VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
17 Haziran 2013 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Her tatilin kitabı farklı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Her tatilin kitabı farklı

Her tatil bir başkadır. Dolayısıyla her tatilde de okunacak kitap değişir. Tatilinizin içeriğine göre okuyacağınız kitapları listeledik…






MACERA TATİLCİLERİNE

1. İkna


Jane Austen’ın ölümünden önce tamamladığı son romanı olan İkna, yazarın sıkıntılı yıllar geçirdiği Bath kentinde geçen dokunaklı bir aşk hikâyesi üzerine kurulu. Romana adını da veren ‘ikna’, işlenen temel konularından biri. Romanın kahramanı güzel, hassas ve iyi yürekli Anne Elliot, kibirli, para ve mevki düşkünü Sir Walter’ın ortanca kızıdır; 19 yaşındayken nişanlandığı ve sevdiği genç donanma yüzbaşısı Wentworth’ten ayrılması için ailesi genç kızı ikna eder.

Nedeni, yüzbaşının parasız olması ve soylu bir aileden gelmemesidir. Jane Austen yaşadığı toplumu ironik ve sert bir dille eleştirirken, 19. yüzyıl başı İngiltere’sine ve İngiliz orta sınıfının aile, evlilik, servet, mevki konularındaki görüşlerine de geniş bir pencere açıyor.

2. İyi Ki Geldin


Libby Morgan’ın yıllardır tek bir hayali vardır: Büyük iş yükü altında çalıştığı hukuk firmasına ortak olmak. Kariyeri için arkadaşları, evliliği ve aile kurma şansı da dahil olmak üzere her şeyden feragat etmiştir. Patronu onu ofisine çağırdığında, Libby en sonunda güzel haberi alacağını zanneder, fakat sarsıcı gerçek onu beklemektedir: İşten çıkarılmıştır ve tüm hayatını yeni baştan kurmak zorundadır, hem de hiç vakit kaybetmeden.

Bütün uğraşlarına rağmen iş bulamayınca Libby eski arkadaşlarıyla tekrar bağlantı kurar ve öğleden sonralarını da sıcacık bir yüncü dükkânı olan Bir Yumak Mutluluk’ta geçirmeye başlar. Ama olaylar gelişirken, Libby çok sevdiği yeni yaşamını sonsuza kadar değiştirebilecek bir tercih yapmak zorunda kalır. Sıcak bir anlatımı olan “İyi ki Geldin”, yeni başlangıçların vaadi, dostluk ve aşkla dolu bir roman.


3. Kader Kazası


Sıcak bir yaz günü. Kalabalık bir otoyolda. Hayat bir anda değişir. Jonathan, sevgilisi Abi’yle yaptığı kaçamaktan dönen bir doktordur. Karısı, onu bir konferansta sanıyordur. Georgia ise, hayatını değiştirecek bir rolün seçmelerine katılmak için yola çıkmış genç bir oyuncudur.

Dinamik, hırslı ama başarısız bir evliliğin ardından yalnızlık çıkmazında çırpınan, Georgia’nın menajeri Linda. Düğününün yapılacağı mekana doğru, karanlık bir sırla ilerleyen damat Toby ve en yakın arkadaşı Barney.

Elli yıldır görmediği ilk aşkını karşılamak için havaalanına ulaşmaya çalışan Mary. Hepsini biraraya getiren büyük kazayı uzaktan izleyen çiftçi William ve en yakın hastanede çalışan genç ve çekici doktor Emma. Göz açıp kapayana kadar hepsinin yaşamı değişiyor. Hayatlar altüst oluyor, yeni sırlar ortaya çıkıyor, aşklar başlıyor ve bitiyor. Bu korkunç kaza her şeyin sonu mu, yoksa herkes için yepyeni bir hayatın anahtarı mı?



SAKİN TATİLCİLERE

1. Olduğu Kadar Güzeldik


Mahir Ünsal Eriş, sokaktan gelen gürültüyü, bangır bangır Yıldız Tilbe dinleyen evleri resmediyor. Bi’gevezeleşip bi’susanları, “iyi olalım be ne olur” diyenleri, helallik isteyenleri anlatıyor. “Olduğu Kadar Güzeldik”, gazoza doğru çocuklaşan hikâyelerle çağlıyor, zamana dokunuyor. Eriş, hüzünlü mağlupların iyimser yazarı olmaya devam ediyor.






