VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ocak 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Hayatın her alanında iyi bir iletişim için...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hayatın her alanında iyi bir iletişim için...

Postmodern bir aşk romanı ya da kişisel gelişim kitabı için ne harika bir isimdir “Vazgeçmek Özgürlüktür”!

Özlem Akalan

Türkiye’nin iletişim alanındaki duayenlerinden Ali Saydam, önce “Algılama Yönetimi” ardından da “Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?” adlı kitaplara imza atarak, 1978"den bu yana iletişim sektöründe edindiği tecrübeleri farklı vizyonuyla bizlere aktarmıştı. “Farklı vizyonuyla” diyorum çünkü Ali Saydam, ileriyi görebilen ve trendleri önceden koklayabilen bir isim. Bıkıp usanmadan “ben söylemiştim” dediğine göre, yazdıklarını ve fikirlerini çok yakından takip etmek gerek... Üçüncü kitabı “Vazgeçmek Özgürlüktür” ise daha ilk anda başlığıyla cezbediveriyor. “Türkiye’de İletişimin Elkitabı 1” üstbaşlığına gözünüz iliştiğinde ise, bilgi küpü bir çalışmayla karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz. “Neden art arda methiyeler sıralıyorsun, sadede gel” dediğinizi duyabiliyorum. İtiraf etmeliyim, ki belli bir sektöre yönelik bir kitaptan bu kadar çok şey öğrenebileceğimi ilk başta düşünmemiştim de ondan!

MARKANIN RUHUNUN ALTINI ÇİZMEK


Kitabın ismi, iletişim alanındaki “bir markanın ruhunun altını çizmek için nelerden vazgeçmek gerekir” stratejisinden geliyor. Yani ne Ferrarinizi satmanız gerekiyor ne de kendinizi bir trenin altına atarak intihar etmeniz! “İnsan yaptıklarından çok yapmadıklarıyla değer kazanmıyor mu zaten?” diyor bu noktada Saydam; “Yalan söylememek, hırsızlık yapmamak, kurumsal vatandaşlık kurallarını ihlal etmemek gibi...”
Başlıktaki “özgürlük” ile “vazgeçmek” arasındaki mânâ birliğinin nereden geldiğini yine kitaptan aktaralım: “Bu da tasalluttan kurtulmayla ilgili bir tespit... İnsanın üzerine bir ecinni gibi çöken duygusal düşkünlük eğilimlerinin, önyargıların ve kemikleşmiş “değişmezlerin” altında ezilip kalmak, iletişimin bir numaralı düşmanıdır. Bu tasallutlardan kurtulmadıkça hiçbir iletişim çalışmasında başarılı olmak mümkün değildir...”
Aslında bu sözler sadece iletişim alanında faaliyet gösteren kişiler için değil, herkes için geçerli. Hayatımızın her alanında ve anında iletişim içindeyiz. Ne denli doğru iletişim kurabilirsek kendimizi o denli iyi ifade edebilir ve o denli doğru algılanırız. Kural, bu kadar basit. Zaten Saydam da bunun altını çiziyor; “Vazgeçmek ve özgürlük, insanın özel hayatında da bir refleks olarak yerleştiği ölçüde, hayata dair anlamlı bir bakış sahibi olabilme, bir dünya görüşü edinebilme olasılığımız artıyor.”

İMAJ DEVRİNİN SONU

Ali Saydam’ın kitabında değindiği ilgi çekici konulardan biri de Türkiye’de herkesin diline doladığı imaj konusu. Oysa Saydam, imaj parlatma çabalarının günümüzde artık geçersiz olduğunu, önemli olanın nasıl algılandığınız olduğunu savunuyor. Bu noktada Saydam; “Biliyorsunuz imaj, yani -mış gibi yapmak, yani olmayanı var gibi göstermek, olmayan bir şeyi parlatmak, artık tarihe karıştı. Hem de yıllar önce... İmaj yönetimi yerini gerçeğe dayalı iletişime terk edeli çok oluyor” diyor ve hâlâ imaj parlatma çabası içindekileri sert bir dille eleştiriyor.
Önceden de söylediğim gibi kitap, sadece iletişimciler için değil herkes için üzerinde durup düşünmek gereken önermeler sunuyor. “Yönetici mi, yoksa lider mi olmak gerekir?”, “İnsan "kaynak" mıdır, "kıymet" midir?” ve “Kriz yönetimi” gibi konular kitabın öne çıkan başlıklarını oluşturuyor. Hepsini okuyup bitirdikten sonra da bize “Acaba ben neredeyim? Algılandığım yer hak ettiğim, hakikate tekabül eden yer midir?” diye oturup düşünmek kalıyor.

