediğimiz kazançları var elbet.

Sorumluluğu başkasına atmak, kişiye görüntüde de olsa bir hafiflik verir vermesine ama yaşadığı hayat kendine ait olmaktan çıkar. Başkalarının seçimleriyle mutsuz ve doyumsuz bir yaşam sürmenin yanısıra, sürekli şikayet ettiği ve değiştirme gücüne inanmadığı için uzaklaşamadığı bir cehennemde yaşamaya mahkum kılar kendini… Çocuk kalmayı seçmenin alternatifi ne olabilir? Nasıl atlarız o yetişkin olma basamağına?

KONTROLÜ ELE ALMAK

Okuyan Us Yayınevi’nden çıkan “Gerçeklik Terapisi” isimli kitap bu konuda Türkçede çıkan ilk kitap. “Gerçeklik Terapisi”; birey olarak yaptıklarımızın, duygularımızın ve seçimlerimizin sorumluluğunu taşımamız gerektiği görüşüne dayanıyor. Yaşamlarımızın kontrolünün kendi elimizde olduğunu ve bunun için yapılması gerekenleri söylüyor. Çocuklar, ergenler ve yetişkinler gibi farklı yaşlardaki bireylere uygulanabilen bu terapi yöntemi, ilk olarak 1960’lı yıllarda Glasser tarafından ortaya konulmuştur. Başlangıçta, meslek erbabı tarafından tepki çekmiş olmasına rağmen günümüzde, özellikle okullarda, yetiştirme yurtlarında, hapishaneler ve ıslahevlerinde, iş yerlerinde ve elbette bireysel danışmanlıkta etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

“Gerçeklik terapisi açısından insan davranışları sabit koşullarda değildir. Bir seçim serisi olarak sınıflandırılmışlardır; etkili veya etkisiz, faydalı veya zararlı, üretici veya yıkıcı, zihinsel sağlığı iyileştirici veya kötüleştirici. Psikotik bireyler bile bir dereceye kadar seçmek için yapıcı beceriyi korurlar. Davranış bavullarının içeriği, patolojilerine rağmen, olumlu davranışları seçme becerilerini tamamen dışarıda bırakmaz. Gerçeklik terapistleri, danışanlara ‘akıllı’ davranışlarına dayanarakbaşarılarını genişletme ve büyütmede yardımcı olmaya çalışırlar.” Aslında “Gerçeklik Terapisi”nin yaptığı şey, insanlara kendileri için daha etkili seçimler yapmayı ve kendi yaşamlarının kontrolünü eline almayı öğretmektir. Kişilerin giderilemeyen ihtiyaçları sebebiyle acı çekmeleri, dış şartların etkisini reddetmemekle beraber, kişinin yaptığı yanlış seçimler ve “etkisiz” dediği davranışlar sebebiyledir.

Her insanın hayatında hayal kırıklıkları, yanlış kararlar, etkisiz davranışlar ve bunlara bağlı acılar vardır. Ancak önemli olan bunun bir yaşam biçimi olmasına izin vermemektir. Kontrol odağının dışarıda olduğuna inanan insan en başta bunu düşüncesinde ve sözcüklerinde ifade eder. “Beni çok öfkelendiriyorsun” dediğimizde, öfke duygumuzun kontrolünü karşımızdakine vermiş oluruz. Oysa “şu davranışına öfkeleniyorum” demek hem gücümüzü kuşanmamızda, hem de sorunların daha kolay halledilmesinde etkin rol oynar. “Zorundayım”, “Yapmam gerekiyor”, “… Yapmazsan…” gibi gündelik hayatımızda sık kullanma alışkanlığında olduğumuz dış kontrol dili, sorunlarımızı artırır. Anlaşılması kolay, ancak uygulaması -alışkanlıkların kırılmasına bağlı olduğundan- zor olmasına rağmen, etkinliği yüksektir.

Glasser, zihinsel sağlığı bir “kamu sorunu” olarak nitelendirir. Bireylerin depresyonu da kaygıyı da kendilerinin seçtiğini söyler. Örneğin bu kişiler, kızgınlıkla suç işlemek yerine, depresyon ya da kaygıyı seçerek kızgınlığı kontrol altına almış olurlar. Ya da başkalarından dilenmeden yardım almak, harekete geçme isteksizliklerinin bahanesi ya da diğerleri üzerinde dolaylı bir güç kontrolü gibi sekonder kazançlar uğruna depresyonda veya kaygılı olmayı seçerler. Seçimlerin amacı, doğru ya da yanlış, etkili ya da etkisiz nasıl olursa olsun, temel ihtiyaçların doyurulmasıdır. Temel ihtiyaçlarımız ise; “hayatta kalma, sevgi ve ait olma, güç, özgürlük ve eğlence”dir. Glasser’e göre en temel ihtiyacımız ise, sevgi ve ait olma duygusudur. Çünkü, başka bir bireye ihtiyaç duyulur. İhtiyaçların birbiriyle çelişmesi kişinin karmaşık ruh haline,yanlış seçimlere ve etkisiz davranışlarla “başarısız kimlik” geliştirmesine sebep olabilir. Burada kritik nokta, gerçeklerle yüzyüze gelmeyi istemek ya da kaçınmaktır.

Kişi içinde bulunduğu şartları ve kendi gerçekliğini görecek cesaretteyse, temel ihtiyaçlarını ve önceliklerini belirleyip, etkin seçimler yapabilir. “Küheylana istediğiniz herşeyi yaptırabilirsiniz… Eğer o da yapmak isterse” der Weinberg. Başarılı bir kimlik, temel ihtiyaçlarımızı etkin seçimlerle doyurduğumuz bir yaşam hepimizin ihtiyacı.

Son olarak; Gerçeklik Terapisi Enstitüsü olarak bilinen, W. Glasser Enstitüsü tarafından gerçeklik terapisi sertifikası almanın on sekiz aylık bir eğitim ve pratik gerektirdiğini belirtip, Türkiye’de uygulamalarının ve tanınırlığının artması için bu kitabın gerek alandan gerekse psikoloji bilimine ilgi duyanlar için önemli bir kaynak olduğunu söylemek isterim.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163