VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
18 Ekim 2018 Perşembe | Anasayfa > Haberler > İlber Ortaylı, Kayseri Kitap Fuarı''nda
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İlber Ortaylı, Kayseri Kitap Fuarı'nda

Ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, onur konuğu olarak davet edildiği 2. Kayseri Kitap Fuarı’nda, sevenleriyle buluştu.











Ortaylı konuşmasında, yakın Türk tarihine dair farklı başlıklarda önemli açıklamalarda bulundu.










Söyleşinin gerçekleştiği 1200 kişi kapasiteli Kadir Has Kültür ve Sanat Merkezi tamamen dolarken, yüzlerce kişi salon dışında kaldı.











“Türkiye adı ırkçı bir yaklaşımla söylenmemiştir”

“Osmanlı Devleti bir devlettir, hanedanın adını taşır. Bütün İslam ülkelerinde ve bütün eski imparatorluklarda olacağı şekilde. Bunlar ya kurulduğu şehrin adını taşırlar Roma İmparatorluğu gibi, yahut hanedanın adını taşırlar Sasaniler, Abbasiler, Emeviler, Selçuklu veyahut Osmanlı. Biz yeni bir çağa intibak ettiğimiz için bize bütün etraf milletler “Türk İmparatorluğu” diyordu. Bunun düpedüz millet adına dönüşmesi biraz zorlamadır. Muhtelif unsurlardan oluştuğumuz için devletin adı böyle çıkmıştır. Yani bir vatandaşlık gibi çıkmıştır. Zaten o imparatorluk parçalandı, geriye Türkler kaldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Türkiye olarak kuruldu ve ondan sonra da Türkiye lafı yerleşti daha Osmanlı İmparatorluğu ortadan kalkmadan. Çünkü çifte idare vardı biliyorsunuz, 1922 Kasım’ına kadar. Ondan sonra da bugünkü Türkiye Devleti adı oldu. Buranın adı ırkçı yaklaşımla söylenmemiştir, bu çok açıktır. Fransa nasıl sadece Frank’ların ülkesi değilse ama herkesi içeriyorsa; hiçbir kimse kalkıp da ‘Vay faşist Fransa’ demiyor, demek ki burada başka bir şey var. Türkiye’de Türk vatandaşlığı ve 1924 Anayasasının ‘Türkler’ kelimesi doğru bir tabirdir, ırkçı bir tabir değildir, bunu size burada arz edeyim, bu çok önemlidir"

“12 adaları Lozan’da vermişiz, bu bir cehalettir”

“Lozan’da süngü nerede bittiyse orayı verirler bize. 12 adaları Lozan’da vermişiz, bu bir cehalettir gidin haritaya bakın. Doğru düzgün tarih okuyun. Lozan’da 12 adaların işi yok, çoktan gitmiş onlar. Londra ve Uşi Antlaşmaları!-‘nda elden gitmiş. İtalya’nın işgali tanınmış, Kuzey Ege Adaları da Yunanistan’a geçmiş. Bunu söyleyenler iki takım; bir tanesi bizde, Allah ıslah etsin, biri de Yunanların uydurukçuları. Musul’u verdik diyorlar. Musul bizim değildi, birinci harbin sonunda Musul’u terk ettik. Halep’i niye verelim biz Halep’te değildik, biz Halep’in kuzeyindeyken mütareke ilan edildi, kaldığımız yer hiçbir şekilde müstahkem bir mevki değildi, derhal Fransa oraya girdi ve ilerledi. Eğer milletin inisiyatifi olmasa Hatay, Maraş, Antep ve Urfa da diğer tarafa geçecekti.

“İsmet Paşa ve Demirel’in uyumu ve anlayışı olmasa, Türkiye 1960’tan sonra feci bir iç çatışmaya girerdi”

“Türkiye’nin çok partili rejime ve demokrasiye girişinde bazı problemler vardır. Ama şunu söyleyeyim; eğer İsmet Paşa’nın başbakanlığı ile Demirel’in ana muhalefet liderliği ve başbakanlığındaki uyuşma ve anlayış olmasa, Türkiye 1960’tan sonra feci bir iç çatışmaya girerdi. Benim yaşımdakiler hatırlar, insanlar birbirine diş bileyip oturuyordu. Uyuşma, demokrasilerde çok önemlidir. İspanya, Yunanistan, Rusya iç harp geçirdi. İspanya’da insanlar birbirinin suratına bakamıyor. Yunanistan ise daha rezilini yaşadı, hala da sıkıntısını yaşıyorlar. Milletin milli kimliğini ve imtiyazını çaldılar. Bütün bu örneklere bakarak şunu görmemiz lazım; Türkiye gibi bir memleket, bu kadar büyük gerilimi, kin ve nefreti, çatışmayı kaldıramaz. Ortadan kalkarız.”

Paylaş