VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
04 Şubat 2011 Cuma | Anasayfa > Haberler > İki dil tartışmasına farklı bir bakış:Devlet dersinde öldürüldü!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İki dil tartışmasına farklı bir bakış:Devlet dersinde öldürüldü!

Son günlerde iki dil tartışması tekrar başladı. Tam da bu iki dil tartışmaların ortasında Filiz Aygündüz’ün “Kaç Zil Kaldı Örtmenim?” adlı romanı çıktı. Roman samimi bir dille yazılmış.

Yavuz Ekinci

Ben ilkokulu dilsiz bir öğrenci olarak okudum. Üniversiteyi bitirip öğretmen olarak atandıktan sonra da çok sayıda dilsiz öğrencim oldu. Bu yüzden dilsizliğin ne olduğunu ve daha sonra insanın hayatında ne gibi travmalar neden olduğunu iyi biliyorum. Peki “Bunca yıl neden Kürt çocukları dilsiz büyüyor?”

İşte bu sorunun cevabını bulmak için yıllar önce Fikret Bila, Kenan Evren’le röportaj yaparken ona sorar: “Kürtçeyi neden yasakladınız?” Evren, şöyle cevap verir: “Devlet Başkanı’yken, bir köyde ilkokula gittim. Üçüncü mü, dördüncü sınıfa mı girdim, hatırlamıyorum. Açtım kitabı, oku şunu dedim çocuğa. Kem küm, çocuk okuyamıyor. Dördüncü sınıfa gelmiş, Türkçeyi okuyamıyor. Kızdım. Orada söyledim. Öğretmene döndüm, ‘Dördüncü sınıfa gelmiş, Türkçeyi okuyamıyor, bu nasıl iş?’ dedim. Sonradan anlaşıldı ki, öğretmen de Kürt. Kürtçe yapıyor tedrisatı. Döndüm ve Kürtçe yasağını koyduk.”

...İstanbul’da büyümüş, ülkenin doğusunda olanlardan habersiz, üniversiteyi yeni bitirmiş idealist bir öğretmen, ailesinin itirazlarına rağmen ilk atamayla Diyarbakır’a gider. Ama şehre gelmesiyle birlikte artık o, eskisi gibi hiçbir zaman düşünmeyecek bir devinimin arasına girer. Diyarbakır merkezde çalışmayı beklerken çektiği kurayla herkesin korktuğu ve faili meçhul cinayetlerle ünlü Silvan’a atanır. Roman bu genç öğretmenin Silvan’da yaşadıkları ve algıladıklarının etrafında gelişir.

Genç öğretmen yirmi yaşına kadar öğrendiklerinin tortusuyla Diyarbakır’a geldiği gibi o tortunun bakışlarıyla da Kürtleri, Türkleri, Kürtçeyi, askerleri, çatışmaları anlamaya çalışır.

Romanda her ne kadar bir öğretmenin gözünde “Kürtler, Türkler, dil ve aşk” anlatılsa da aslında altında çok sıkı bir devlet eleştirisini de barındırıyor. Bunun yanında bir Türkün zihninde yatan ve bir Türkün, Kürtleri nasıl gördüğü de zamanla romanda ete kemiğe bürünüyor. Genç ve idealist öğretmen burada hiç beklemediği şekilde Kürt olan Mehmet Bey’e aşık oluyor. Fakat o âşık olurken bile âşık olduğu adamın yani Mehmet Bey’in dünyasını hiçbir şekilde arzulamıyor. Onu seviyor, ona hayran, fakat onu anlamak için hiçbir şekilde çaba sarf etmiyor. Hiçbir şekilde kendini onun dünyasında onun yanında hayal edemiyor.

Kız ile erkek arasındaki ilk ciddi tartışma “Kürt Sorunun” gerginliğiyle başlar... Kız tıpkı devlet algısı gibi Kürtlere ve Kürtçeye kapılarını sonuna kadar kapatmış olarak etrafa bakar. Öyle ki genç, âşık ve idealist öğretmen sınıfındaki o zavallı, o masum o dilsiz çocukların en ufak Kürtçe konuşmalarına aşırı tepki verme hakkını kendinde bulabiliyor. Ve bu tepkileri verirken hiçbir şekilde o çocuklarla empati kurmayı düşünmüyor. Sevdiği adamın dilini, yani Kürtçeyi öğrenmeyi aklından bile geçirmezken İngilizce öğrenmek için İngiltere’ye gitmesi de romandaki başka bir ironidir.

İki dil tartışmaları hâle sürüp gitmektedir. Bu tartışmalar sürerken nice dilsiz çocuk “devlet dersinde öldürülür.” Bugünün olaylarını anlamak için dünü kavramak ve empati geliştirmek gerekir. Çünkü bu günümüz dünde saklıdır. Israrla iki dile ve anadile karşı çıkanların bakması ve okuması gereken bir roman.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163