VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Eylül 2010 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > İki adam, iki teşkilat ve bir derin devlet!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İki adam, iki teşkilat ve bir derin devlet!

Belma Akçura “Teşkilatı Adamları”nda iki kişi üzerinden gündemi meşgul eden soruları cevaplıyor. İlki; Mehmet Eymür. Diğeri ise Hanefi Avcı...

Yonca Boztunalı

İki adam...
Biri Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan... Diğeri Emniyet Teşkilatı’ndan...
İkisi de yıllarca Türkiye’yi abluka altına alan derin devlet ilişkilerini
anlattı. Susurluk kazasından hemen sonra çete iddialarını araştırmak için kurulan komisyonlarda ifade verip, açılan davaların en önemli iki tanığı oldular... Böylece Türkiye’nin derin devlet ilişkilerini hem rapor ettiler, hem de deşifre...
Hatta bu tanıklıkları sırasında, mevcut oluşumu, kendilerinin de içinde bulunduğu teşkilatı, teşkilatlar arası yaşanan çatışmaları kamuoyuna anlatırken, işi birbirlerini suçlamaya kadar da vardırdılar...
Bu teşkilatların; biri sahte pasaport vermişse, diğeri sahte belge hazırlamıştı. Biri silah vermişse, diğeri öldürmüş. Biri bu yasa dışı oluşumlar içerisinde yer alanların ceza almasına engel olmuşsa, diğeri kaçmasına yardımcı olmuş... Sonunda işin mahiyetinin büyüklüğü, birbirlerini hedef alan iddiaları da yargıya taşımalarına kadar uzadı...
Biri bir dönem Aydınlıkçı’ların başını çektiği sol örgütlere yönelik yaptığı operasyonlara, diğeri devlet içerisindeki gizli bir yapılanmada yer alan bir grup askere işaret etti... Bu yüzden ikisi de bu grup ve örgütlerin hatta devletin kurumlarının ortak hedefi olmaktan kurtulamadı.
Biri devlet sırlarını, gizli bilgilerini açıklamaktan yargılandı, hapse girdi, diğeri devletin zirvesinde alınan kararlarla önce işinden alındı, emekliliğe zorlandı, olmadı, yurt dışına gitti.
Buna rağmen biri “Beni yıldıramazlar” diyerek cezaevinden, diğeri “Devletle işim bitti” diyerek yurt dışında kurduğu bir web sitesinden derin devlet oluşumlarıyla ilgili iddialarını sürdürdü.
Bu kişiler kim mi? Elbette tanıyorsunuz. Biri Milli İstihbarat Teşkilatı Kontterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür... Diğeri eski İstihbarat Daire Başkanı ve Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ...
İlginçtir; “derin devlet”in bu iki önemli tanığı yıllar sonra Susurluk’un devamı sayılan ve halen sürmekte olan Ergenekon davalarının da yine iki önemli tanığı olarak karşımıza çıktı.”
İşte Belma Akçura yeni kitabı “Teşkilatın Adamları”na böyle giriyor... Akçura kitabında aynı zamanda çeşitli röportajlara yer veriyor.
Hanefi Avcı ile kendisini, nasıl değiştiğini, görev yaptığı yılları, bugün derin devlet gibi yapılanmaların olup olmadığını, Mehmet Eymür ile Ergenekon’u, yıllarca kendisine CIA ajanı diyen ancak bugün Ergenekon davasının sanığı durumundaki Aydınlıkçılar’ı soruyor. ... Akçura kitabında bir de askere yer veriyor... “İsimsiz” bir askerle yaptığı röportajda ise “darbe” planlarıyla gündeme gelen ıslak imza, ihbar mektuplarına yer veriyor.

BİRİ BİZİ İZLİYOR BİRİ DİNLİYOR, BİRİ FİŞLİYOR
Akçura “Bu kitabı yazmak için birçok nedenim var” diyor ve bunları şöyle sıralıyor: “Birincisi yıllardır birileri hem bizi hem de kendi kurumlarını hizaya getirmek için ya izliyor, ya dinliyor, ya da fişliyor. Herkes biliyor ki; Teşkilatlar hem kendi içinde hem de birbirleriyle dün olduğu gibi bugün de kavgalı... Geçmişte bunun sayısız örneğini yaşadık. Örneğin Susurluk döneminde Hanefi Avcı bazı iddialarda bulununca Mehmet Eymür kendisine dava açtı; ‘Telefonlarımı dinliyor’ diye... Yıllar sonra bu kez Hanefi Avcı kendi kurumundan aynı gerekçeyle şikâyetçi oldu...
Kitabı yazmamdaki ikinci önemli neden Ergenekon davasında adı geçen bazı sanıklar, iddianamede bir döneme tanıklık eden Hanefi Avcı ve Mehmet Eymür’ün tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulmasında önce karşı çıktı. Hatta ikisini de ‘Ergenekon’un mimarları’ olmakla suçladı... Oysa Avcı ve Eymür’ün tanıklığı onların bu davalara ‘mesafeli” ve ‘temkinli’ yaklaştıkları gerçeğini değiştirmiyor. Avcı, Ergenekon soruşturmalarına yönelik kuşkularını dile getirirken, Mehmet Eymür, ‘Ergenekon konusundaki bilgim verdiğim ifadeyle sınırlıdır’ diyor.
Eymür, Ergenekon davasının sanığı özellikle Aydınlıkçı’ların kendisini her duruşmada hedef haline getirdiklerini kendilerine ulusalcı diyen bu grubun yabancı istihbarat örgütleriyle ne tür ilişkiler içerisinde olduklarını anlatan bir yazı kaleme aldı ve bunu da yargıçlara gönderdi. Hanefi Avcı ise Emniyet Teşkilatı içerisinde yer alan bir grup polisi ve bu soruşturmalar da hukuka uygun davranılmadığını iddia ederek bir kitap yazdı ve işin rengini değiştirdi.
Kitabı yazmamdaki üçüncü neden ise Susurluk olaylarının tanığı iki kişi Hanefi Avcı ve Mehmet Eymür yıllarca birbirileri hakkında da çeşitli iddialarda bulundular. O dönemde Aydınlık Grubu ikisini de ‘hedef’ aldı. Şimdi Aydınlıkçı’ların da yer aldığı Ergenekon davasının bazı sanıkları yıllarca kanlı bıçaklı olduğu bu iki kişiden birinin yazdığı kitabı mahkemeye delil olarak sunuyor, diğerinin tanıklığını ise yeni bir dava konusu yapıyor... Yani gerçekte bu ülkede herkesin sanığıyla tanığıyla hepimizin kafasının aslında nasıl karışık olduğunu anlatmaya çalıştım.

FARKLILAŞARAK BÜYÜYEN TEŞKİLATLAR SAVAŞI
Askere gelince... İzlenimim o ki; Türkiye’de ‘en emeklisi’ bile, hâlâ asker! Hâlâ istihbaratçı! Hâlâ Teşkilatçı... Ama onlar da değişiyor. Bizi birbirimizden fena halde uzaklaştıran, biraz ötekileştiren, kimimizi cellât, kimimizi kurban yapan, dişlerini geçirmiş bu çarkın içerisinde utançtan çıkmanın yollarını arıyorlar. Birbirlerini suçlamadan, birilerine kendini suçlu hissettirmeden, başarısızlıklarını başkalarının üzerine yıkmadan birbirimizden nefret etmeden duvarları yıkmak istiyorlar. Sorun şu ki; Nasıl yıkacağınızı bilmezseniz, nasıl inşa edeceğinizi de bilmezsiniz... Şimdi önümüzde uzun ve çetrefilli bir yol var... Daha derin, daha ağır yaşanacak ama farklılaşarak büyüyen bir teşkilatçılar savaşı var.”

***

AVCI YAZDIĞI KİTABININ TASLAĞINI ÖNCE AKÇURA’YA GÖNDERDİ

Hanefi Avcı tartışma yaratan kitabı piyasaya çıkmadan üç ay önce, kitabının bir bölümünün taslağını Belma Akçura’ya gönderdi. Böylece Akçura henüz kimsenin haberdar olmadığı bu kitaptan hareketle “Teşkilatın Adamları”nda yer alan Hanefi Avcı röportajını yapmaya karar verdi.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam