VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mayıs 2013 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > İlginç bir thriller örneği: Akrep Yuvası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İlginç bir thriller örneği: Akrep Yuvası

“Beyoğlu’nda Balıkların Ayak Sesleri” ve “Muhabbet Kuşuna Ağıt” kitaplarının yazarı, Demir Toros’un yeni kitabı, sürpriz finaliyle polisiye romanın tüm özelliklerini taşıyor.

Erol ÜYEPAZARCI

Bu satırların yazarını tanıyanlar bir polisiye roman çokseveri olduğunu iyi bilirler. Polisiye romanın ikinci sınıf edebiyat sayılıp küçümsenmesine isyan olarak ünlü sahaf Sakallı Lütfü -Lütfü Seymen’in tabiriyle- tuğla gibi iki cilt bir kitap da yazmıştır. Kendisi için polisiye roman yazan her yeni yazar bir mutluluk kaynağıdır; onların teşvik edilmesi, özendirilmesi ve ödüllendirilmesi gerektiğine inanır.
Onun ısrarlarıyla Dünya Gazetesi’nin kitap eki editörleri verdikleri diğer ödüller arasına “Yılın En İyi Telif Polisiye Roman Ödülü” konulmasını kabul etmişler ve ilki geçen yıl “Başkomiser Galip” polisiyelerinin yazarı Çağatay Yaşmut’a verilmiştir. Zaten polisiye romanın, edebiyatın kıpır, kıpır capcanlı ve etkileyici bir kolu olduğunu kabul eden; edebiyat tapınağının tutucu gardiyanlarının artık hükmünü yitirmiş “Polisiye roman gerçek edebiyat değildir, bütünüyle popüler edebiyattır” safsatasının geçerli olmadığı ülkelerde neredeyse 60-70 yıldır çok saygın polisiye roman edebiyatı ödülleri vardır ve bu ödüllerin kimlere verildiği o yılın edebiyat aleminde çok tartışılan olayların başında gelir. Örneğin ABD’de “Edgar Ödülleri”, İngiltere’deki “Altın ve Gümüş Hançer Ödülleri”yle yalnızca büyük ustalara verilen “Platin Hançer Ödülü”, Fransızların “Polisiye Roman Büyük Ödülü”, Almanların “Krimepreise” ödülü heyecanla takip ettiğim ve takip ederken artık belli bir düzeyi tutturduğuna inandığım Türk Polisiye Edebiyatı için benzer bir ödüllendirmenin gerekliliğine inandığım değerlendirmelerdir.

Bütün bu neden ve sevgiyle her çıkan telif polisiye romanı muhakkak takip ederim. Bazılarını çok beğenir; bazılarının bana göre eleştirilecek yönleri bile olsa olaya bir eleştirmenin bilgiç yaklaşımı ile değil daha sevecen yaklaşırım. Örneğin geçen yıl, Esmahan Aykol’un, Çağatay Yaşmut’un ve bu yıl özellikle Barış Uygur’un dedektif Süreyya Sami öyküleri kahramanının isminin bende çağrıştırdıkları dışında- beni mutlu eden ve Türk Polisiye Edebiyatı adına beni umutlandıran yapıtlardı.

GERİLİM HİÇ DÜŞMÜYOR

Bu kez Remzi Kitabevi’nin yayınladığı Demir Toros’un eseri “Akrep Yuvası” beni mutlu etti. Anladığım kadarı ile Demir Toros genç bir heveskâr değil; iki romanı daha basılmış deneyimli bir yazar. “Akrep Yuvası”; polisiye romanın Amerikalıların “thriller” dediği türe giriyor. Bu türde polisiye romanın iki başat öğesi olan suç ve muamma yanında; macera, aşk, gerilim ve şiddet de aynı ağırlıkta rol oynar. Yani thrillerde klasik “katil kim?” romanlarında olduğu gibi Mösyö Poirot’lar ‘beyinlerindeki gri maddeleri’ çalıştırarak katili bulmazlar. Cinayet, romanın başında işlenip katil aranmaz. Olayların gelişimi ve önlenemez bir şiddetin sonucu suç işlenir; suçtan dolaylı veya dolaysız zarar gören, yaralanan, öfkelenen dedektifimiz yalnız beynini çalıştırarak değil, bazan yumruklarını da çalıştırarak suçluyu yakalar. Roman boyunca gerilim hiç düşmez. Bu türün bazı yazarları suçu ve suçluyu anlatırken toplumsal ve politik sorunlara da değinirler.
Demir Toros’un yapıtı bu tipik thriller özellikleriyle rahatça okunuyor ve sürpriz finaliyle etkileyici bir polisiye romanın bütün özelliklerini taşıyor. Romanın asıl beni tesir altında bırakan özelliği ise yazarın çok vurgulayıcı olarak işlediği sahipsiz küçük çocuklar. Bu sorunu hepimiz biliriz; ama genelde toplum olarak bunlar için pek bir girişimde bulunmayız hatta bazen “tinerci serseriler” diye aşağılarız.
Toros, bunlardan birkaçını romanının başat kahramanlarından yaparak sürükleyici bir polisiye yanında bu toplumsal sorunu da etkileyici bir şekilde bizim kafamıza sokmaya çaba gösteriyor ve kanımca bunda başarılı oluyor. Heybeliada doğumlu hemşerimiz ünlü Yunanlı polisiye roman yazarı Markaris, “Toplumsal romanın yerini polisiye roman aldı” derken herhalde Demir Toros’un yapıtları gibi polisiye romanları kastediyordu. Polisiye roman eleştirisi yaparken söz konusu kitabın öyküsünü birazcık olsun anlatmayı hiç sevmem; bana okuyucunun roman okuma keyfini bozarım gibi gelir; onun için “Akrep Yuvası”nı anlatmayacağım.


YAZMAYA DEVAM!

Yalnızca, biraz da kendi hatası yüzünden çocuğunun başına gelenlerin acısını hafifletmek için çabalayan bir babanın hikâyesi demekle yetineceğim. “Akrep Yuvası”nı bir polisiye roman çokseveri olarak polisiye roman severlere öneririm ama okuyucu kabul ederse bir şartım var. Bazı önfikirlilerin etkisi altında kalıp polisiye roman okudukları için mahçup bir zevk yaşamasınlar; gerine gerine “iyi bir polisiye roman okuyorum” desinler.
Bir beklentim de şu: Demir Toros polisiye roman yazmayı bırakmasın ve yeni eserler vermeye devam etsin. Bunu şunun için söylüyorum. Bazı yazarların polisiye roman yazdıklarını hem de iyi polisiye roman yazdıklarını gözlemledikten ve sevindikten sonra polis romanı yazmayı bıraktıklarını görmek beni üzüyor. Örneğin 1990’lı yıllarda Türk Polisiye Edebiyatı’nın en nitelikli örneklerinden biri olan “Marsyas’ın Cesetleri”ni yazan Tamer Ay’ın, iki kişilik dedektif takımlarının başarılı örneklerini yazan Piraye Şengel ve Algan Sezgintüredi’nin, “Volkan’ın Romanı” ile umut verici bir ilk eser veren Ahmet Tulgar’ın ve özellikle bir polisiye roman parodisi olarak başeser olarak tanımladığım Alper Canıgüz’ün “Oğullar ve Rencide Ruhlar”dan sonra polisiye romandan uzak durmaları beni üzüyor. Bir polisiye roman çokseveri olarak yazarlardan çok şey mi istiyorum bilmiyorum ama bizim onlara verebildiklerimizi düşününce de onları da haklı bulmuyor değilim.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163