VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mayıs 2013 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Hayatımızın saklı cevherleri otlar
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hayatımızın saklı cevherleri otlar

Öykü yazarı Ayşe Kilimci, üçüncü yemek kültürü kitabı “Ot Var, Çiçek Var, Sevdalığa Çare Var” isimli kitabında, envai çeşit otun hikâyesini anlatıyor. Kilimci, “Ege ve güneyde oturmadığım sofra, ipini çekmediğim kapı kalmadı” diyor.

Nihan BORA

Otlarla yakından ilgilenmeye nasıl başladınız?
İzmirli olmak ve ot kültürüne sahip aileden gelmek, oturduğunuz mahallede her kültürden insanın olması, Giritli enişteler, evinizin karşısında kocaman, yemyeşil bir tarla olması, kapıdan geçen otçu kadınlar, gel de otlarla ülfet etme! Toroslar’da tanıdığım/ şaşakaldığım bitki örtüsünün de katkısı var elbette.

Kitapta yer alan otların birçoğu gizli kalmış cevherler. Kentlerde yaşayan insanların bu otlara ulaşması, onlarla tanışması çok güç. Bu otlara nasıl ulaşacağız?
“Ya bilcen, ya güvencen, ya sorup öğrenip areycen” dedikleri misal… Bilene güvenerek, önümüze getirilenin değerini bilerek otlarla kucaklaşabiliriz. İstanbul pazarlarında bulduğum yeşilliği ben İzmir’de görmedim, inanın. Torosların baş döndüren bitki dokusu, ovaya inince tebahür edip uçuyor, yok oluyor, orada yeşilgücü etspora hükmen mağlup… Oynamasına fırsat tanımıyorlar, tek bildikleri maydanoz, nane, kekik, ötesi olmasa da olur. Ayrıca otlar buldukları el kadar topraktan bile boy sürüyor. Onlar her yerde, hayatlarımızın saklı cevherleri; pazara gidin, şaşıp da kalın… Pazar kültürünüzü diri tutun, sorup öğrenmekten geri kalmayın…

Yer verdiğiniz otlarla ilgili ilginç bilgiler yer alıyor kitapta. Bu bilgileri nasıl derlediniz?
Çok emek ettim, çok okudum, karşılaştırdım. Kaynaklarım kitabî olmaktan öte, insanlar oldu. Ege hattında da güneyde de oturmadığım sofra, ipini çekmediğim kapı, gönülden yana alıp vermediğin hatun kişi ya da keyveni kalmadı. Asıl bilirkişiler pazar yeri satıcıları oldu elbet. Orada ot tezgahına yanaşan yaşlı kadınlar. Siz sorarsanız onlar döküp döşüyor zaten size, hem bilgiyi hem kalplerini…

Otları anlatırken öykücülüğünüz de ön planda, otları birer karaktermişçesine okuyoruz. Bu da kitabı diğer "şifalı bitkiler" kitaplarından çok farklı bir noktaya koyuyor. Bunu bilinçli olarak mı tercih ediyorsunuz?
Güzel saptama, eksik olmayın. Bilinçli yaptığımı sanmıyorum, ben her şeye bir kahraman yaratıp anlatmasını severim. Daha sahici oluyor, olay unutulurken, kahraman “ben gitmem” diyor, akılda kalıcı oluyor.

"İyi ki var, bu ot olmasaydı yaşayamazdım" dediğiniz otlar hangileri ve neden?
Sarımsak, enginar. İzvinya var bir de, dört yaşından beri meftunuyum. Dikenucu da denir. Şimdi tam zamanı, ömrü kısacıktır ve önümüzdeki pazara bitecek, bulamayacağız. Acısını kavurursunuz, ruhumu sağaltıyor.

Otları en leziz yöremiz neresi?
Tartışmasız Ege… Ama Çiriş ve Madımak düşünüldüğünde, doğuyu anmadan olmaz. Torosların tadı bir başka.

Kitapta yer alan tüm tarifleri denediniz mi?
Evet, yazmadığım daha nicesini de… Karıştırıp barıştırıp kendimce aş eylediklerim, yahut uydurduklarım da var. Şimdi geriden gelen bir hınzır kitabımıza sakladım kimilerini.

"Sofrada ve sanatta yokluk, zorluk ve kültürlerin hemhal oluşu berekettir" diyorsunuz. Anlamlı bir söz ama sanki gittikçe bu birliktelik duygusunda uzaklaşıyor muyuz?
İlkin birbirimizden uzaklaşıyoruz, ondan öyle oluyor. Muhabbetten aralandık, mahallelerimiz sır oldu. Ağız tadlarımız bile sınıfımıza göre bölüşüldü. Yokluk vardı ama, dayanışma vardı, her sınıf aynı mahallede bir aradaydı, şimdi lojmanlara ayrıldı sanki, şehirler. Bölünüştük, ayrı düştük. Düşünün, savaş zamanı kadınlar karpuz kabuğunu kurutup, et niyetine yemeğe katıyor. Şimdi etle bile öyle tatlı, yoklukta yapıldığından tatlı yemek yapılamayabiliyor.

Ve son soru; ot ve çiçek varsa sevdalığa da çare var mıdır gerçekten?
Sevdalığın çaresini bulana Nobel ödülü verilse yeri. Belki bu yeni zamanlarda soruyu şöyle değiştirmekte, dünya: Sevdalık sahi midir? Yoksa icat çıkarmak mıdır? Elbet latife ediyoruz, siz gene de, bütün yan etkilerini göze alarak, sevdalığa düşünüz; sevdalığın tek çaresi, çaresizliğidir… Bu da güzeldir.

KÜNYE
Ot Var, Çiçek Var, Sevdalığa Çare Var
Ayşe Kilimci
Oğlak Yayıncılık
18 TL

Paylaş