2. Katilin Şahidi


Vedat Kurdel. Özel dedektif. Ortağı Tefo ile birlikte önemli cinayet vakalarının çözümüne imzasını gururla attı. Şimdilerde boynuzlu eşler hayrına sokak arşınlıyor. Sıkkın. 31 Aralık 2011 akşamı, çöpçatanlık kokan bir yılbaşı gecesi geçirmek üzere elinde hindi, asansör çalışmadığı için merdivenlerden inerken kafası karışık. Derken dört el silah sesi... Hayat böyledir işte. Doğru zamanda doğru yerde bulursunuz kendinizi ya da doğru zaman ve doğru yer sizi bulur... Sesler hemen şu daireden geldi. İçerde vücuduna istavroz şeklinde nişan alınmış kurban yatıyor.

Katil içeride değil, kapıdan çıkmadığına bizzat Vedat şahit. Katil nerede? Polisin gelmesiyle birlikte apartmana giriş çıkışlar kapatılır ve yılbaşı gecesi olması dolayısıyla da anlam taşıyan Papaz Kaçtı partisi başlar... Vedat kafasında kuyrukları birbirine isabet etmeyen tilkilerle,

Tefo ise rasyonalize etmedeki ustalığıyla bu macerayı felsefi sorgulamalarla dolu, gündelik hayata ve insan doğasına göndermeler yapan, mizah dolu bir polisiye şenliğe dönüştürüyor.

Algan Sezgintüredi, dile hakimiyet konusunda kendine ait bir yerde duruyor. Bu meziyetini çok cana yakın ve inanılır karakterleri, sağlam olay örgüsü ve esprisiyle birleştirince, "Katilin..." diye başlayan dizisi de kendine ait bir yerde duruyor. Ama benim için Vedat ile Tevfikin maceralarını asıl vazgeçilmez yapan, Alganın dil ustalığına ve cüretkârlığına eşlik eden enfes çağrışımlarıdır... Okumuş muydunuz?


3. Babamı Beklerken


Balyoz davası bu defa başka bir yönüyle kitaplaştırıldı. Davanın kendisi kadar dışarıda sanık yakınlarının verdiği mücadele ve hepsinin birbirinden ilginç hikayesi de dikkat çekmişti. Vatan Gazetesi İstihbarat ve Haber Araştırma Şefi gazeteci-yazar Burak Bilge ile psikolog Pelin Çınar, bu hikayeleri kitap haline getirdi. “Babamı Beklerken”, ismiyle Kaynak Yayınları’ndan çıkan kitapta 8 ayrı baba-kız hikayesi yer alıyor.

Emekli Orgeneral Ergin Saygun ile kızı Ece, Emekli Korgeneral Hayri Güner ve kızı Eser, Emekli Korgeneral Engin Alan ile kızı Tülin, Emekli Korgeneral Metin Yavuz Yalçın ile kızı Deniz, Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ile kızı İlkem, Emekli Tuğamiral Cem Aziz Çakmak ile kızı Tuğçe, Kurmay Albay Hasan Basri Aslan ile kızı Melis ve Kurmay Albay Dursun Çiçek ile kızı İrem’in hikayesi kitabı duygusal kılıyor. Şehirden şehre sürülen hayatlar, bitmek bilmeyen ayrılıklar, sabahlara kadar endişeli bekleyişler, umut ve gözyaşı bu hikayelerde bulunuyor. Hikayenin kahramanları bazen aylarca haber alamadıkları babalarının dönüşünü iskelede bekliyor. Bazen beyaz gelinliğiyle cezaevine gidiyor. Kitabın içerisinde hayat öykülerini anlatan çok özel fotoğrafların yanı sıra babaların kızlarına yazdığı mektuplar da yer alıyor. Kitapta Balyoz davasıyla ilgili iddialar, savunmalar veya dijital araştırmalar yer almıyor.


4. Jean ve Gino’ya Mektuplar 1963-1994

Bilge Karasu’nun 1964 -1994 yılları arasında dostları Jean Nicolas ve Gino Harsh’a gönderdiği, bazen elle bazen de daktiloyla yazdığı Fransızca mektuplar.

Alain Mascarou, hem Fransızca hem de Türkçe (sol sayfa Fransızca, sağ sayfa Türkçe) hazırlanan kitabın girişinde yazdığı yazısında “Pascal Quignard, Paris’in yedinci bölgesinin, fanatizmden uzak arkadaşlık ve sosyallik geliştirmek için en elverişli çevre olduğunu düşünür. Beaune ve Lille sokakları kavşağından geçen sokaklardan biri, bu önermeyi, şüphesiz, resmetmektedir. Bilge Karasu Hôtel de Lille’de, aynı adlı sokakta 40 numarada kiracıydı; 1963’ün karlı şubatında, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı’nın ilk sayfalarını orada yazdı. Birkaç ay sonra, güneşli bir 14 Temmuz günü, aynı otelde kalan Amerikalı bir arkadaş aracılığıyla, Lille Sokağı no. 33’teki evlerinde, Jean ve Gino’yla tanıştı. Noel’de Bilge’nin Roma’dan gönderdiği kartpostal otuz yıla yayılacak bir mektuplaşmanın başlangıcı olacaktı” diyor.

Bilge Karasu, binlerce mektup yazdı yüksünmeden; yazın, sanat, kültür alanındaki dostlarına gönlünü, zihnini açtı. Bilenler bilir, evinin kapısı hep açıktı... Müzik, resim, sinema, tiyatro, filoloji, arkeoloji, kısaca kültür-sanatın her dalına coşkuyla, tutkuyla sarılmıştı. İşte o nedenle, anlatılarıyla, denemeleriyle yetinmeden, mektuplarını da bu gözle okumalı.


GEZGİN TATİLCİLERE

1. Pedalımda 5 Ülke

Bir hayal, iki öğretmen, beş ülke, onlarca şehir, yüzlerce köy, binlerce renk, doku, tat, festival, milyonlarca pedal, milyarlarca insan. Gezi tecrübeleriyle ilgili yeni ve özgün bir şey söylemek ne kadar zor. Avcı toplayıcı ilk insandan, konargöçer atalarımıza, İbni Batuta'ya, Marco Polo'ya, Evliya Çelebi'den modern gezginlere kadar binlerce seyahatname yazarı, içlerindeki coşkuyu, yolda olmalarının nedenini ve yaşadıkları olağanüstü anları ne derece kelimelere dökebilmiştir. Shakespeare'in dediği üzere "Hayat bir oyun sahnesi!"

Bu satırların sahibi İnci ve Soner Sarıhan çifti bu sahnede figüran olmak yerine başrolde oynamayı ve uzun metraj bir yol filmi çekmeyi tercih etti. 2005 yılında aldıkları radikal bir kararla tüketim çılgınlığına biraz olsun ara verip Dünya'ya olan borçlarını ödemek için ulaşım araçlarının en masumu olan bisikletle yollara düştüler. Sarıhan çifti'nin Denizli-Muğla-Antalya seyahati ile başlayan bisiklet seyyahlığı, 2006'daki Karadeniz turunun ardından 2007 yılında Türkiye'den Nepal'e uzanan masalsı bir maceraya dönüştü. Bu yolculuğun yarattığı dönüşüm “Pedalımda 5 Ülke”yle somutlaşıyor.

2008'de Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa hattına uzanan hikâyeleri, 2009'da aralarına katılan ve bugün Minik Gezgin olarak tanıdığımız Tibet Çınar'la daha da zenginleşti. Minik Gezgin henüz 22 aylıkken Orta Avrupa'da 3486 kilometrelik bir rotayı anne-babasıyla birlikte kat etti. 2012'de Hollanda'dan yola çıkan bisikletsever aile, 3660 km. boyunca 10 ülkeyi kapsayan bir serüvene imza attı. Bu hikâyeler yeni kitaplarda okuruyla buluşacak!


2. Aktif Umut

Umut”, yumuşak ama boyun eğmez bir şekilde, bizleri zamanımızın büyük macerasına katılmaya çağırıyor. Joanna ve Chris, yirmi birinci yüzyıldaki derin ve insanın bütün ruhuyla koyulacağı sosyal hareket için gereken manevi yolu tasarlamış.
Karşı karşıya olduğumuz sorunlar, hakkında düşünmek bile istemeyeceğimiz kadar zorlu olabilir. İklim değişimi, petrolün tükenmesi, ekonomik çalkantılar ve türlerin toplu yok olması bir araya geldiğinde, kahredici ve acil bir durum yaratmaktadır. Aktif Umut bu krizle yüzleşmek ve umulmadık bir direnç ve yaratıcı güçle bu duruma tepki gösterebilmek için kapasitemizi nasıl artırabileceğimizi gösteriyor. Sürdürülebilirlik, çevrecilik, yeni ekonomi yahut sosyal adalet hareketleri içindeki çalışmalarının başarısı konusunda kaygı duyan herkes için, bu kitap bir rehber ve ilaç olacaktır.
Sunulan rehberlikle; ne korku, umutsuzluk ne de belirsizliğin bizi engellemesi için uğraşılarımıza nasıl sadık kalacağımızı öğreniyoruz.



ÇILGIN TATİLCİLERE

1. Ev Sahibi


Gazeteci-yazar Onur Baştürk, 12 şehir hikayesinin yer aldığı ilk kitabı "Uydurukçu"dan sonra bu kez sonuna dek soluk soluğa okunacak gizemli bir romanla karşınızda. “Ev Sahibi”, 21. yüzyılın modern insanına naif gelecek türden saf bir aşka, ama aynı profile hiç de tuhaf gelmeyecek "Ana Yemek" adı verilen bir seks partisine şahit ederek okuyucu şaşırtıyor. Ve hiçbir şeyin tesadüf olmadığının acı/tatlı gerçeğiyle baş başa bırakıyor.





2. Siz Uyurken


Geceleri pek çoğunuz yataklarınızda mışıl mışıl uyurken, Esin Övet İstanbul gecelerine daldı ve hiçbirimizin tanımadığı -belki de herkesin tanıdığı- insanların ilginç hikâyelerini eğlenceli ve akıcı bir dille anlattı bizlere.








KÜLTÜR TATİLCİLERİNE

1. Bir Başvekil Sevdim


Gazeteci, yazar Melike İlgün’ün Kemal’e Eren Kadınlar ve Enver Paşa’nın Sultanı adlı kitaplarından sonra yeni romanı Bir Başvekil Sevdim Alfa Yayınları’ndan çıktı. Yasak aşkı ünlü opera sanatçısı Ayhan Aydan’ın gözünden Adnan Menderes, Demokrat Parti ve 27 Mayıs İhtilali... Yazar Melike İlgün bu kitabında, Türkiye siyasi tarihinde önemli rol oynamış ve derin izler bırakmış Başvekil Adnan Menderes’in 10 sene devam eden iktidarına ve idamına aşkın penceresinden bakıyor. İlgün kitabında Ayhan Aydan’ın yaşadığı onca acıya, kaybettiği bebeğine, uğradığı ihanete rağmen aşkına nasıl sahip çıktığını anlatıyor.


2. Fatih Akın: Sinema Benim Memleketim


Çekmek boks yapmak gibidir. Önemli olan gücü dengeli kullanmak, taktik ve zamanlamadır”. Fatih Akın, “Kısa ve Acısız”, “Temmuz’da”, “Solino”, “Duvara Karşı”, “Yaşamın Kıyısında”, “Soul Kitchen” gibi filmleriyle uluslararası festivallerde geniş yankı yaratan dünyaca ünlü Türk-Alman yönetmen Fatih Akın, başlangıçtan itibaren sinema yaşamının öyküsünü aktarıyor “Sinema, Benim Memleketim”de. Fakat kitap, yalnızca sinemadan söz etmiyor elinizdeki kitap. Gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak Akın’ın Hamburg’daki ilk gençlik yılları, üyesi olduğu çeteler ve aile üyeleri hakkında da ilginç hikâyeler anlatılıyor. Sinema, Benim Memleketim, sinema tarihinde macera dolu, zevklive öğretici bir yolculuğa çıkmak isteyenler, yedinci sanattan vatanlarıymış gibi söz edenler için...




Paylaş