VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
10 Mayıs 2009 Pazar | Anasayfa > Haberler > Hiç kimse sevemez seni ben gibi...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hiç kimse sevemez seni ben gibi...

Mikayil Dilbaz""ın “Çöl Resimleri” aşkı uğruna değersizleşen bir adamın hikayesini anlatıyor.

Melis Hansoylu

Mikayil Dilbaz yaşanılan olayları kişiselleştirerek ele aldığı “Çöl Resimleri” romanında kararsızlığın hüküm sürdüğü bireylerin, etkileşim halinde oldukları diğer insanlar üzerinde zorlayıcı etkilerini irdelerken aşkı uğruna kararlı bir yol izleyen Musa’nın giderek değersizleşmesini anlatıyor.

Tek düzeliği, sıradanlığı ifade eder çöl; aynı zamanda uçsuz bucaksız hayalleri, ümitleri... Sanırım kimse çölde yaşam sürmek istemez, istese bile doğa kanunu buna izin vermez, koskoca bir vahanın ortasında yitip gider insanoğlu... 2006 yılında yayınladığı “Yol” kitabıyla okurlara kendini tanıtan Mikayil Dilbaz sıradan gibi görünen durumların arka planındaki içselliği dışavurduğu “Çöl Resimleri”nde “duygusallığın hakkını vermeye çalıştığını” söylüyor.

Dilbaz 6-7 ay gibi bir sürede tamamladığı kitabını Erneste Cardenal’in bir şiirinde dediği gibi “Ben bir başka kadını sevebilirim sen gibi/ Fakat hiç kimse sevemez seni ben gibi...” fikrinin etkisinde yazdığını anlatıyor.

İÇ DÜNYAYA YOLCULUK
Bir önceki “Yol” romanında yolların hayatlar ve düşünceler üzerindeki birleştirici ve ayırıcı etkisini vurgulayan yazar “Çöl Resimleri”nde kendi iç dünyasına ve yakın çevresine yöneliyor: “Kitabın konusunun izdüşümünü, yakın çevremden bir arkadaşımın yaşadığı bir ilişkinin feyzinden kaynaklandığını söyleyebilirim.”

“Çöl Resimleri”, Musa ve Banu’yu anlatırken Musa’nın iç dünyasına girmemize aynı zamanda Musa’nın iç benliğini keşfetmeye çalışmasına götürüyor bizi... Mikayil Dilbaz romanın kahramanlarının çözümlemesini şöyle yapıyor: “Banu’nun iki insan arasında seçim yapmasından ziyade burada önemli olan Musa’nın kendisinin ne yapacağıdır. Çünkü Musa aşkı için mücadele ediyor, seviyor, ağlıyor ama Banu devamlı bir ikilem içinde. Anlaşılan bizim Musa, hak ettiğinden fazla değer veriyor Banu’ya. Dolayısıyla bu durum da bizi Musa’nın iç dünyasına götürüyor.”

Romanda şiirsel bir anlatım kullanan yazar bunun nedenini de duygusal yapısına bağlıyor: “Duygularını hemen dışa vuran bir yapım var. Bunu iki yolla yapıyorum. Birincisi, davranışsal olarak, ikincisi; yazarak. Yazarak duygularımı dışa vurduğumda adeta olayı tekrar yaşıyorum. Bu da bende içtenlikle beraber şiirsel bir anlatım tarzı yarattı. Bu tarz, iyi mi oldu kötü mü oldu bilmiyorum. Takdir okurun.”

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam