VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Nisan 2015 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > İngiliz aristokrat mizahının uç noktası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İngiliz aristokrat mizahının uç noktası

Evelyn Waugh’in kaleme aldığı “Bir Avuç Toz”, bir sadakatsizlik öyküsü ile örülmüş bir dönem romanı. Yazarın karısı tarafından aldatılması ve boşanmalarının ardından yazılmış olması da tesadüf olmasa gerek.

AYLA AKBUAR


“Bana kim olduğumu sorduğunuzda kesin olarak verebileceğim tek yanıt ‘ismim’olur. Geri kalanı; yani sevdiklerim, nefret ettiklerim ve hatta en derin arzularıma kadar benim kendi duygularım mıdır yoksa çaresizce olmak istediğim birilerinden mi çalınmıştır, artık bunu söyleyemiyorum” EVELYN WAUGH

Türkiye’de kişi başına 7,1 kitap düştüğünü söyleyen istatistiklere inanmayın. Milli Eğitim Bakanlığı’nın dağıttığı kitapları çıkardığımızda kişi başına 1,7’e iniveriyor o sayı. Gerçi genel nüfusun yüzde 4,5’unun kitap okuduğu, düzenli kitap okuyanların da on binde bir olduğu gerçeğini de hatırlamakta fayda var. Buna rağmen edebiyat var. İyi ki var da, nefes alıyoruz.

Kitapseverler nefes aldığı sürece de edebiyat var olmaya devam edecek. Ve edebiyatla yaşamı anlamlandıranlar için, sadece türkçe okuyarak edebiyatı takip etmek, eksik kalıyor. Özellikle çeviri kitapların takibi, hem ilgi ve şans hem de yayıncıların yıllık planlarıyla yakından ilgili. Ne mutlu ki, yayınevlerinin son yıllardaki gerçekten önemli çabaları bu açığı bir nebze olsun telafi ediyor. Everest Yayınevi’nden nisan ayı başında çıkan “Bir Avuç Toz” da bunlardan biri...

Yüzyılın başında İngiltere’de doğmuş olan yazar Evelyn Waugh, ülkemizde pek bilinmese de Newsweek’in “İngilizce yazılmış en iyi 100 kitap” listesinde yer alan önemli bir yazar. Dickens’ın yayıncısı ve editörü bir babanın oğlu olarak doğan Waugh, öğretmenlik yaparken, adının karıştığı bir taciz olayı sonrasında gazeteci olmaya karar verir. İlk kitabı olan Rosetti’nin biyografisinin ardından, 1928’de “Decline and Fall” isimli romanını yazar. Vile Bodies(1930), Black Mischief (1932), A Handful of Dust (1934), Scoop (1938), Work Suspended (1942), Put Out More Flags (1942), Beideshead Revisited (1945), The Loved One (1948), Helena (1950), Sword of Honour Trilogy- ‘Men at Arms (1952), Officers and Gentlemen (1955), Unconditional Surrender (1961)’ -,The Ordeal of Gilbert Pinfold ( 1957), ardarda yayımlanır.

İkinci Dünya Savaşı öncesi güzel zamanları anlatan, en bilinen kitabı “Brideshead Revisited”, 1980’lerde Jeremy Irons’ın da rol aldığı bir BBC dizisi olur ve bilinirliği artar, diğer kitaplarının da filmi çekilir. İkinci evliliğinden ve savaşın ardından koyu bir katolik olan Waugh, “Sword of Honour” üçlemesini George Simenon’a ithaf eder. 1963’teki son kitabı “Basil Seal Rides Again” ise pek ses getirmez.

İkinci Dünya Savaşında İngiliz Donanmasında yer alan yazarın, savaş şartları gözönüne alınırsa üretkenliğine şapka çıkarmamak mümkün değil. Her ne kadar yaşamının son günlerinde, fazla alkol tüketimi, depresyon ve sakinleştirici ilaçlar sebebiyle daha az yazsa ve ropörtajlardan kaçsa da, Waugh’un bu başarısını görmek oğluna ve hatta torununa kısmet olur. Torunu Alexander Waugh, Evelyn’in izinden gider, “Fathers and Sons” kitabında Evelyn’in kardeşi ve babasıyla ilişkileri başta olmak üzere beş nesile uzanan atalarını yazar.

Adam Philips’in ‘romanları ve seyahat yazılarında insanların kendileriyle ve diğer insanlarla geçinme konusundaki tuhaf yeteneksizliğini, ayrılığın esrarengizliğini, savaş ve ölüm üzerine düşünceleri işlediğini’ söylediği Waugh, bir mülakatında “Ben yazmayı bir karakter araştırması olarak değil, dil kulllanımında bir alıştırma olarak görüyorum. Doğrusu bu konuda saplantılıyım. Teknik bir psikoloji ilgim yok. Beni drama, konuşma ve olaylar ilgilendiriyor” der.

Hiciv, aşk, macera içeren “Bir Avuç Toz” tam da bunun altını çiziyor. Olaylar ve dramanın vurgulandığı metinde karakterlerin psikolojisine dair çok fazla şey öğrenmiyoruz. Birinci Dünya Savaşı sonrasında yazılmış bu kitap, aslında bir sadakatsizlik öyküsü ile örülmüş bir dönem romanı. Yazarın karısı tarafından aldatılması ve boşanmalarının ardından yazılmış olması bir tesadüf olmasa gerek. Romandaki tüm hicve rağmen hakim olan karamsar havanın sebebi de bu muhtemelen. Taşradaki malikanesinden ve evliliğinden sıkılmış Brenda, aslında hiç de öngöremediği bir zamanda sevimsiz, işsiz güçsüz, hatta duygusuz ve fırsatçı diyebileceğimiz Bay Beaver’a tutulur. Beaver’ın umursamaz halleri, Brenda’nın aşkını azaltacağına artırır.

Demek ki, kötü çocuklara aşık olma modası günümüze ait değilmiş diye düşündürür okuyucuyu. Brenda’nın aşkı uğruna Londra’da kalmayı seçmesine rağmen, kocası Tony’nin karısına ‘güvenmeyi alışkanlık haline getirmesi’ meselenin anlaşılmasını haylice geciktirir. Buraya kadar basit bir aşk üçgeni gibi ilerleyen kitap, okudukça şaşırtan satırlara gebe, emin olun. Bunda yazarın iki ayrı son yazmasının payı büyük kuşkusuz. İlk seçtiği son, aslında daha önce çıktığı bir Brezilya seyahatinde yazdığı bir kısa öykünün ( Dickens Seven Adam) romanla birleştirilmesini içeriyor. Londra’da sakin bir hayat süren kahramanın Brezilya ormanlarındaki macerası ve etkileyici finali çok çarpıcı… Yazarın da kitabın sonunda belirttiği gibi, Amerikalı yayıncısının, telif sorunu yüzünden bu öykünün yer alamayacağını söylemesi üzerine ikinci bir son yazıyor.

İkinci son, ilki kadar macera içermese de, beni daha fazla düşündürdü açıkçası. Belki, olabilirliği ve acımasızlığıyla daha fazla can yaktığından… Bilemedim. Bir de tabii, daha üzerinden yüz yıl bile geçmemişken evlilik ve boşanmaların uğradığı değişime, bunların toplumdaki izdüşümlerine şaşırmamak elde değil.
Romanlarının yanısıra, seyahat kitapları, kısa hikayeler ve makalaleri de bulunan Evelyn Waugh’un Everest Yayınları’ndan çıkan “Bir Avuç Toz” romanı, 1985 yılında Can Yayınevi tarafından basılan “Brideshead’e Son Gidiş” ten sonra dilimizde basılan ikinci kitabı. Kitabın çevirmeni Roza Hakmen, tertemiz ve duru çevirisi ile orijinal dilde okumanın eksikliğini hiç hissettirmiyor.

Bir Paskalya Günü - 10 Nisan 1966’da- kalp krizinden genç bir yaşta hayata veda eden Waugh’un Sevan Nişanyan’a göre en iyi iki kitabı ve ‘İngiliz aristokrat mizahı’nın uç noktası dediği, “Black Mischief” ile “Scoop”un da türkçeye çevrilmesini dört gözle bekliyoruz.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam