VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
31 Ekim 2009 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Hepimiz Tekinsiziz Aslında
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hepimiz Tekinsiziz Aslında

Sanki kuştüyü bir yatakta yatarmış gibi b.kun içinde uzanan, dönenip duran domuz mutludur.

Altay Öktem

Gösteri toplumunu sağ elinin işaret parmağıyla göstermek yerine ensesinden tuttuğu gibi burnumuza sokan şahsiyet kimdir, diye sorsalar, bir an bile tereddüt etmeden "Chuck Palahniuk"tur" derim.Peki, kendisi bu bitik toplumun dışında mıdır? Kesinlikle hayır. O da çirkefin orta yerine, gösteri toplumunun merkezine kapağı çoktan atmıştır aslında. Kısacası; Palahniuk da gösteri toplumunun bir parçasıdır. Ama olsun!
"Olsun" diyerek Palahniuk"a torpil yapmamın nedeni, onun da aynı bizim gibi pisliğin tam ortasında durduğu halde, durma biçiminin, pisliğin içinde yer alan "diğerleri"ne oranla farklı olmasıdır. Şöyle açıklayabilirim: sanki kuştüyü bir yatakta yatarmış gibi bokun içinde uzanan, dönenip duran domuz mutludur. Bizse, ona bakarken bile yüzümüzü buruştururuz, iğrenir, belki de kusarız. Oysa bok aynı boktur. Ama bir domuzun bok algısıyla bir insanın bok algısı farklıdır. Onu rahat ettiren şey, bizi kusturabilir!
Palahniuk, siyasetçilerin, finansçıların, eğitimcilerin, din adamlarının, hatta çoğu yazarın yaşadığı toplumun içinde, hem de tam ortasında yaşıyor. Hayatı onlarınkinden çok da farklı değil aslında. Ama onları rahat ettiren şey, Palahniuk"u kusturuyor. Biz de onun kustuğu şeye roman diyoruz. Okuyoruz.
Çok da iyi yapıyoruz.
Hatta, hayatta yaptığımız en doğru şey budur, desem, abartmış olmam.
Palahniuk her ne kadar çağımızın en kült yapıtlarından biri olan Dövüş Kulübü"yle tanınmış, haklı bir sükse yapmışsa da, Gösteri Peygamberi"ni, Görünmez Canavarlar"ı, Tıkanma"yı, Ninni"yi, hele de son kitabı Tekinsiz"i okumadan gözlerini bu dünyanın kaosuna kapatıp göçe çıkan hiç kimse, "sahiden yaşadım" diyemez. "Yaşamı sıyırdım geçtim" diyebilir en fazla.
Sadece Dövüş Kulübü"nün dövüşen kahramanları değil, misal, Tıkanma"nın Victor Mancini"si de sağlam bir roman kahramanıdır. Tıp fakültesinden atılma Mancini"nin lokantalarda boğazına yiyecek takılmış numarası yaparak boğulmaya kalkması; kendisini kurtaran kişinin "kurtarılan"a karşı duyduğu sorumluluk sayesinde yolunu bulması bir roman açısından sıra dışı sayılabilir. Ha, mastürbasyon yapamadığı her gün için evine bir kaya getiren ev arkadaşı da marjinal bir tiplemedir. Ama unutulmaması gerekir ki; ev ve araba almak için gecesini gündüzüne katıp deliler gibi çalışan, görünürde televizyondan başka bağımlılığı olmayan normal (yani normlara uygun; başka bir deyişle sıra içi) insanlar da Palahniuk"un kahramanlarından pek farklı değildir aslında. Farkındaysanız, uzaktan izlediğimiz insanların görünüşlerinden söz ediyoruz burada. Daha derine inmeye cesaret edersek, her insanın bilinçaltının bir genelevden farksız olduğunu görürüz!
Yine de hakkını yememek lazım; Tıkanma"nın Mancini"si bir yana, Dövüş Kulübü"nün Tyler Durden"i sadece bir roman kahramanı olma sınırını çoktan aşmış, kallavi bir anti-kahraman olarak "dünya roman kahramanları" sıralamasında ön sıradaki yerlerden birini kapmıştı bile. Tyler Durden"in hayatı, modern insanın tökezlemesinin dışavurumuydu belki de. O yüzden Dövüş Kulübü"nün kurgusu, olay akışı, diyalogları vb. kadar, Dövüş Kulübü"nün içinde olan ama neredeyse ondan bağımsız bir kişiliğe, bir anti-kahramana dönüşmüş olan Tyler Durden"i de ayrıca ele almak gerekiyor. Bir roman kahramanını değil, yaşadığımız çağı anlamak açısından…
Bu sınırlı sayfalara bir Durden güzellemesi sığdıramayacağımıza göre, en azından ona iki satır laf etme şansı tanıyıp Palahniuk"un son romanına, Tekinsiz"e uzanalım…
Sistemin bir handikabı olarak değil de ciddi ciddi hatası olarak görebileceğimiz Tyler Durden"ın bozulan asabı, bize yeterince ipucu veriyor aslında: "Biz tarihin üvey evlatlarıyız; hayatta ne hedefimiz var, ne de yerimiz... Biz ne büyük bir savaş yaşıyoruz, ne de büyük bir buhran... Bizim savaşımız ruh dünyamızla ve bizim büyük buhranımız kendi hayatlarımız. Televizyonla büyütüldük ve bir gün her birimizin milyonerler, film yıldızları ve pop starlar olacağına inandırıldık, ama olmayacağız... Bu gerçeği yavaş yavaş öğreniyoruz ve feci şekilde asabımız bozulmuş durumda!"
Ve şunu söylemeden konuyu kapatmak istemiyorum… Bildiğiniz gibi Dövüş Kulübü"nün iki önemli kuralı vardı:
Kural 1: Dövüş kulübünden kimseye söz etmeyeceksin.
Kural 2: Dövüş kulübünden hiç kimseye söz etmeyeceksin.
Ve yine bildiğiniz gibi, daha Dövüş Kulübü kurulur kurulmaz 1. Kural, kulübün üyeleri artmaya başlar başlamaz da 2. Kural yıkıldı. Peki, bu kural ihlali Tyler Durden"e rağmen mi yoksa Tyler Durden"le beraber mi gerçekleşti? Şunun için soruyorum: Bu sorunun cevabını verebilirsek, hayatımızın geri kalan kısmını bir düzene oturtabiliriz belki. Ama belki!


