VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mart 2012 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Henry James’in üç portresi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Henry James’in üç portresi

Eserlerinde ironi ve melankolinin iç içe geçtiği İngiliz üslubunu en iyi kullanan yazarlardan kabul edilir Amerikalı yazar Henry James.

Ömer Özgüner

İngiliz edebiyatında hatırı sayılır bir yere sahip olan Amerikalı Henry James’i ister kuramsal, ister kurgu olarak yakından tanımak için önünüzde üç seçenek var.

İngiliz yazarları arasında favorilerimden David Lodge’nin son romanı “Yazar, Yazar” baştan söyleyeyim, beni her zamanki gibi beni hayal kırıklığına uğratmadı.Yazarın, eserlerindeki değişmez referanslarından Henry James’in biyografisinden yola çıkarak yazdığı kitap giderek açılan hattıyla, okuma sabrı gösterenlere inanılmaz imkanlar sunuyor. Özetle; Henry James, Victoria İngiltere’sinde, romanlarıyla elde ettiği başarısını zaman içinde kaybetmiştir. Romanları eskisi kadar okunmamaktadır. Yayınevleri teliflerinde kısıntı yapmaya başlamış, tirajlarda bir hayli gerilemiştir. Aslında kibiri hiç elden bırakmayan James, bu gerçeği yakın dostlarına itiraf eder. Bu arada dönemin önde gelen mizah dergilerinden Punch’ın çizelerinden Georgo Du Maurier ile dostluğunu da ilerletir...

Basit bir aile efradıyla her açıdan Henry James’ten farklı olan Georgo Du Maurier’nin, tuhaf biçimde yıldızı parlarken James gerileme dönemini yaşar. Tanıştıklarındaki pozisyonlarının tam zıddı yaşanır. Romanlarındaki tükenişi gören Henry James rotayı tiyatro yazarlığına çevirir. Londra’daki hizmetçili hayatını sürdürmek için telife ihtiyacı vardır. Ama onu tiyatro yazmaya iten tek neden para değildir. Alıştığı şöhreti kaybetmemek, yaratımını yeni bir formla sürdürürken, izleyicilerin kendisini “yazar, yazar” diyerek onere etmesini büyük bir aşkla bekler. İlk oyunu istenen sonucu vermez. Ve son şansını bütün enerjisini verdiği son oyunu “Guy Domwille” için geri sayım başlar. “Düşüncelerimin bu noktasında ister istemez, sahne ışıklarının altın renkli parıltısıyla yıkanmış bir çeşit hayale dalıyor, gece kıyafeti içinde kusursuz görünen kendisinin salonda yankılanan ‘yazar, yazar’ sesleri arasında biraz direnerek kulisten sahneye çıkarıldığını ve yüzü kızarmış bir halde reverans üstüne reverans yaptığını görüyordu.” James’in bu hayalinin gerçek olup olmadığını okurlara bırakalım. David Lodge’ın daha önceki çalışmalarını okuyanlara (“İyi İş”) “Yazar, Yazar” da tanıdık gelecek. Lodge, bu romanda da ironiyi, melankoliyi ve İngiliz üslubunu inanılmaz iyi kullanıyor. Bunda James’e duyduğu edebi yakınlığın payı büyük ama yüzyıl öncesiyle bugün arasındaki duygu benzerliğini yakalamış olması da bir o kadar etkili.

ÜSLUBU ÜZERİNE

Roman eleştirisi deyince en çok Berna Moran’ı sevgiyle anan ben, bu ay iki kuramsal kitabı hatmettim. Henry James için hazırlanan ikinci kitap Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı: “Henry James ve Roman Sanatı.” Ünal Aytür’ün bu çalışmasında İngiliz edebiyatının en önde gelen isimlerinden ve romanlara hak ettiği değeri vermesi açısından en tepelerdeki ismi Henry James’in eserlerinden yola çıkan Ünal Aytür James’in “roman yaşamı gerçekçi bir biçimde yansıtmalı ve kendi içinde bütünlük gösteren, tutarlı bir yapıya sahip olmalı” diye özetlenebilecek bakış açısını anlatıyor. Buradan ortaya çıkan yansıtıcı bilinç kavramı da James’in romanlarının belirleyicisi. James’te hikayeler bugün bile tartışılan tanrısal yöntemdeki gibi yazar-anlatıcı tarafından üçüncü kişi zamiri kullanılarak anlatılır. Aralarında en ünlü romanı “Bir Kadının Portresi” başta olmak üzere, “The American”, Yürek Burgusu”, “Yalancı, Daisy Miller” gibi kitaplarından alıntılarla James’ın üslup, içerik anlayışını da anlatıyor Ünal Aytür.

KURMACANIN RETORİĞİ

Bu kitabı aldığımda, aslında içinde Henry James’i de bulacağımı bilmiyordum. Kitabın adı: “Kurmacanın Retoriği.” Roman sanatı üzerine kafa yoran herkesin okumasında büyük yarar göreceği “Kurmacanın Retoriği”nin yazarı ise Wayne C. Booth. Metis Yayınevi’in eleştiri kategorisinden çıkan kitabın bir bölümü de Henry James’in eserlerine parelel okuma yapıyor ve onun karakterlerine, üslubuna ve teorik çerçevesine derin bir bakış atıyor. Sonuçta bu uzun soğuk, karlı mart ayından elimde son yıllarında İngiliz vatandaşı olmuş, zengin ve seyyah bir Amerikalı’yı yakından tanımak için üç eser vardı. Ben de üç hakkımı kullandım. Sıra sizde. Ama işe önce “Bir Kadının Portresi”nden başlayın derim.

Henry James kimdir?

1843-1916 yılları arasında yaşamış yaşayan ABD doğumlu Henry James, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında edebiyat eleştirileri, romanlar ve kısa hikâyeleri ile ünlendi. Ana tema olarak insan bilincini işleyen James, hayatın çoğunu Avrupa’da geçirdikten sonra, ölümünden kısa bir süre önce İngiliz vatandaşı oldu. Psikoloji biliminin kurucularından sayılan William James’in kardeşidir. “Washington Meydanı”, “Daisy Miller”, “Yürek Burgusu” ve “Bir Kadının Portresi” gibi klasik eserleri bulunmaktadır.Eserlerinden “Bir Kadının Portresi”nin sinema uyarlamasında ünlü aktrist Nicole Kidman başrolü oynamıştır.Romanlarında çoğunlukla kadına ve kadınların iç dünyalarına göndermelerde bulunmuştur.Eserlerinde resim kullanmayı sevmez.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163