VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
29 Ocak 2010 Cuma | Anasayfa > Haberler > İğne deliğinden geçen yalnız hayatlar...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İğne deliğinden geçen yalnız hayatlar...

Güne yalnız başlayanların kitabı:İğne

Belma Akçura

Yalnız yaşayan insanların "yalnızlık" duygusu; tutkuyla, aşkla, hayatla kurduğu ilişki biçiminden beslenir aslında... Bazı erkeklerin aynı anda birçok kadını idare etme halleri bana hep cüce kalarak yaşlanmış erkekleri, bu erkekler için ağlayan kadınlarda palyaçoları hatırlatır...

İkisi de hüzünlü bir hikâyedir aslında... Dolayısıyla hayatlarını "kalabalık" yaşayan erkekleri, tutkusuz yalnız yaşayan ama elbet bir gün "büyük tutkulu bir aşk" gelip bizim kapımızı da çalar beklentisindeki kadınlardan daha trajik buluyorum...

Fatma Belgin"in "‹ğne" adlı kitabı böyle bir trajedinin kapılarını aralıyor... Kitabı okurken her defasında aynı soru gelip sizi yakalıyor: "Bir kadın beğendiği erkeklerden istediği cevapları alamadığı için mi yalnızdırış"

Belgin"in roman kurgusu; kimi istediğinizi biliyorsanız ve gerçekten sevmişseniz evet yalnız kalırsınız açıklamasının çok üzerinde. Çünkü romanın kahramanları sadece bir kadın bir erkek üzerinden yalnızlığı anlatmıyor aslında... Bazı kadınlar ve erkekleri anlatıyor... Yalnız yaşıyormuş gibi görünen ama asla "yalnız" kalmayanların ıssızlığı üzerine...

Ya da fettan, fırıldak kadınlar ve bunlarla avunan içi boş erkekler yüzünden dönüp dolaşıp yalnız kalan, yalnız bırakıldıklarını düşünen kadınların kendi elleriyle yalnızlıklarını nasıl çoğalttıkları üzerine...

DOĞRU ERKEK MESELESİ...
Romanın kahramanı Leyla gibi... Belgin"in romandaki başarısı da burada... Çünkü daha romanın başında yalnız yaşamanın estetik kaygılarla bilenmiş bir duruşu, derinliği, kendine has bir çoksesliliğine henüz sahip olmayan bir kadınla bizi tanıştırıyor... Bu kadının gerçekte giderek insanı ıssızlaştıran arayışları size yazılmayanı düşündürüyor. Böylece meselenin aslında, bitiremediği bir aşk hikâyesi yüzünden yalnızlığıyla başa çıkmaya çalışan bir kadının hikâyesinden ibaret olmadığını anlıyorsunuz...

Dünyada iletişim araçları arttıkça tuhaftır kadın erkek fark etmez insanların aslında giderek daha çok yalnızlaştıklarına tanık oluyorsunuz; Hemen herkesin evinde, elinin altında bir bilgisayar, bir cep telefonu, bir şişme bebek... Hemen yanındaki kişiyle değil, iletişim ağları üzerinden başkalarıyla ya da kendileriyle konuşmayı tercih eden kalabalıkların güne yalnız başlayanlarının sayısının giderek arttığını hissediyorsunuz... Sizin gibi benim gibi... Leyla gibi... Bu da bence en tehlikeli yalnızlık!... Yoksa mutlu olup olmamanın tek başına yaşayıp yaşamamakla bir doğru erkeği ya da kadını bulup bulmamakla ilgisi yok...

TEK BAşINIZA DEĞİLSİNİZ
Roman; hayatı birbirine dokunmadan, göz göze gelmeden, hissetmeden, beraberlikleri hesap kitap meselesi haline getirerek yaşayanlardan tutkulu sevmenin nasıl bir şey olduğunu unutmak istemeyenlere doğru yol alıyor...

Eğer sizde güne yalnız başlayanlardansanız, gece yatağa başınızı koyunca eski yaralar, ıssızlığınız gelip yine sizi bulacak diye hâlâ ödünüz kopuyorsa bu kitap size yalnızlığın karşılığının tekleşmek, tek başına yaşamak olmadığını fısıldayacak... Kitabın kahramanı gibi yalnızlıktan dibe vursanız bile o karanlıkta iğne deliğinden geçebilirsiniz... Ya kendi ellerinizle kendinizi büyütüp, kendinize çiçekler alarak bunu yapacaksınız ya da kitaptaki ses gibi; bir ilişkiyi başlatmak için nedenleriniz varsa bitirmek içinde her zaman bir neden bulunabileceğini bileceksiniz...

Edebiyat dünyasına ilk kitabıyla katılan Sabah Gazetesi"nin Günaydın Eki Yazı işleri Müdürü Fatma Belgin"in roman kahramanının dediği gibi "... Araf"ta takılı kaldım. Zamanın geçişini izlemeye başladığımı görmek belki alışkanlık yarattı. Alışkanlıklarımdan kurtulmamak da en kötü alışkanlığımdı..." dememek için...

Paylaş