DİBE VURMAK YENİ YÜKSELME ŞEKLİDİR

Palahniuk"un son romanı Tekinsiz, yazarları inzivaya çağıran bir ilanla başlıyor. Yazarları, başyapıtlarını yazmaktan alıkoyan her şeyi geride bırakmaya, işlerini, ailelerini, evlerini; yani dikkatlerini dağıtan her şeyi üç aylığına askıya almaya çağıran bu ilan sayesinde, özgürce yazabilecekleri güvenli ve huzurlu bir yer bulduklarına inanan yazarlar, sizin de tahmin edeceğiniz gibi, yanlış yaptıklarını çok geçmeden anlarlar. Çok geçmeden anlarlar ama yine de çok geçtir artık!
Öncelikle, birbirlerine isimler verirler. Leydi Çöpçü, Ajan Fitneci, Aziz Bağırsaksız, Yoldaş Huysuz, Bayan Aksırık, İftira Kontu ve diğerleri… Hatalarına, suçlarına, günahlarına istinaden uydurdukları isimlerdir bunlar. Anlatacak birbirinden korkunç, kafa karıştıran, mide bulandırıcı hikâyeleri vardır. Ancak en korkunç hikâye, onları bir araya toplayan adamın kurbanı olduklarını anladıkları anda yazılmaya başlar. Ve hepsi de şöhretler dünyasına kapağı atıp kamera ışıklarını üzerlerine çekmek adına tırnak sökmeyi, penis kesmeyi, insan pişirip yemeyi bile göze almıştır… Ve bence, o ana dek hareketsiz duran bir halka, yeni konukları sayesinde afili bir girdaba dönüşür ve döne döne, hem de her turda bir kat daha aşağı inerek, dibi bulur bizim yazarlar. Deyim yerindeyse; başyapıt yazma adayları!
Peki, konu nasıl gelişiyor? Bu başyapıt yazma adayları sahiden bunu başarıyorlar mı, yoksa ummadıkları bir batağa saplanıp kalıyorlar mı? Elbette bu hassas konulara da değinmek, gazetelerin kitap eki yayınlamaya başlamasından itibaren okurda alışkanlık haline gelen bir beklentiye cevap vermek için kitabı kısaca özetlemem gerekiyor bu aşamada. Bu özet işine girişmemekle birlikte, "alışan" okuru hayal kırıklığına uğratıp tam bir soğuk duş etkisi yaratmamak için, geleneğe sahip çıkıp kitabın arka kapak yazısından alıntı yaptığımı itiraf etmek zorundayım. Evet yaptım. Bu yazıdan etkilenip de Tekinsiz"i satın almaya kalkan olursa, kitabın arka kapağını çevirince bu gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaktır zaten!
Bunları, kitap tanıtım yazısı yazanları eleştirmek için söylemiyorum. Belki de, Tekinsiz"in yazar tayfasında yer alan Mürekkep"in "Toplumda dibe vurmak yeni yükselme şekli" sözüne vurgu yapmak için, öylesine değinmişimdir bu konuya, ne bileyim…
Çok uç şeylerden değil de, hepimizin bildiği ama engellemek için kılını kıpırdatmadığı gerçeklerden söz etmek istiyorum. Tekinsiz"in yazar tayfası yazarak ünlü olamıyor belki; ama öyle bir toplumda yaşıyoruz ki, çek yazıyorsun, ünlü oluyorsun… Gişe yapmış bir filmde bıçaklanıyorsun, ünlü oluyorsun… Opera Yönetim Kurulu"na girmek için de paran olması gerekiyor. Cömert bir bağışta bulunuyorsun, bir bakıyorsun Müze Vakıf Kurulu"nda yerin hazır! Bunların farkına varan Mürekkep, özgürlüğünün kısıtlanmaması için her zaman hareket halinde olması gerektiğini de anlıyor.
Ama hareket bazen öldürür insanı.
Bazen de hareketsizlik!
İşin özü şu: Palahniuk ne derse desin, hepimiz, ama istisnasız hepimiz tekinsiziz aslında. Sadece, bazılarımız bunun farkında değiliz, o kadar.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163