VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Hayatın ne kadar heyecan verici olduğunun farkında değiliz
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hayatın ne kadar heyecan verici olduğunun farkında değiliz

Muazzam bir kurgu ile kendinizi bazen Bursa sokaklarında dolaşırken bazen Ankara’da kurşun döktürürken ya da Teksas’ta Kennedy’nin limuzininde göreceksiniz. Şiir okur gibi, film izler gibi, gülümseyerek ama kalp çarpıntısıyla coşkulu bir rüyadan uyanır gibi…

YONCA BOZTUNALI



Kıpkırmızı saçları, yaramaz bir kız çocuğu gibi parlayan gözleri ve her daim yüzündeki muzip gülümsemesiyle işte karşınızda; öykü, roman ve oyunları pek çok dile çevrilen, fantastik edebiyat ve büyülü gerçeklik alanının ülkemizdeki öncüsü Nazlı Eray! Günler bahara doğru akarken, üzerimizdeki tozu, yılgınlığı, kışın ağır rehavetini atacak nefis bir romanla karşımızda usta yazar. Şöyle bir silkinin ve kitabın kapağını açın... Kendinizi birden Kennedy’nin suikasta uğradığı üstü açık limuzinin içinde gizlenmiş, başınızı arabanın döşemesine eğmiş, kalp atışlarınız kulaklarınızı zorlarken, nefesinizi tutmuş kurşunların atılacağı saniyeleri beklerken bulacaksınız.

Anlatılmayacak, yaşanacak bir kitap hakikaten.
Kitapta özellikle bir saz heyeti var ki; nasıl anlatmalı... Aslında herkesin içindeki bu özel orkestrayı keşfetmeye davet ediyor sizi Nazlı Eray.

Nazlı Eray, memur şehri olarak ün yapmış, ciddi, düzenli, gri Ankara’yı; “Ölüm Limuzini”nde öyle sinematografik, gerçeküstü bir şekilde anlatmış ki, bir Ankaralı olarak artık Tuzluçayır’a, Batıkent’e bambaşka gözlerle bakıyorum. Yeni kitabı vesilesiyle çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz Eray, kitabı okuduktan sonra; sizin de kendi çapınızda araştırmalara başlayacağınız, olay videolarını tekrar tekrar izleyeceğiniz şekilde Kennedy suikastını zihninize enjekte edecek ve hayatı, ölümü sorgulayacaksınız.

* Kitaplarınız Jean-Pierre Jeunet’nin ya da Peter Greenaway’in filmlerinin tadını veriyor insana; hepsi ayrı bir rüya, ayrı bir dünya... Sanki bir rüyanın izini sürüyormuş gibisiniz... Hikâyeyi zihninizde başlatan ne oluyor?
Aynen öyle. Bir rüyanın izini sürüyor gibi, veyahut da bir filme başlar gibi, beynimin yarattığı bir filmi izler gibi. Ama sonunu bilmediğim, ortasını bilmediğim, kişilerini bilmediğim bir film.

* Kennedy suikastında sizi çeken ne oldu? Çok fazla teori var, sizinki nedir?
Benim teorim cesedin değiştirilmiş olduğu yönünde ve Kennedy’nin FBI ya da CIA tarafından öldürülmüş olması. Kennedy suikastı tabii beni çok çekiyor çünkü yakın tarihin en kanlı, en dehşet verici suikastlarından biri ve bundan onlarca polisiye kitap çıkabilir. Fakat onun dışında bütün komplo teorileri, hakkında yazılmış kitaplar, o uğursuz Dallas gününün anıları, hiçbir zaman aralanmayacak bir esrar perdesi... Bu çekici bir şey; benim yüzyılımda olan bir büyük suikast ve hakkında çok kitap okudum. “Ölüm Limuzini”nde verdiğim bilgilerin hepsi gerçeklere dayanıyor, kitap biraz bilgiye de yönlendiriyor. Çok sinematografik, çok korkunç, çok acı, çok trajik bir olay… Dünya şimdi bambaşka. Kennedy suikastı gibi belki yüzlercesi yapıldı ama bu tekti. Bir de Amerika’da böyle bir suikastın olması tabii çok ilginç. Kennedy niçin doğru dürüst korunmuyordu? Dallas’ın çok tehlikeli olduğu bilindiği halde.

* Gerçek hayat sıkıcı mı? Romanlarınızda sıkıcı bir gerçeklik; muazzam bir hayal gücü ve gerçeküstü bir bakış açısıyla sunuluyor diyebilir miyiz? Mesela “Ölüm Limuzini”ndeki gibi tuvalette para için bekleyen adam, içimizdeki hüzünlü günlerin saz heyetinin başı mı aslında?
Gerçek hayat aslında çok heyecan verici. İnsanlar farkında değil. Hayata hangi pencereden bakarsan hayatı öyle görüyorsun. Doğru pencereden, doğru açıdan bakmak lazım. Hayat büyük sürprizlerle dolu bir yer. İçimdeki saz heyetine gelince, o sıkıntının müziği. Ben ne zaman çocukken böyle bir köşeye otursam o saz heyeti içimde başlardı. Veya bir radyoyu birisi çevirdiği zaman, mesela pazar günleri, gidecek bir yerin yoksa, konuşacak bir insanın yoksa, böyle başıboş, yarı boş bir şehirde eğlencesiz bir şehirde dolaşıyorsan o saz heyeti başlar.

Ölüm bazen çok kolay

* “Ölüm Limuzini”nde demek istediğiniz, sorguladığınız şey nedir? 15 Temmuz’u Ankara’da yaşamanızın da romanda etkisi görülüyor...
Hayat nedir? Herkes ölüyor, ölüm bazen çok kolay. Ama Kennedy gibi, Amerika için önemli olan bir adamın dehşetli ölümü üzerinden ölümü sorgulamak, bilgiler vermek ve bir kozanın içinde dantel gibi kurşunları anlatmak istedim, çünkü o da var hayatta.

* Kitapta geçen Lulla, hayatınızda çok önemli biri; sizin için ne ifade ediyor?
Çok yakın bir dostum, çok sevdiğim birisi. Bir üçüncü çocuk, evlat, bir yavru, bir ruh ikizi.

*Dünyada fantastik edebiyat çok ilgi görüyor. Kitapların filmleri çekiliyor, seri halinde yeni bölümleri yayımlanıyor. Okurlar neden bu alana bu kadar ilgi gösteriyor sizce?
Türkiye’de benim de öncüsü olduğum büyülü gerçekçilik aslında fazla anlaşılan, alışılmış bir alan değil. Çünkü sen bir rüyanın içine giriyorsun, bu kitapta bir kâbusun, karabasanın içine giriyorsun ve çıkıyorsun. Şimdi mesela, A320’de gidiyorsun, çok güzel bir yolcu uçağı. Kalkıyor. Süzülerek romanın ilk başında bulutların arasına giriyorsun. Birdenbire hafif bir türbülans başlıyor, heyecanlanıyorsun.Kitabın ortalarına doğru türbülans şiddetleniyor, fakat pilot yukarı çekiyor uçağı, hop bulutlara doğru uçuyor, (kitapta Kennedy’le değişim anı) ve sen uçarak okuyorsun. Sonra uçak yavaş yavaş havaalanını görüyor, alçalmaya başlıyor, iniyor; bitiyor, kapıyı açıyorsun gidiyorsun. Tabii, o türbülansta benim içimdeki fırtına da var; Lulla’nın hastalığı, Lulla’nın iyileşmesi var, benim eski günlere olan özlemim, garip bir Bursa, Aysel, o Çingene kızı, şehzade olan kedi var...

*Kitaplarınızı elle yazıyorsunuz…
Hepsi duruyor. Hiç düzeltisiz yazıyorum.

Stadyuma girer gibi giriyorum okullara

*Türk halkı neden fantastik dünyayı sevmiyor?

Zor çünkü, mesela Amerika’da benim kitaplarım çok tutuluyor. Alışkın değiliz, beyin alışkın değil fakat çocuklar çok seviyor, çünkü onların beyinleri tertemiz, işlenmemiş. Peri masalları bizde sevilir ama daha çok realist edebiyat tercih edilir. İnsanlar, ortası, başı sonu olsun isterler. Bazen bir kitabı ortada ya da sonlara doğru kesiyorum, hayale bırakıyorum, onun belki sonunu getiremiyorlar. Belki getiriyorlar, bilmiyorum. Ben okurlarımdan çok memnunum. Sıkılmıyorlar.

* Çocuk edebiyatına da çok güzel eserler kazandırdınız. Çocuklar şaşırıyor mu sizi görünce?
Bayılıyorum onlara. Muazzamlar; stadyuma girer gibi giriyorum okullara, alkışlar, tezahüratlarla... Harika sorular soruyorlar, bir büyükten hiç duymayacağın sorular, biz artık anestezili gibiyiz, yorgunuz, bir gözümüz hafif kapanmış, ama bir çocuğun açık, pırıl pırıl... Büyülü bir dünya sunduğun zaman hemen yakalıyor ve seni bırakmıyor.


Paylaş