VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Şubat 2011 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > İki kararıyla dünyanın kaderini değiştiren Büyük Konstantin’in güzel başkenti
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İki kararıyla dünyanın kaderini değiştiren Büyük Konstantin’in güzel başkenti

Radi Dikici’nin “M.S 296-565” yılları arasını kapsayan üçlemesinin ikincisi “Büyük Konstantin, Helena ve Fausta” Konstantin ve yakın çevresini konu alıyor.

Buket Aşçı

Üçlemenin ilk kitabı olan “Theodora” gibi bu kitap da aynı zamanda İstanbul’un tarihini içeriyor. Çünkü Konstantin Doğu Roma’nın başkentini bu güzel şehre taşıyan altı yıl içinde dev eserler inşa ettiren bir imparator. İstanbul’u İstanbul kılan isimlerden biri...
Konstantin’in ayrıca İznik Konsili’ni toplayan, Hıristiyanlığı Roma’nın resmi dini yapan devlet adamı olduğunun da altını çizersek, Radi Dikici’nin kaleme aldığı bu tarihi romanın önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Romanınız Konstantin ile ilgili yazılmış ilk roman ünvanına sahip. Konstantin’i bir roman kahramanı kılacak kadar özel yapan nedir?

İngiliz yazar John J. Norwich Byzantium-The Early Centuries adlı kitabında şöyle yazıyor: “Tarihin hiçbir döneminde ne ondan önce ve ne de ondan sonra imparator, kral ve çar ünvanı ile hüküm sürenler, tam anlamı ile ‘Büyük’ ünvanına onun kadar layık olmamışlardır. Çünkü o, 15 yıl gibi kısa bir süre içinde iki karar alarak bütün dünyanın kaderini değiştirmiştir. Bunlardan ilki, Hıristiyanlığı kabul edip Roma İmparatorluğu’nun resmi dini haline getirmesi, ikincisi, imparatorluğun başkentini Roma’dan, yeniden inşa edilen bir şehre, Byzantium’a (İstanbul) taşıması ve sonraki 16 yüzyıl boyunca şehrin onun ismiyle, Constantinople olarak anılmasıdır. Bu iki karar, onun tarihin en etkili kişisi olduğunu göstermektedir...”

Romanınıza konu aldığınız dönem aynı zamanda Bizans’ın en muhteşem dönemi... Bu dönemin muhteşemliğinin boyutları nedir?

Bunun için yandaki haritaya bakmak yeterlidir. (Roma İmparatorluğu 330 yılı haritası) Konstantin 324 yılında tek başına yönetmeye başladığı imparatorluk bu büyüklükte idi.
Bu dönemde İznik Konsili’in toplandını da görüyoruz. Bu nasıl bir değişim getiriyor?
325 yılında İmparator Konstantin, imparatorlukta ilk defa olarak Hıristiyanlığın esaslarını tespit etmek için, imparatorluğun her tarafından gelecek üst düzey din adamlarını İznik’te Senato Sarayı’nda toplantıya çağırdı. Mayıs 325’te başlayan ve bir ay süren toplantı sonunda onaylanan İznik Akidesi’ni bizzat kendisi okudu. 326 yılında yayınladığı bir emirname ile de Hıristiyanlığı Roma İmparatorluğu’nun resmi dini haline getirmişti.

Tüm bu olayların bizimle yani günümüz Türkiye’si ile olan bağı ise İstanbul. İstanbul bu dönemde nasıl bir şehirdi ve ne tür değişimler geçirdi?

Esasında kitap bir bakıma İstanbul’un tarihini de anlatmakta. M.Ö 657’de ilk yerleşimden sonra Konstantin’e gelene kadar İstanbul küçük bir alanı kaplayan Septimus Severus Surları’nın içinde beş bin nüfuslu bir şehirdi. 324 yılında bu surları yıktıran Konstantin yeni surlar inşa ettirerek 6 yıl içinde olağanüstü eserlerle büyük bir şehir yaratmış ve buna Yeni Roma adını vermişti. Daha sonra onun ismiyle Konstantinople adını alan şehir haline geldi. Bunun için onun dönemindeki İstanbul haritasına bakmamız doğru olacaktır.

BÜTÜN YOLLAR SONUNDA ROMA’YA ÇIKAR

Bugün İstanbul’da dolaşsak Konstantin’den izler bulabilir miyiz?

Ayasofya’nın önünden geçen ve Konstantin tarafından Mesç adıyla inşa edilen Divanyolu Caddesi’ni bizler 1687 yıldan beri kullanıyoruz. Yine hemen Ayasofya’nın hemen karşısında pek de dikkat çekmeyen Million Taşı onun zamanından kalma. Aynı zamanda bu taş, dünyada (0) km noktasını gösteriyordu. Uzaklıklar bu nokta orjin kabul edilerek ölçülüyordu. “Bütün yollar Roma’ya çıkar” sözü bu taş nedeniyle İstanbul için söylenmiştir. Büyük Saray’ın bugün sadece taban mozaikleri var. Yerinde ise Sultanahmet Camii. Konstantin Forum’un en önemli eseri Çemberlitaş ise günüme kadar ulaştı. Aya İrini de Konstantin döneminde inşa edilen ilk kilise. Resmini gördüğünüz Kutsal Havariler Kilisesi’nin yerinde ise bugün Fatih Camii var. Hipodrom’un bugün sadece dış duvarı var. Ancak Konstantin tarafından inşa edilmiş halini görmek mümkün.
Daha birçok eser günümüze kadar ulaşmış.
Kitaba konu olan iki kadın

kahraman var. Bunların özellikleri nelerdir?

Kitabın isminde de yer alan Helena, Konstantin’in annesi olan “İmparatoriçe Helena”dır. Onun iki önemli özelliği var. İlki çok genç yaşlardan itibaren inançlı bir Hıristiyan olması. Yani oğlunu etkilediği şüphesiz. Ancak onu en önemli kılan husus İsa Peygamber’in çarmıha gerildiği Kutsal Haç’ı Kudüs’te bulması. (Bu kutsal haç sonraki yüzyıllarda savaşlara ve bir imparatorluğun yıkılmasına neden olacaktır.) İmparatoriçe Fausta ise Konstantin’in ikinci eşi. Ona üç erkek, iki kız çocuk verdi. Ancak taht sırasında Konstantin’in ilk eşinden olan oğlu Krispus vardı. Fausta, tuzak kurarak oğullarına taht yolunu açmak ister ve tarihin bütün akışını değiştirir.

Konstantin impartorluğun tek hakimi miydi? Yoksa bir iktidar mücadelesi söz konusu oldu mu?

Konstantin imparator olmadan evvel imparatorluğun başkenti İzmit’ti. Ülkenin çok büyük olması nedeniyle, dönemin imparatoru Diokletian üç ayrı imparator daha atayarak yönetimi dörde bölmüştü. Bu bir ayrım değildi. Daima son sözü o söylüyordu. Konstantin’in babası ise İspanya, Fransa ve Britanya’yı yönetiyordu. Konstantin de 305 yılına kadar İzmit’teydi. 306 yılında Britanya’ya döndüğünde babası ölünce yerine o imparator oldu. Dörtlü idare devam etti ve iktidar mücadelesi başladı, bunun üzerine önce kız kardeşinin kocası İmparator Licinius’la diğer iki imparatoru tasfiye etti. 324’de de kayınbiraderi Licinius’u yenerek imparatorluğun tek hakimi oldu.

Konstantin döneminde Bizans’ın saray ve günlük yaşamı nasıldı?

Konstantin hayatı iktidar savaşları nedeniyle, çok değişik saraylarda yaşamakla geçti. Önce York (İngiltere), sırayla Trier ve Arles, Milano, İzmit ve Konstantinople’daki Büyük Saray. Ama küçük olsun büyük olsun bu saraylarda erkek ve kadınların yaşadığı bölümler ayrıydı. Keza çocuklar genellikle annelerinin yakınındaki bölmelerde kalırlardı. Yemekleri genellikle herkes kendi bölümünde yerdi. Temizliğe çok önem verilirdi. Her bölümün kendine has banyosu ve yüzme havuzu vardı. Zaman zaman ziyafet verilmesi gerektiğinde Büyük Saray’ın hemen bitişiğindeki “19 Masalı Yemek Salonu” kullanılıyordu. Ayrıca halkın banyo ihtiyacı için de sarayın hemen yanında büyük bir halk banyosu (Zeuxippos) vardı.

Saray yaşamında kadınların rolü neydi?

12. Konstantin ve dönemin imparatorları bazen eşlerine imparatoriçe unvanı verirdi. Örneğin Konstantin, Fausta ona ilk erkek çocuğu doğurduktan sonra ona bu ünvanı vermişti. Genellikle imparatorlar için anneleri öncelikliydi. Büyük saygı gösteriyorlardı. Törenler nedeniyle yapılan bütün yemeklere kadınlar eşleri ile birlikte katılırdı. Ayrıca çok kere imparator ailesi kadınlar veya erkekler bölümünde bir araya gelip yemek yiyorlardı. Özellikle Roma-Bizans tarihi boyunca kadınların erkek çocuk doğurmaları ve tahtın geleceğini emniyet altına almaları çok önemli idi. Çocuk erkekse doğumdan iki hafta sonra sarayda özel tören yapılırdı. İmparatorluk ailesi kadınlarının giyim merakı ve mücevher tutkusu her zaman öncelikli ve önemli idi.

Roma İmparatorluğu gelişmiş bir siyasi sistemdi. Bugün siyasi ve diğer alanlarda ne tür izlerini görüyoruz?

Konstantin imparatorluğa tek başına hakim olduktan sonra yönetim şeklini değitirdi. Bugünkü yönetim şekline yakın bir sistem kurdu. Bir baş yönetici, sonra dış işlerine, hazineye, posta işlerine, istihbarat işlerine, vergi toplama işlerine ayrı ayrı yöneticiler atadı. Kanunlarda ise bazı değişikler yaptı ama bir sistem yaratmak için fırsatı olmadı. Ancak Senato Sarayı inşa ettirerek Roma Şehri’nde olan senatoyu Konstantinople’a taşıdı. Böylece kanunlar senatoda görülüşülerek kabul edildi.

Paylaş