Başbakan Erdoğan, algılama yönetimini iyi kullanıyor

Türkiye’de İletişimin Elkitabı” üst başlığını taşıyor kitabınız. Türkiye iletişim ile, Avrupa, Kuzey Amerika ya da Asya’daki iletişim farklı mıdır? Toplumun kültür ve değerleri bu alandaki en önemli ayrıştırıcı mıdır?

İletişim yönetimini ilişki yönetiminden ayıran temel özellik “ikna” ve “değişim” meselesidir. İkna süreci hedef kitlenin iki yanı ile doğrudan ilgilidir: Değerler ve kültür. Ben bu ikilinin millet boyutundaki haline “Ortak Ruhi Şekillenme” diyorum. İngilizcedeki “Collective Social Behavior” kavramı, demek istediğimize en yakın ifade olarak kabul edilebilir. Kültür ve değerlere göre iletişimi yönetmek, çocuk sevgisi, aşk gibi bazı evrensel duygusal durumlar hariç, ülkeden ülkeye değişen milli bir anlayış ve yaklaşım gereksinir. Renkler bile milletlere göre farklı etkiler yaratır. Ya da mizah, müzik, ritim gibi diğer öğeler.

Sizce algılama yöntemini Türkiye’de en iyi uygulayan markalar ve devlet kurumları hangileri? Bazı ülkeler ve Türkiye’den siyasileri algılama yöntemini nasıl kullanıyorlar; en başarıları hangileri/kimler?

Türkiye"den başarılı örneklerin başında Arçelik gelir. Onu GSM firmaları izliyor. Aradan çıkmış T-Box var tabii. Ülke markaları içinde hiç şüphesiz İsviçre gelir. O küçük ülkeden çıkmış marka sayısı akıl alır gibi değildir. Ülke algısı konusunda ABD"nin eline de su dökmek Türkiye"de AK Parti ve Başbakan Tayyip Erdoğan dışında algılama yönetimini adam gibi yönetmiş siyasi azdır. Belki Özal ve Süleyman Demirel ona bir miktar yaklaşabilirler.

İş hayatında “sadakat - performans - motivasyon” üçgeninin tarih olduğunu, yerine “entelektüel katma değer - katılım ve kararlılık - etkililik” üçgenin inşa edildiğini söylüyorsunuz. Bu yeni “üçgen”i biraz açabilir misiniz?

İnsan kaynakları stratejileri, üretim ilişkileri, toplum, pazar ve rekabet ortamlarıyla birlikte değişir. Sadakat - performans - motivasyon üçgeni, endüstri toplumunun gereksenimleriyle uyum sağlamak için idealdi. Bilgi toplumu ise, insan kaynakları yaklaşımını (ki buna biz "insan kıymetleri" diyoruz) entelektüel katma değer - katılım ve kararlılık - etkililik üçgeni üzerinde inşa edebilir...

Kitabınızda liderlerin olmazsa olmaz hasletlerini sıralıyorsunuz. Peki, yılların ve yaşananların getireceği tecrübenin ötesinde, bunları geliştirmek için neler yapılabilir?

Önce liderliği yöneticilikten ayıran temel özellikleri tespitte yarar var: a. Cesaret b. Çoğunluğun fikriyle hareket etmemek c. Birden fazla “tabuyu” yıkmak d. Elindekilerle yetinmemek e. Geleceği tasarlamak (görmek) bugünü ona göre yönetmek... Bu hasletleri "edinmek" mümkün müdür? Kısmen evet...

Elkitabının ikinci cildi “İktidar Yalnızlıktır”ı ne zaman çıkarmayı planlıyorsunuz?

“İktidar Yalnızlıktır”, farklı disiplin başlıklarını içeriyor. Ton ve biçim aynı. Kitabı Remzi Kitabevi"ne teslim ettik. Herhalde nisan gibi piyasaya çıkacak.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam