VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mart 2016 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > İki yalnız bir öykü
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İki yalnız bir öykü

Amerikalı yazar Kent Haruf “Ruhların Sonbaharı”nda 70’li yaşlarını süren bir kadınla erkeğin trajedilerle dolu yalnızlık hikayesini, iç hesaplaşmalar çerçevesinde anlatıyor.

ÖZLEM AKALAN



Roman, ABD’li yazar Kent Haruf’un doğduğu yer olan Colorado’nun hayali Holt Kasabası’nda, 70’li yaşlarını süren bir kadınla erkeğin yalnızlık hikâyesini anlatıyor.

Hemen hüzne kapılmayın çünkü Louis ve Addie, yalnızlıklarını hafifletmek, geçmişlerini anmak ve yaşadıklarını hissetmek için sıra dışı bir anlaşma yapıyorlar. Tam 44 yıldır komşu olan ve birbirlerini çok az tanıyan bu ikili, Addie’nin teklifi üzerine gecelerini birlikte ve aynı yatakta geçiriyor, uyumadan önce sohbet ediyor, el ele tutuşuyor sonunda da büyük bir dostluk kuruyorlar. Sohbetlerinde öğretmen emeklisi Louis’in eşine olan sadakatsizliğini de konuşuyorlar, Addie’nin küçük yaşta trafik kazasında ölen kızını da. Gençken kurdukları hayallere evlendikten sonra nasıl gem vurduklarını da anlatıyorlar birbirlerine, eşlerinin ölümünün üstesinden nasıl geldiklerini de.

SIRADANIN SIRA DIŞILIĞI

Louis’in geceleri Addie’nin evinde geçirmesi kasabada kısa süre içinde dedikodulara yol açıyor. Hatta uzakta yaşayan çocuklarının bile kulağına gidiyor. Ama yaşlı çift aldırmıyor; hatta Holt’taki en ünlü restorana, en kalabalık günde gidip herkesin onları rahatça görebilmesi için ortadaki masaya oturuyorlar. Onlar için önemli olan, hayatlarının sonbaharında, en kötü anıların canlandığı gece saatlerinde yanlarında birinin daha nefes alıp verdiğini hissetmek. Louis’in kızına dediği gibi; “Bu yaşta, bir insanı tanımaya başlamak, ondan hoşlandığını anlamak ve kuruyup gitmediğini, körelmediğini görmek…”

Addie’nin torununun gelmesi, ona arkadaşlık etmesi için barınaktan köpek almaları, dışarıda yenen yemekler, kırlarda yapılan piknik… Bu küçük değişikliklerin Louis ve Addie’nin hayatına kattığı anlam ve mutluluğu kısacık diyaloglarla okur o kadar iyi hissediyor ki, “O yaşlarda keşke onlar kadar mutlu olabilsek” demeden sayfaları çeviremiyorsunuz. Sıcak, samimi, son derece sıradan görünen bir ilişkinin yaşattığı mutlulukla aslında ne denli sıra dışı olduğunu hissettiren bir öykü anlatmış Kent Haruf.

Sıradan insanların günlük hayatlarını anlatmak ve bunu keyifle okutmak zor iş. İçinde büyük felaketler olan hüzünlü bir roman yazmaktan çok daha zor yaşlanmanın, yalnızlığın hüznünü vermek. Aynı şeklide içine cinsellik, irili ufaklı çılgınlıklar, uyuşturucu ya da müthiş bir kariyer ve para katmadan mutluluğu anlatmak da çaba gerektirir. Haruf zoru başarmış; trajediler ya da mucizelerden beslenmeyen unutulmayacak bir hikâye anlatmış.

Romanları hep aynı kurgusal kasabada
geçen,sıradan karakteri anlatan, çocuklara da öykülerinde rol veren Haruf, Los Angeles Times Kitap Ödülü, PEN/Hemingway Vakfı takdirnamesi gibipek çok edebiyat ödülü kazanmış. “Ruhların Sonbaharı”nı kendi sonbaharında hatta ölüm döşeğinde yazan Haruf, bizde henüz yayınlanmayan “Plainsong”, “Eventide” ve “Benediction” romanlarından oluşan ve uzun süre kitap listelerinde bestseller olan üçlemesiyle tanınıyor.

Paylaş

Öyleyse ‘Yaşasın edebiyat!’ Geçen ay Grand Pera Emek Sineması’nda çok önemli bir edebiyat davetine katıldım. Davet önemliydi çünkü,Türk edebiyatının “yaşayan” 50 şairinin/yazarının, kendini, edebiyatını ve hayata bakışını anlattığı “Yüz Yüze Konuşmalar, Yaşayan Edebiyat” projesi tanıtıldı.

Devam