VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Herkes kendi rengini mi reddeder?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Herkes kendi rengini mi reddeder?

Emekliliğini istemiş bir cinayet büro komiseri on yıl öncesine döner ve üstünü kapatmak zorunda kaldığı bir davayı tekrar hatırlar. Okur, roman kahramanı ile birlikte 2000’lerin ilk yıllarına döner ve komiserin itiraflarıyla birlikte katilin izini sürer.

ÖZEN YULA



Ahmet Karcılılar özellikle “Yağmur Hüznü”, “Akrep ile Semender”, “Fotoğraf Hikâyeleri” adlı yapıtlarıyla kendine edebiyatımızda farklı bir yol açan önemli bir romancıdır. Bütün kitaplarını okuduğum iyi bir edebiyatçıdır aynı zamanda. Özellikle “Fotoğraf Hikâyeleri” adlı yapıtındaki renklilik ve çok farklı devirleri, kişileri ve nesneleri birbirine ustalıkla bağlama yetisiyle Türk edebiyatında özel bir konuma da sahiptir. Son kitabından on iki yıl sonra yeni ve sürprizli bir romanla daha okur karşısına çıktı. “Mavinin Reddi” 2000’li yılların başlarında geçen bir roman.

Romanın kahramanı, Nedim Elermiş adlı bir komiser. Cinayet büro amirliğine atanmak üzereyken emekliliğini ister. Herkes şaşırmıştır. Ama o, yüreğinde on yıllık bir davanın ağırlığını taşımaktadır. Zira on yıl önce kolay olmayan bir karar almış ve bunu uygulayarak bir davanın kapatılmasına neden olmuştur. Sonrasında da hayatını kaldığı yerden sürdürmüş, birçok cinayeti ustalıkla çözmüş, ekipler arasında Ermiş lakabıyla anılmaya başlamıştır. Derken itiraflarına ayrıntılarıyla başlar, okuru on yıl öncesinin Moda semtinde işlenen bir cinayete götürür.

Suç ve ceza
Ressam Fikret Terzi ya da takma adıyla Aryan Terzi evinde ölü bulunmuştur. Ev aynı zamanda zemin katta iki dairenin birleştirilmesinden oluşan bir atölyedir. Kapı içeriden kilitlenmiştir ve anahtarlar da kapının arkasında durmaktadır. Bilmece gibi bir durum söz konusudur. Ressam ise Marat’nın bir tabloda resmedildiği şekilde ölmüştür. Mavi renkten büyülenen Fikret Terzi göğsüne saplanıp çıkmış bir bıçakla küvette Marat gibi yatmaktadır. Bu bir intihar vakasına benzemektedir. Yalnız, dışarıda onu bekleyip ağlamaktan mahvolmuş bir kız vardır. Ukrayna doğumlu Aygece Solenkova, âşık olduğu adamın evinin penceresi önünde oturmuş ağlamaktadır. Bütün gece onu beklemiş, telefonu açması için yalvarmıştır. Telesekretere onlarca mesaj bırakmıştır.

Nedim perişan hâldeki kızın ifadesini alır. Kız, Aryan’ın kendisi yüzünden intihar ettiğini düşünmektedir. Çünkü başka biriyle ilişkiye girmiş gibi davranmıştır. Oysa, o hep Aryan’ı sevmiştir. Sevilen bir ressam olan Aryan Terzi ise, arkadaşlarının ifadesine göre, bir kadın yüzünden kendini öldürecek adam değildir.
Nedim olayı incelerken bilgisayarda bütün sohbet dosyalarının silindiğini fark eder.

Yalnızca “cobaltblue” takma adlı biriyle yapılan son konuşma durmaktadır. Bu sırada bir polis, o gece bir kadını apartmandan çıkarken gördüğünü söyleyen bir komşudan bahseder. Nedim işi sıkı tutmaya karar verir. Bilişimdeki bir polisin de desteğini alarak bilgisayara gelen mesajın IP adresini bulur. Sonra o bilgisayarın bağlantıya geçtiği kafeye gider. Maç günü her şey karman çormandır zaten şehirde. Kafede inceleme yaptıktan sonra, o bilgisayarın yakınlarda bir yerden yeniden internete bağlandığını öğrenir. Adresi bulup oraya gider. İki üniversite öğrencisinin çöpte buldukları bilgisayarı çalıştırdıklarını görür.

“Cobaltblue”nun konuşmalarından kadının kocasının sanatla ilgilendiğini ve yurt dışına gittiğini, o hafta sonu döneceğini öğrenmiştir. Hemen uçak listelerini inceletir. Duruma uyan yaş gruplarındaki adamların adreslerine bakar. Nihayet hedefe varmıştır: Sumru Hasçeri.
Durum böyle gelişirken okur, 2000’li yılların başındaki Moda’dan, Anadolu yakasından izler bulur romanda. On yıl aradan sonra Nedim Elermiş’in itiraflarıyla olay başka bir boyuta taşınır. Bu da komiserin suç ve ceza kavramlarına bakışını anlatır.

Öte yandan bu anlatı esnasında Nedim Elermiş’in özel hayatına da tanıklık ederiz. Bir zamanlar âşık olduğu Ridade adlı bir kadın figürü çıkar karşımıza. Ama daha sonra cinsellikle ilgili farklı istekleriyle Nedim’i şaşırtan ve kendinden uzaklaştıran bir kadındır Ridade. Romandaki kadınlara bakınca, aslında Ridade’yi andıran veya onunla kıyaslayarak çıkarımlarda bulunduğu kadınlar vardır.

Vazgeçmiş kadınlar
Romanın bütün kadınları özel hayatları sırlarla örülü, bir yüzlerini kolayca gösterirken diğer yüzlerini saklayan, oyunbaz, erkeği çeşitli hüner gösterileriyle alt eden kadınlardır. Bu kadınlar erkeği kendi oyuncağına dönüştürmeye çalışır, bunu başaramayınca da kaybederler. Kaybetmeyi sevmezler. Ama bütün kırılgan ve dişi görünümlerine rağmen bir taraftan da çok dayanıklı ve kendilerince planları ve amaçları olan kadınlardır. Bu sayede de erkekler yıkılırken ya da yıkılma ihtimali taşırken, kadınlar bütün kırgınlıklarıyla çok daha güçlü durabilmektedirler. Güçlü olmak için bazen küçük üçkâğıtlara bazen daha büyük ve ölümcül planlara ihtiyaçları vardır. Ezcümle romandaki kadınlar kolay kolay vazgeçilmeyecek ölçüde derin ve esrarlı güzelliklere sahip ve romanın başkişisini derinden etkileyen özellikler taşıyan vazgeçmiş kadınlardır.

Roman bağlamında yazarın bize kurduğu oyunlarla karşı karşıya kalırız. Nedim, sonuca ulaşmasını, rastlantı sayılabilecek birtakım çıkarımlarına borçludur. Kendine ait listeler çıkarttırır. Mantıklı ama rastlantısal saptamalarla yola devam eder. Beklemediği bir noktada da sonuca ulaşır. Cinayet ve cinayetin çözümü tamamen rastlantısal kurgularla gerçekleşir. Komiser de bu özelliği araştırma sürecinde birkaç kez vurgular. Bu kurgusallık aynı zamanda komiserin mesleği ile ilgili hayvani içgüdüsünü ortaya koymak amacıyla yinelenir. Ama komiser aynı zamanda edilgen bir kimlik sergiler roman boyunca. Bildiğinden şaşmaz. Kendi özünde dürüst, etliye sütlüye karışmayan, hayatın kendisi üzerinde yaptığı tahribata bakıp yoluna devam eden bir adamdır.
“Mavinin Reddi” okuması keyif veren, şiddet kadar zekâ da içeren bir roman. Bir adamın iç dünyası, tanık olduğu kurbanlar ve şüphelilerin dünyasıyla koşutluklar taşıyacak özellikte kurulmuş. Bu arada polisin iç dünyasına, kendi aralarındaki ilişkilere bir uzak bakış açısı var romanda.
Bir de unutmamalı ki, bir renk kendini reddettiğinde ancak kendi olabilir. Romanın metaforu da Nedim Elermiş’te değil, edebiyatın özünde şekillenir. Roman ancak kendini reddettiği zaman roman olabilir.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163